Dünya Hidrojen enerjisi Konseyi Başkanı Prof. Dr. Nejat Veziroğlu: “Türkiye önümüzdeki 20 yıl içinde hidrojen enerjisine geçmek için gerekli planlamayı yapmalı”

28 Mart 2019 Dergi: Mart-Nisan 2019

Bir asra yaklaşan ömrünün neredeyse tamamını bilime adamış, “dünyayı kurtaracak adam” sıfatıyla tüm dünyayı etkileyebilmeyi başarmış değerli bir bilim insanı Prof. Dr. Turhan Nejat Veziroğlu…

Yaptığı çalışmalarla “Hidrojen Ekonomisi” teorisinin fikir babası olan Prof. Dr. Veziroğlu, dünyanın gelecekte alternatifsiz olarak yöneleceği hidrojen yakıtı konusunda tartışmasız bir otorite…

Prof. Dr. Veziroğlu ile 1974 yılında düzenlenen ilk hidrojen konferansından günümüze kadar yaşanan gelişmeleri ve hidrojen enerjisinin temiz enerji olarak hayatımıza dahil olmasıyla bizi neler beklediğini konuştuk…

Bilime adanmış bir ömür…

24 Ocak 1924 tarihinde İstanbul’da doğan Veziroğlu, ilköğrenimini İzmir’de liseyi ise İstanbul Pertevniyal Lisesi’nde okuyor. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde aldığı lisans eğitimi sonrasında 1962 yılında Miami Üniversitesi’nde mühendislik çalışmalarına katılıyor. 1965 yılında lisans çalışmaları yöneticisi olan ve Mühendislik ve Mimarlık Okulu’nun ilk doktora programını başlatan Veziroğlu, 1971-1975 yılları arasında Makine Mühendisliği Bölüm Yöneticiliği yapıyor. 1973 yılında Temiz Araştırma Enstitüsü’nü (Clean Energy Research Institute) kurarak, 1975-1979 yılları arasında dekan yardımcılığı görevini yürütüyor. 2004-2007 yılları arasında görevli izine ayrılan Veziroğlu, İstanbul’da UNIDO-ICHET’i (United Nations Industrial Development Organization – International Centre for Hydrogen Energy Technologies) kuruyor ve 2009 tarihinde Miami Üniversitesi’nde Emeritus Profesör unvanını alıyor. Yaşamı boyunca uluslararası pek çok ödüle layık görülen Veziroğlu, 1974 yılında Türkiye Cumhurbaşkanlığı Bilim Ödülü, 1981 yılında Çin Xian Jiatong Üniversitesi tarafından fahri profesör unvanı, 1982 yılında Global Energy Society tarafından Energy for Mankind ödülünü alıyor. Veziroğlu, 1988 yılında Arjantin Bilim Akademisi’ne seçiliyor, 2000 yılında ise Hidrojen Ekonomisi kurulmasına ve geliştirilmesine yönelik çalışmalarından dolayı Ekonomi alanında Nobel’e aday gösteriliyor.

1974 yılından bu yana hidrojenin yakıt olarak kullanılması konusunda çalışmalar yürüten Dr. Veziroğlu, 18-20 Mart 1974'te Miami’de ilk büyük Hidrojen Enerji Konferansı’nı düzenliyor. Konferansın açılış konuşmasında hidrojen enerji sistemlerini fosil yakıtların tükeniyor olması ve bu yakıtların kullanımının çevreye verdiği kalıcı zararlara çözüm olarak öneren Dr. Veziroğlu, o günden bugüne değin dünyanın dört bir yanında “temiz ve tükenmeyen enerji kaynakları” konulu brifingler veriyor, bilimsel çalışmaları koordine ediyor.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi’ni birlikte kurduğu eşi Dr. Ayfer Veziroğlu, Dr. Veziroğlu’nun biyografisini ve 43 yıllık hidrojen enerjisi ısrarının öyküsünü “Hidrojen Romantiği” kitabında kaleme aldı. Ömrünü hidrojen enerjisinin yayılmasına adayan Veziroğlu, Hidrojen Enerjisi Ekonomisi fikrini ve bu konuya verdiği önemi şöyle anlatıyor: “Ben dünya için kaygılanan, doğayı seven, tüm canlıları seven bir insanım. Evet gezegenimizin geleceğinden endişeliyim, çünkü canlı hayatına ev sahipliği yapacak bilinen başka bir gezegen yok, onun için elimizdeki gezegenimize sahip çıkmalıyız. Para kazanmak için canlı hayatı yok etmemeliyiz. Bir fikrin ortaya atılmasından sonra geçen aşamada insanların ürünler için duyarlı olması ve politikacılardan daha iyi bir çevre için isteklerde bulunması ve bunun için çaba sarf etmeleri gerek. Yalnızca hidrojen enerjisine geçiş için değil, geri dönüşüm projeleri yapılmalı, alternatif enerjiler -yenilenebilir, güneş, rüzgâr, jeotermal gibi- kullanılması için kanunlar çıkarılmalı, halkımızda temiz enerji konusunda eğitilmeli ve hükûmetten taleplerde bulunmalı. İş adamlarımız çok girişken, onlara da özendirici teklifler sunulmalı”.

Hidrojenin yenilenebilir enerjiden üretilmesinin dünya için değerini ise şöyle açıklıyor Veziroğlu, “Hidrojen bir enerji taşıyıcısıdır. Dünyada serbest olarak çok az hidrojen vardır. Dolayısıyla birçok enerji kaynağından elde edilebilir. Arzumuz yenilenebilir enerjilerden üretilmesi. Böylece hava kirliği, çevre kirlenmesi ile birlikte birçok sağlık sorunlarına da çözüm olacak bir enerji sistemi. Sudan elde etmek isterseniz, suyu ayrıştırarak elde edebilirsiniz. Doğalgaz, kömür ve petrolden elde edilebilir; fakat elde edilme aşamasında kirliliğe sebep olur. Hidrojen petrolün kullanıldığı her yerde kullanılabilir. Elektrik elde edilip, evlerde ve sanayide kullanılabilir. Bazı sanayi ürünlerinde ek madde olarak kullanılabilir. Çok kullanım alanı olan bir maddedir.” 

 

Prof. Dr. Veziroğlu'nun ağzından ilk konferanstan günümüze hidrojenin hikayesi...

 

“İlk konferanstan günümüze dünyanın 50 ülkesinde bulunan hidrojen  enerjisi dernekleri kuruldu”

Hidrojen Enerjisi fikri 1974 yılında The Hydrogen Economy Miami Energy (THEME) konferansında ortaya atıldı. Hidrojen enerjisi çalışmalarını yönlendirmek için yine 1974 yılında International Association for Hydrogen Energy (IAHE) kuruldu. IAHE, 1976 yılından bu yana 2 yılda bir çift yıllarda dünyanın büyük şehirlerinde yapılan Dünya Hidrojen Enerjisi Konferanslarını düzenliyor. 2020 yılındaki konferans İstanbul’da yapılacak. IAHE ayrıca iki yılda bir tek yıllarda ise Dünya Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Forum ve Sergisi düzenliyor. Bu yıl ki etkinlik Ağustos ayında Japonya’nın Şangay  şehrinde düzenlenecek.

Bugün Türkiye dahil dünyanın 50 ülkesinde ulusal hidrojen enerjisi dernekleri bulunuyor. Bu dernekler bulundukları ülkelerde her yıl hidrojen enerjisi konferansları tertip ediyor. Türkiye’de bulunan derneğin bu yılki konferansı Edirne Üniversitesi’nde yapılacak.

1976 yılında Elseiver firmasının çıkarttığı “Journal of Hydrogen Energy” Dergisini (IJHE) bilimsel yayın dünyasına kazandırdık. İlk yıl 4 sayı basılırken 2018 yılında 52 sayı basıldı ve bu yıl 60 sayı basılacak.

“ICHET teşkilatı Türkiye’de hidrojen çalışmalarına yön verdi”

Kalkınmış memleketler ile kalkınmakta olan memleketler arasında köprü vazifesi yapacak United Nations Industrial Development Organization (UNIDO), Türk hükümetinin desteği ile 2004 yılında İstanbul’da UNIDO International Center for Hydrogen Energy Technologies (ICHET) teşkilatını kurdu. Miami Üniversitesi’nden aldığım izinle bu teşkilatın kurulmasına yardım ettim. Ancak yeni bütçe verilmediği için merkez 6 yıl sonra kapandı. Bu merkez Türkiye’de hidrojen çalışmalarına yön verdi ve bugün Türkiye’nin pek çok üniversitesinde ve TÜBİTAK Marmara Araştırma Enstitüsü’nde hidrojen enerjisi ile ilgili çalışmalar yapılıyor.  Bununla birlikte Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Prof. Dr. Nejat Veziroğlu Temiz Enerji Uygulama ve Araştırma Merkezi kuruldu. Bu merkezdeki gençler hidrojen yakıt pilleri üzerine mühim çalışmalar yapıyor. Vestel şirketi de bu hidrojen yakıt pillerini piyasaya sürme hazırlığı içerisinde.

Toyota, Honda, Hyundai, ve Mercedes şirketleri hidrojen ile çalışan otomobil, otobüs ve kamyon satıyor. Hidrojen ile çalışan forkliftler mevcut. Japonya’da, Çin’de, Fransa ve Almanya’da hidrojen ile çalışan trenler var. Türkiye de dahil olmak üzere dünyanın birçok memleketinde denizaltılar hidrojenle çalışıyor. Dünyadaki uzay çalışmalarının en randımanlı yakıtı hidrojen. Amerikalıların Ay’a insan gönderdiği rokette tepkiyi, elektrik enerjisini ve astronotların suyunu hidrojen sağlamıştır.

2017 Ocak ayında İsviçre Davos’ta düzenlenen üst düzey Dünya Ekonomisi toplantısında dünyanın en büyük 13 enerji ve taşıt firması, küresel ısınmanın ve hava kirliliğinin çözümü için “Hydrogen Council” adında bir birlik kurdular. Bu birliğe her geçen gün yeni firmalar dahil oluyor ve bugün dahil olan şirketlerin sayısı 53.

“Türkiye ihtiyacı olan yakıtı hidrojen olarak su, güneş, rüzgâr ve jeotermal enerjisinden üretebilir”

Enerji ile ilgilenen üniversiteli gençlerimize, hidrojen enerjisi ile ilgili araştırmalar yapmalarını, bu konuda uzmanlaşmalarını ve Türkiye’nin bir an önce hidrojene geçmesini sağlamalarını öneriyorum. Dünyanın birçok memleketi, Japonya, Güney Kore, Çin, Almanya ve Fransa başta olmak üzere, küresel ısınmanın ve şehirlerdeki hava kirliliğinin kalıcı çözümü olarak hidrojene geçmek için planlar yaptı ve büyük mesafeler kat etti. Rusya’nın GasProm şirketi doğalgazdan hidrojen üretip, hidrojeni Avrupa’da pazarlamak için temaslara başladı. Hükümetimiz de söylediğim memleketlerin hidrojen enerjisine geçiş programlarını inceleyerek Türkiye’nin önümüzdeki 20 yıl içinde hidrojen enerjisine geçmesi için gerekli planlamayı yapmalıdır. Türkiye ihtiyacı olan yakıtı, linyit, kömür, petrol ve doğalgaz yerine hidrojen olarak su, güneş, rüzgâr ve jeotermal enerjisinden üretebilir. Ayrıca, gece kullanılmayan elektrikten ve Mersin’de yapılan nükleer santralin gece üreteceği elektrikten hidrojen üretilebilir.

Bunun Türkiye’ye şu faydaları olacak:

  1.       Türkiye, kömür, petrol ve doğalgaz ithal etmeyecektir.
  2.       Türkiye’de hava kirliliği kalmayacak ve fosil yakıtlı santrallerin insalara, hayvanlara ve tarıma verdiği zarar ortadan kalkacaktır.
  3.       İşsizlik azalacaktır.
  4.       Türkiye’nin ihracat geliri ithalat gelirinin üstüne çıkacaktır.
  5.       Türk parası değer kaybetmeyecek ve enflasyon olmayacaktır.
  6.       Faizler düşecektir.
  7.       Türkiye’nin kalkınma hızı artacaktır.

Türk-Çin işbirliği ile kalkınma projeleri geliştirilmesini öneriyorum”

Önümüzdeki 20 yıl içinde Çin, dünyanın bir numaralı ekonomisi olacak. Dünya ile ticaretinde taşımacılık zamanını ve masraflarını azaltmak için dünyanın her tarafına demiryolu, karayolu ve gerekli limanları yapmayı planlamış ve bunların finansmanı için Türkiye’nin de ortak olduğu iki büyük banka kurdu. Türkiye’nin Çin ve Orta Asya ile ticaretini artıracak, Türkiye’de yeni sanayilerin kurulmasını ve bunların finansmanını sağlayacak bir mega proje hazırlayaak hükümetimize sundum. Projenin detayları şöyle:

“Çin bu yüzyılın ortasında dünyanın en büyük ekonomisi olacaktır. Nüfusu 1.5 milyara yaklaşan Çin’in gıdaya, hammaddeye ve her türlü ürüne büyük ihtiyacı vardır. Çin’in milli geliri arttıkça bu ihtiyaç da artmaktadır. Bunu en süratli ve en ekonomik bir şekilde karşılamak için bilindiği gibi Çin Belt & Road (B&R) Projesi başlatmış, yapılacak karayolu ve demiryollarının finansmanı için bir banka, ve yolların geçeceği memleketlerde yatırımlar için ikinci bir banka kurmuştur. Bu proje ile ilgili olarak Çin’den Almanya’ya bir demiryolu inşaatı başlamıştır (haritada 1 numaralı yol), Çin’den Pakistan’ın Bulucistan sahiline Himalaya dağlarından geçen bir demiryolu inşaatı da başlamıştır (haritada 2 numaralı yol). Pakistan’ın Bulucistan sahilinde de çok büyük bir liman inşaat halindedir. Doğu Afrika’nın Cibuti, Mombasa, Darüsselam ve Durban limanlarından gemilerle taşınacak hammadde ve ticari kargolar bu yeni limandan Çin’e trenlerle ve tırlarla taşınacaktır. Çin Afrika’da da adı geçen limanlardan bu limanların hinterlandlarına demiryolu yapmaktadır. Çin de bu yoldan (yani Pakistan üzerinden) orta ve güney Afrika’ya giyim ve ev eşyası ve diğer ticari ürünlerini gönderecektir.

Çin’in bu büyük B&R Projesine Türkiye dahil 163 memleket iştirak etmektedir. Türkiye’nin B&R Projesi dahilinde Çin’e aşağıdaki İpek Yolu ve Limanı projesini teklif etmesini ve bununla beraber çoğu Türk-Çin işbirliği ile yapılacak diğer kalkınma projelerini gerçekleştirmesini öneririm:

 

  1.          İpek Yolu ve Limanı Projesi: Kaşkar’dan başlayarak Taşkent, Aşkabat, Tahran, Hakkari, Şanlıurfa, Kahramanmaraş ve Gaziantep üzerinden Dörtyol’a uzanacak İpek Yolu (Karayolu ve Demiryolu) Projesi (haritada 3 numaralı yol), ve buna bağlı olarak Dörtyol ile İskenderun arasında Rotterdam limanı büyüklüğünde İpek Yolu Limanı’nın yapılmasını teklif etmeliyiz. Bu yolun kuzeyindeki ve güneyindeki Orta Asya ve Orta Doğu ülkelerinden demiryolu ve karayolu bağlantıları olacaktır.

 

Haritadan da görüleceği gibi İpek Yolu takriben Avrupa Yolunun yarısı uzunluğunda ve Pakistan Yolunun iki misli uzunluğunda olacaktır. Bu yol Çin ile Orta Asya, Orta Doğu, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika memleketlerini en kısa, en süratli ve ekonomik bir şekilde bağlamış olacaktır. Batıya gidecek kargolar, Çin’den, Orta Asya’dan ve Orta Doğu’dan İpek Yolu (demiryolu ve karayolu) ile İpek Yolu Limanına taşınacak ve oradan da gemilerle Akdeniz Limanlarına götürülecektir. Aksi istikamette de kargolar Akdeniz memleketlerinden İpek Yolu Limanına gemilerle gelecek ve oradan da Orta Doğu, Orta Asya memleketlerine ve Çin’e dağıtılacaktır. Bu; Çin, Orta Asya, Orta Doğu ve Akdeniz memleketleri arasında kargo taşımacılığını hızlandıracak, ucuzlatacak ve ticareti artıracaktır.

 

  1.          Türkiye’de Çin- Türk Yatırımları: İpek Yolu ve Limanı Projesi ile ilgili olarak Çin – Türk iş birliği ile aşağıda açıklanan projeler gerçekleştirilecektir:

 

2.1. Akdeniz Tersanesi: Dörtyol ile İskenderun arasında Çin- Türk ortaklığı ile büyük bir tersane kurulacaktır. Bu tersanede büyük, orta boy ve küçük yolcu gemileri, yük gemileri, kargo gemileri, tankerler ve feribotlar inşa edilecek ve bütün dünyaya satılacaktır.

 

2.2. Balıkçılık Kompleksi: Dörtyol ile Mersin arasında büyük bir balıkçılık limanı, buzhaneler ve konserve fabrikalarından ibaret Çin-Türk işbirliği ile büyük bir Balıkçılık Kompleksi kurulacaktır. Bu limandan kalkan buzhaneli balıkçılık gemileri Akdeniz’de, Atlas Okyanusu’nda, Kızıl Deniz’de ve Hint Okyanusu’nda avlanan balıkları komplekse getireceklerdir. Buradan da balıklar dondurulmuş olarak yahut konserve halinde Çin’e, Orta Asya’ya ve Orta Doğu’ya ihraç edilecektir.

 

2.3. Dicle-Harran Ovası Su Kanalı: Dicle nehrinin sularının yarısı tünel ve akuadükler vasıtasıyla Harran Ovasına akıtılacak, ve Harran’ın üretimi bir misli artırılacaktır.

 

2.4. Harran Ovası Tarım Üretimi: Fırat ve Dicle suları ile sulanan Harran Ovası’nda büyük şirketler ve büyük kooperatifler vasıtası ile yüksek kalitede ve yüksek miktarda meyve, sebze ve hububat üretilip Çin, Orta Asya ve Orta Doğu’ya ihraç edilecektir.

 

2.5. Doğuda Hayvancılık ve Su Ürünleri Üretimi: Doğu Anadolu’nun dağlık bölgelerinde büyük şirketler ve kooperatifler vasıtası ile kalitesi ve miktarı yüksek hayvan (sığır, lama, koyun, keçi, tavuk vesaire), et ürünleri, yumurta, süt ürünleri (peynir, yoğurt, tereyağı vesaire), yün ve deri ürünleri üretilip, Çin’e, Orta Asya’ya ve Orta Doğu’ya ihraç edilecektir.

 

2.6. Madencilik Yatırımları: Türkiye’nin uygun yerlerinde bakır madeni kompleksi (bakır üretimi, kablo üretimi, vesaire), krom kompleksi (krom üretimi, kromlu çelik üretimi vesaire) ve kükürt kompleksi kurulacaktır. Ürünlerin bir kısmı Türkiye’de kullanılacak ve ürünlerin çoğu ihraç edilecektir.

 

2.7. Enerji Yatırımları: Çin-Türk işbirliği ile büyük bir güneş pilleri üreten kompleks, ve rüzgâr türbinleri üreten diğer bir kompleks kurulacaktır. Bu ürünler kullanılarak Türkiye’de güneş enerjisi ve rüzgâr enerjisi yatırımları artırılacak, elektrik ve hidrojen üretilecektir.

 

2.8. Demiryolları: Çin – Türk işbirliği ile Türkiye’nin bütün mühim şehirleri limanlara bağlanacak ve Türkiye’nin demiryolu ağı iki misline çıkarılacaktır. Türkiye’nin her tarafına hızlı tren işleyecektir.

 

2.9. Lokomotif ve Vagon Üretim Kompleksi: Çin – Türk işbirliği ile Eskişehir’deki lokomotif ve vagon fabrikası büyütülecek, Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılayacak ve hatta ürünlerini ihraç edebilecek kapasiteye çıkarılacaktır.

 

2.10. Hidrojen Üretimi: Nükleer santralların ürettiği elektrik enerjisinin takriben %30’u (gece üretilen kısmı) ziyan olur. Mersin’deki nükleer santral ve Sinop’ta yapılacak nükleer santral yanına birer hidrojen elektroliz tesisi kurulup geceleri hidrojen üretilecektir. Geceleri kullanılmayan ve ziyan edilen elektrikten hidrojen üretmek üzere Türkiye’nin muhtelif yerlerinde elektroliz kompleksleri kurulup hidrojen üretilecektir.

 

2.11. Mazot ve Benzinin Sonu: Avrupa’da, Çin’de, Japonya’da ve dünyanın birçok memleketinde iki binli yılların ortalarına kadar  - küresel ısınma ve hava kirliliği ile mücadele için - mazot ve benzin kullanımı yasaklanacaktır. Bunların yerine hidrojenli ve elektrikli araçlar ve gereçler kullanılacaktır. Türkiye de memlekette hidrojenli otomobil, otobüs, kamyon, araç ve gereçlerin üretimi ve kullanmasını desteklemelidir. Bu aynı zamanda Türkiye’nin ticaret açığını azaltacak yahut kapatacaktır.

 

2.12. Kuzey Kıbrıs’a Elektrik, Doğal Gaz ve Uzay Üssü: Türkiye’den KKTC’ye deniz altından elektrik ve doğal gaz verilecektir. Kuzey Kıbrıs’ta uzay araştırmaları, uzay seyahatleri ve uzaya uydu gönderilmesi için bir Uzay Üssü kurulacaktır.

 

2.13. Türkiye’ye Faydaları: On yıl içinde Türkiye’nin ihracatı dört misline çıkacak, ticaret açığı kapanacak, Türk lirası kıymetlenecek, faizler düşecek ve Türkiye’nin kalkınması hızlanacaktır.

 

  1.          İpek Yolu Ekonomik Birliği, Ekonomik Birlikler ve Dünya Federasyonu: Dünya birleşmeye ve bir dünya hükümeti kurmaya doğru ilerlemektedir. Bunun için ilk önce bölgesel ekonomik birlikler kurulacak ve bu birlikler birleşerek dünya federasyonunu kuracaktır. Bununla ilgili olarak yapmamız gerekenleri ve yapılacakları aşağıda açıklıyoruz:

 

3.1. Mevcut Ekonomik Birlikler: Avrupa Birliği böyle bir ekonomik birliktir. Kuzey Amerika Serbest Ticaret Birliği de bir ekonomik birliktir.

 

3.2. İpek Yolu Ekonomik Birliği: Türkiye, Orta Asya ve Orta Doğu memleketlerini içine alan bir ekonomik birlik kurmalıdır. Bu sıkı tarihi ve kültürel bağları olan bu bölgenin ekonomik kalkınmasını hızlandıracaktır.

 

3.3. Diğer Kurulacak Ekonomik Birlikler: Rus Federasyonu 20 kadar Cumhuriyeti içine alan bir ekonomik birliktir. Buna Beyaz Rusya da ilave edilecektir. Çin, Moğolistan, Kuzey ve Güney Kore ve Tayvan ile birlikte bir ekonomik birlik kuracaktır. Hindistan, Sri Lanka ve İndo-Çin yarımadası memleketleri bir ekonomik birlik olacaktır. Batı Pasifik memleketleri (Japonya, Filipinler, Endonezya, Avusturalya ve Yeni Zelanda) bir ekonomik birlik kuracaktır. Afrika memleketleri bir ekonomik birlik kuracaktır ve Güney ve Orta Amerika memleketleri diğer bir ekonomik birlik kuracaktır.

 

3.4. Dünya Federasyonu ve Avantajları: Yukarıda açıklanan 9 ekonomik birlik birleşerek Dünya Federasyonunu kuracaktır. Dünya Federasyonunu kurulunca ordulara gerek kalmayacak, silah üretimi ve yarışması ortadan kalkacak, harpler ortadan kalkacak, kanunlardan kaçanlara yataklık eden ve vergi kaçakçılarına yataklık eden (İsviçre ve Panama gibi) irili ufaklı memleketler kalmayacağı için vergi ve servet kaçakçılığı da ortadan kalkacaktır. Dolayısı ile ordulara saf edilen, silahlara sarf edilen ve vergi kaçakçılığı olamayacağı için kazanılan servetler dünyanın geri kalmış memleketlerinin kalkınmasına sarf edilecek ve bütün dünyanın hayat seviyesi yüksek, çevresi temiz cennet gibi olması sağlanacaktır.