Termik Santral Atık Isılarının Değerlendirme Projesi ile Sağlanan Emisyon Azaltımının Sertifikalandırılması Kentsel Isıtma Uygulaması / Soma Projesi

10 Haziran 2014 Dergi: Mayıs-Haziran 2014

MücahitSav,

Zafer Çiçek

Elektrik Üretim A.Ş. Genel Müdürlüğü                             

Gökhan Kaya,

Ebru Bayar

Soma Elektrik Üretim A.Ş. Genel Müdürlüğü

Elektrik Üretim A.Ş. Genel Müdürlüğü, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu-Marmara Araştırma Merkezi (TÜBİTAK-MAM) ve Yıldız Teknik Üniversitesi'nin ortaklaşa geliştirdiği; enerji verimliliğini arttırmak üzere Termik Santral Atık Isılarını Faydaya Dönüştürme Yöntemlerinin Araştırılması, Geliştirilmesi ve Binalarda Isıtma Uygulaması (TSAD) projesinin fizibilite çalışmaları 2006 yılında başlamıştır. Manisa ilinin Soma ilçesinde, Soma Termik Santrali atık ısıları ile kentsel ısıtma yapılması için proje çalışmalarına başlanmış olup, 2014 yılı içerisinde ilk ısıtmanın yapılması amaçlanmıştır.

2013 yılı içerisinde söz konusu projeden sağlanan emisyon azaltımının sertifikalandırılması için de çalışmalara başlanmıştır. Başta Avrupa olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde yapılan kentsel ıstma projelerinin sertifikalandırma yapılarak emisyon ticaretine dahil olması, dünyada sadece Çin'de birkaç projede uygulanmıştır. Bu nedenle projenin dünyada örneği çok az olup, Türkiye'de ilk defa uygulanacaktır. Bu tür projelerle SEAŞ/EÜAŞ Genel Müdürlüklerinin, enerji verimliliği ve karbon azaltım projeleri konusunda Kamu’ya öncülük yaparak, iklim ve çevre konularında farkındalığı önemli ölçüde artırmış olup, özel sektöre de örnek olacağı düşünülmektedir.

 1. Termik Santral Atık Isılarının Değerlendirilmesi ile Kentsel ısıtma Uygulamaları

 2011 yılı sonu rakamlarına göre dünya birincil enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 87'si üç fosil yakıt ile karşılanmıştır. Kömür, petrol ve doğalgaza nükleer enerji de eklendiğinde bu oran, yüzde 90'nı geçmektedir. Dünya Eneji Konseyi'nin hazırladığı birincil enerji arzı ve 2035 yılı talep senaryoları çalışmalarına göre söz konusu kaynakların miktar ve paylarında belirgin bir değişikliğin olmayacağı belirtilmektedir [1]. Ülkemizde ise fosil yakıtlarla enerji tüketimi yüzde 70'ler civarındadır. Çevre ve canlılar için sorun teşkil eden fosil yakıt kaynaklı enerji üretiminden vazgeçilmesi pek mümkün görülmemektedir.

Fosil enerji kaynaklarından vazgeçilememesi, enerji sektöründe üreticileri ve tüketiticileri yeni ve farklı teknolojilere yönlendirmek zorunda bırakmıştır. Bu son teknoloji türlerinden biri de; fosil kaynaklı yakıtların verdiği çevresel zararları minimuma indirmek için termik santral atık ısılarının değerlendirilmesiyle uygulama alanı bulan kentsel ısıtma projeleridir.

Termik santrallerin atık ısılarına dayalı bölge ısıtma sistemleri, dünyada kullanılan en yaygın bölge ısıtma sistemleridir. Kentsel Isıtma Sistemleri (Bölgesel Isıtma Sistemleri-BIS); bir veya birkaç merkezde üretilen ısının, yalıtımlı borular vasıtasıyla çok sayıda konut, işyeri, endüstriyel tesis ya da seraya dağıtıldığı sistemlerdir. Kullanıcılar; kendilerine ulaşan ısıyla ısınma, sıcak kullanım suyu temini, proses ısısı/buhar vb. ihtiyaçlarını temin edebilmektedirler. Söz konusu atık ısılar ile öncelikle binalarda ısıtma veya soğutma amaçlı kullanım yapılması düşünülmüş, bunun yanı sıra diğer sınai, tarımsal ve hayvancılık sektörlerinin de kullanımına yönelik çalışmalar yapılmaya başlanmıştır.

Katı yakıtlı termik santrallerin, kombine doğalgaz santrallerininin veya jeotermal kaynaklı santrallerin atık ısılarını kullanarak bölgesel ısıtma yapılması; başta Rusya olmak üzere özellikle doğu Avrupa ülkelerinde uzun yıllardır kullanılan ancak Türkiye'de henüz yeni yeni gelişen bir teknolojidir. Ülkemizde daha çok Ege Bölgesi civarında yaygın olan jeotermal kaynaklı kısmi bölgesel ısıtma uygulamaları bulunmaktadır. 1999 yılında Yap-İşlet-Devret olarak kurulan İstanbul Esenyurt Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali ile Esenkent bölgesinde bulunan yaklaşık 30.000 nüfuslu 7.500 konutun ısınma ve sıcak kullanım suyunu karşılayan bir sistem mevcuttur. Söz konusu bu proje ülkemizde uygulanan tek termik santral atık ısıları ile ısıtma uygulamasıdır.

Avrupa Birliği'ne üye 32 ülkede yapılan kentsel ısıtma uygulamaları ile yıllık olarak yaklaşık 400 mton CO2 emisyon azaltımı sağlanmaktadır. Bu oran AB'nin Kyoto Protokolü'nce verilen emisyon azaltım hedeflerinde yüzde 9,3 azaltım gerçekleştirmeye karşılık gelmektedir [3].

2. EÜAŞ Genel Müdürlüğü Termik Santral Atık Isıları ile kentsel Isıtma Yapılması (TSAD Projesi)

 Atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun, iklime tehlikeli etki yapmayacak seviyelerde dengede kalmasını sağlamak üzere Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) içerisinde yer alan Kyoto Protokolü imzalanmıştır. Ülkemiz de söz konusu Protokole taraf olmuştur.  Türkiye, her yıl Sera Gazı Emisyon Envanteri ve Raporunu, yaklaşık her dört yılda bir İklim Değişikliği Ulusal Bildirimini BMİDÇS Sekretaryası’na sunmaktadır. İklim Değişikliği Sözleşmesine taraf olan ülkemizin sözleşme gereği, özellikle CO2 emisyonlarının azaltılmasına yönelik teknolojileri kullanması gereklilik halini almıştır. Bu nedenle termik santrallerimizden daha fazla istifade etmek ve tüketicilerin kullanımına daha kaliteli ve çevreye uyumlu enerji sunmak için değişik projeler üzerinde çalışmalar yapılmaktadır.

Elektrik üretiminin büyük bir kısmını fosil yakıtlardan karşılayan ülkemizin bu kaynakları yurtdışından ithal etmesi, hem ülke ekonomisine hem de çevreye olumsuz etkileri olmaktadır. Ülkemizde, yerleşim birimlerine yakın çok sayıda termik santral bulunmasına rağmen bugüne kadar tesislerde oluşan atık ısılar genelde değerlendirilmeyip direkt atmosfere atılmaktadır.

Ülkemizde mevcut termik santrallerinde şu anda kullanılmayan ve baca gazları ile çevreye atılan atık ısının kullanılabilir miktarı en az 9 MTEP’dir ki bu da yıllık toplam doğalgaz tüketimimizin % 50'sine eşittir. Bu kayıp enerji ile 4 milyon konut eşdeğeri binanın ısıtılması bu suretle de ülkemizin sera gazı emisyonlarında % 22'lik bir azalma (13 Milyon ton/yıl) sağlaması mümkündür. Sadece Ambarlı Termik Santrali'nin (1350 MWe doğalgaz santralinden ve 630 MWe fuel-oil santralinden olmak üzere) kullanılabilir atık ısısı 1000 MWt olup İstanbul’da 200.000 konutun ısıtılmasına yeterlidir [5].

İlk defa 2006 yılında, Elektik Üretim A.Ş. bünyesinde bulunan termik santrallerin, atık ısılarını ekonomik olarak faydaya dönüştürecek yöntemlerin araştırılması, geliştirilmesi, atık ısının geri kazanılabilir bir enerji kaynağı olduğu bilincinin yerleştirilmesi ve ısı enerjisini verimli kullanma yöntemlerinin ülke çapına yayılması için TÜBİTAK-MAM ve Yıldız Teknik Üniveristesi işbirliğiyle “Enerji Verimliliğini Arttırmak Üzere Termik Santral Atık Isılarını Faydaya Dönüştürme Yöntemlerinin Araştırılması, Geliştirilmesi ve Binalarda Isıtma Uygulaması (TSAD)” projesi başlatılmıştır.

Proje kapsamında EÜAŞ’a bağlı 14 termik santral ve bu santrallerin çevresinde yer alan yerleşim birimleri incelenerek, atık ısı potansiyelleri ve geri kazanım yöntemleri araştırılarak çevrelerindeki yerleşim birimlerinin ısı ihtiyaçları belirlenmiştir. Çalışmalar neticesinde, 2009 yılı rakamlarına göre; EÜAŞ’a bağlı 14 termik santralin atık ısı potansiyelinin % 41’i ile yakın çevrelerdeki 620 bin konutun ısı talebinin karşılanmasının mümkün olacağı, bu konutların toplam ısı ihtiyacının 13 milyon MWth/yıl ve bunun ekonomik karşılığının da 1,1 milyar TL olduğu, ilave olarak seracılık, endüstri vb. alanlarda da atık ısı kullanılması durumunda ülke ekonomisine yıllık 1,8 milyar TL’lik katkı sağlanabileceği görülmüştür. EÜAŞ Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan 14 adet termik santralce yapılacak olan kentsel ısıtma projesi kapsamında; ortalama toplam 2.000.000 ton/yıl karbon azaltımı gerçekleştirileceği tahmin edilmektedir [5]. (Hamitabat, Kangal ve Seyitömer termik santralleri 2013 yılı içerisinde özelleştirilerek EÜAŞ Genel Müdürlüğü portföyünden çıkmıştır.)

Santrallerin öngörülen ısı satış fiyatları, bölgedeki konutlarda ısı amaçlı tüketilen yakıt fiyatlarından daha düşüktür. Ancak belirlenen tasarruf potansiyelinin ne kadarının kullanılabileceği kurulacak bölge ısıtma sisteminin maliyetine bağlıdır. Bu da ancak konut yoğunluğuna ve şehir yerleşim planına bağlı olarak yapılacak detaylı fizibilite etütleri ile ortaya çıkarılabilir.

 2.1. Soma Projesi

TSAD projesi kapsamında; EÜAŞ Genel Müdürlüğü’ne bağlı 14 termik santralden ilk etapta 4 termik santral için detaylı teknik ve ekonomik yapılabilirlik analizler yapılmış ve daha sonra bu dört santralden Soma termik santrali, örnek uygulama yapılacak santral olarak seçilmiştir. Soma termik santrali Soma Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş. (SEAŞ) olarak EÜAŞ Genel Müdürlüğü'ne ait Bağlı Ortaklık olarak çalışmaktadır.

Devlet Planlama Teşkilatı'ndan (DPT) söz konusu santralde yapılacak değişiklikler için ödenek aktarılması, santral sahibi SEAŞ’ın ısı satışı da yapabilmesi için Yüksek Planlama Kurulu (YPK)’dan karar çıkarılması, SEAŞ Genel Kurul ve Yönetim Kurullarında ısı satışı için karar alınması, proje ekibi tarafından hazırlanan ısı satış yöntemi ve şartnamesinin onaylanması v.b. mevzuat sorunları çözülmesi gibi işlemler 2010 yılı içerisinde yapılmıştır. Yapılan ısı satış ihalesini Soma Belediyesi kazanmış olup, bu ihale ile beraber atık ısının bölgede kullanılması için ilk fiili adım atılmıştır.

Soma BIS Projesi iki aşamadan oluşmaktadır: Birinci aşaması; Soma Termik Santrali'ndeki teslim noktasından alınan ısı enerjisini ilçe girişine ulaştıracak iletim hattı ve pompa istasyonu yatırımları, ikinci ve en büyük aşama ise; ısı dağıtım istasyonunun ve iletim hatlarının ilçeye döşenmesidir.

Pilot uygulama çerçevesinde Soma ilçesinde bulunan 8100 konutun 3 yıl içinde bölge ısıtma sistemine bağlanması planlanmaktadır. Öngörülen bölge ısıtma sistemi gelişim projeksiyonuna göre 10 yıl içerisinde Soma ve Turgutalp ilçesinde bulunan konutların % 80’inin (yaklaşık 22.100 konut) sisteme bağlanması öngörülmektedir.

Bu sayede konutlarda yakılan kömür yerine atık ısı kullanılacağından yaklaşık 157.000 MWth/yıl yakıt tasarrufu yapılabilecektir. Ayrıca bu durumda CO2 ve SO2 emisyonlarında da azaltım sağlanabilecektir.

Tablo 1. Soma Kentsel Uygulama Sistemi ile azaltım yapılacak Emisyon Miktarları [5].

 

 

BIS’e Bağlı Konut Sayısı

CO2 Emisyonlarında                  Azalma

SO2 Emisyonlarında  Azalma

Yıllık

Kümülatif

Yıllık

Kümülatif

(ton/yıl)

(ton)

(ton/yı)

(ton)

1. yıl

2.506

15.000

15.000

90

90

2. yıl

5.275

32.000

47.000

190

280

3. yıl

8.100

50.000

97.000

290

570

10. yıl

22.100

136.000

790.000

800

4.660

 

2013 yılı Soma ilçesinin kırsal ve şehir içi olmak üzere toplam nüfusu; 105.391'dir. İlçedeki konut sayısı ise yaklaşık olarak 30.000 civarındadır. İlçede proje öncesi evlerde ortalama yıllık ısı tüketimi; 540.705 MWh, kömür tüketimi ise; 197.930 ton'dur (Kaynak: Soma Belediyesi). Bir konutun tüm yıl boyunca ısıtma ve sıcak su amaçlı ısı enerjisini termik santralden karşılaması halinde CO2 emisyonlarına konut başına 5,72 tonluk bir azalma sağlanması beklenmektedir.

 

2.2. Termik Santraller Atık Isılarının Değerlendirilmesiyle Sağlanan Faydalar

Termik santrallerden kaynaklanan atık ısının değerlendirilmesiyle oluşturulan bölge ısıtma sistemlerinin yaygınlaşması sonucu enerjide dışa bağımlılık oranı azalacaktır. Bilindiği üzere Türkiye; doğalgazda % 98, petrolde % 93, toplam enerjide % 73 dış kaynaklara bağımlıdır. Bir ülkede enerjide dışa bağımlılık, termik santrallerin atık ısılarının kullanımı oranında azalacağından, dışa bağımlılığın azaltılması oranında da enerji güvenliği sağlanmış olacaktır. 

Söz konusu sistemlere duyulan ilginin en başında; ekonomik bir sistem olması gelir. Bölge ısıtma için elektrik ve ısının birlikte üretilmesi, enerjinin verimli kullanılmasını sağlayacaktır. Sistemlerin kullanılması ile emisyonlarda büyük oranda azalma sağlanacaktır. Aynı zamanada bu sistemler, konforlu, güvenli ve kesintisiz ısınma ve sıcak su kullanımını da sağlayacaktır.

Termik santral atık ısılarının değerlendirilip kentsel ısıtma yapılmasıyla, şehirde ısınma amaçlı yakılan yakıt olmayacağı için zararlı gaz emisyonlarında azalma olacaktır. Emisyonlardaki azalmaya bağlı olarak çeşitli çevre problemleri de azalacaktır. Örneğin insan sağlığını etkileyen emisyon kaynaklı hastalıklar ve ölümler azalacaktır. Hastalıklardaki azalma, tedavi giderlerini azaltacak ve sağlıkla ilgili yatırımların azalmasına sebep olacaktır. Ayrıca hastalık ve ölüm kaynaklı iş gücü kayıpları da azalacaktır [5].

Yüksek verimli bölge enerji üretim teknolojilerinin ülkemizde geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve uygulamaya aktarılması ile katma değeri yüksek teknolojiler geliştirilecek ve yeni iş imkânlarının oluşmasına katkı sağlayacaktır. Teknolojinin ülkemizde üretiliyor olması, termik santral teknolojileri alanında yerli teknoloji üretimi ile ayrı bir ekonomik katkı sağlayacaktır. Bununla birlikte, bu teknoloji alanlarında Türk sanayisinin imkân ve kabiliyetleri geliştirilerek rekabet gücü arttırılabilecektir. Böylece santralden atılan ısı enerjisinin değerlendirildiği yerleşim birimlerinde yeni iş ve istihdam imkânları oluşacak ve bu yerleşim birimleri birer cazibe merkezi olacaktır.

 

 

3. Kentsel Isıtma Projesi  ile Sağlanan Emisyon Azaltımının Sertifikalandırılması

 

3.1. Karbon Piyasaları

 

İki çeşit karbon piyasasından bahsetmek mümkündür: Kyoto protokolü kapsamında oluşturulan “Zorunlu Karbon Piyasası” ile ülkeler uluslararası taahhütte bulunmuşlardır. Protokol gereği, ülkelerin aldığı sorumluluk, farklı yöntemlerle emisyona neden olan kişilere yansıtılmaktadır. (AB ETS, karbon vergisi vb.) Bunun amacı; sera gazı salımına bir bedel koymak ve firmaların/kişilerin sera gazı salımlarını azaltmaya zorlamak ve kirleticilerden alınan vergi/ceza vb. kaynaklarla, rüzgâr, enerji verimliliği gibi yatırımları teşvik etmektir. Bu teşvikin ölçüsü de o projenin ne kadar karbon azaltımı yapacağı ile orantılı olmaktadır. Türkiye, herhangi bir yükümlülük almadığı için Kyoto mekanizmalarından yararlanamamaktadır. Her ne kadar Kyoto mekanizmalarından yararlanamasa da, şirketler Kyoto mekanizma ve metodolojilerini temel alan bazı uluslararası sivil toplum örgütlerine ait standartlar sayesinde “Gönüllü Karbon Piyasası” 'ndan yararlanabilmektedir.

“Gönüllü Karbon Piyasası”; sosyal sorumluluk çerçevesinde, küresel iklim değişikliklerine duyarlı şirketlerin, kuruluşların, örgütlerin, bireylerin karbon salımlarını dengeleme kolaylığını sağlamak amacı ile ortaya çıkmış bir pazardır. İklimsel değişikliklere duyarlı şirketler faaliyetleri esnasında oluşan karbon salımlarını hesaplayarak (karbon ayak izlerini ölçerek), bu emisyonlarını azaltmak veya dengelemek amacı ile emisyon azaltımını sağlayan projelerin (yenilenebilir enerji, enerjinin verimli kullanılması, atık yönetimi vb.) üretmiş oldukları karbon azaltım kredilerini satın alarak, karbon nötr haline gelmektedirler. Böylece bu şirketlerin saldıkları CO2 miktarını, başka bir yerde CO2 emisyonu yapmayan veya yaptığı CO2 miktarını azaltan projeleri destekleyerek sıfırlamaktadırlar.

Küresel iklim değişikliğinin etkileri daha fazla hissedilmeye başlandıkça pek çok firmanın sosyal sorumluluk çerçevesinde karbon dengelemeye (offset) gittikleri görülmektedir. Dengeleme; bir yerde salınan sera gazının başka bir yerden satın alınarak, aynı miktarda sera gazının önlenmesi ile veya atmosferdeki aynı miktarda sera gazının yutulması/hapsedilmesi ile nötrleştirilmesidir. Başka bir ifade ile bir firmanın ortaya çıkardığı karbon salımlarına karşılık, aynı miktarda fakat başka bir yerde karbon tasarrufu sağlayan projelerde belgelendirilmiş karbon azaltım sertifikalarının satın alınması olarak açıklanabilir. HSBC, Dell, Delta, AEP, Google, Pacific Gas & Electric, Yahoo, Nike, Sky, Origin Energy gibi büyük şirketlerin gönüllü karbon piyasasında karbon salımlarını dengeledikleri görülmektedir.

Özel sektördeki firmalar bu piyasaya para kazanmak veya gerçekleştirdikleri emisyon azaltımını sertifikalandırmak için girmek istemektedirler. Bazen satma amacı olmasa bile, ileride grup bünyesindeki başka tesislerde ihtiyaç duyulabilecekleri gerekçesiyle sertifikalandırmak da istemektedirler. Türkiye'de ki projeler sadece sosyal sorumluluk kapsamında, emisyonlarını azaltmak isteyen kurumlar tarafından satın alınmaktadır. Satın alan kuruluşlar da bunları bir pazarlama aracı olarak kullanabilmektedirler.

Yaz aylarında sertifika fiyatları düşmekte, kışın ise artmaktadır. Çünkü karbon üretimi kışın daha yüksek olmaktadır. Türkiye'de satılabilir karbon pazarı değerinin 5 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu hacim göz önüne alındığında Türkiye'de yakın bir gelecekte enerji borsasının kurulmasının gerekliliği açıktır. Dünyada en hızlı büyüyen piyasalar arasında gösterilen karbon ticaretinin büyüklüğü 140 milyar doları aşmış durumdadır [6].

Türkiye; gönüllü karbon piyasalarında işlem gören ilk projesini, 2005 yılında uygulamaya başlatmış ve o günden bu yana ülkemizde karbon sertifikasyonu alan 200’ün üzerinde proje bulunmaktadır. Projelerin toplam azaltım potansiyelinin 15 mtCO2/yıl civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu projelerin çoğu hidroelektrik ve rüzgâr santralleri olmakla birlikte az sayıda jeotermal, çöp gazı, biyogaz ve enerji verimliliği projeleri bulunmaktadır. Şu anda gönüllü karbon piyasası, neredeyse tüm yenilenebilir enerji yatırımcıları tarafından bilinmekte ve önemli bir kısmı karbon sertifikasyonu çalışmalarını yaptırmaktadır. Gönüllü Karbon Piyasasında işlem gören bir Kamu Kuruluşu henüz bulunmamaktadır. İlk defa EÜAŞ'a ait termik santrallerce kentsel uygulama projesi sonucu sağlanılacak emisyon azaltımının sertifikalandırılması projesi ile karbon piyasalarına Kamu şirketleri girmiş olacaktır.

 

3.2. Sertifikalandırma

Yenilenebilir enerji projelerinin gerçekleştirdikleri emisyon azaltımlarının hesabı için, Birleşmiş Milletler tarafından onaylanan metodolojiler kullanılmaktadır. Gold Standard ve Verified Carbon Standard (VCS), Türkiye’deki emisyon azaltım projelerinin en çok tercih ettiği standartlardır. Rüzgâr projelerinin neredeyse tamamı Gold Standard olarak geliştirilmektedir. Gold Standard; İsviçre merkezli, birçok uluslararası STK’nın, özel sektörün ve alıcıların desteklediği bir Kuruluştur. VCS; Amerika merkezli, piyasa taleplerine cevap vermek üzere kurulmuş, Gold Standard’a göre gereklilikleri daha az olan bir standarttır. VER+ ise; GS ve VCS öncesinde tercih edilen bir emisyon azaltım standartıdır.

Dünyada çok az örneği olan elektrik üretim santralinden merkezi şehir ısıtma projesi kapsamında sertifikalandırmalar; tümü Çin’de gerçekleştirilen 4 adet karbon sertifikalandırma projesi bulunmaktadır. Çin'de karbon gelirinden faydalanan benzer proje örnekleri: Urumçi Kentsel Isıtma Projesi; proje kapsamında 800 MW'lik santral rehabilite edilerek 17 milyon m² lik bir alanın ısıtılması ve 1,1 milyon ton CO2/yıl azaltım öngörülmektedir. Qitaihe Kentsel Isıtma Projesi; proje kapsamında 700 MW'lik santral rehabilite edilerek atık ısının kullanımı ve 230 bin ton CO2/yıl azaltımı öngörülmektedir. Yine Harbin Kömür Santralinden sağlanan ısı ile Harbin ili, Hulan ve Songbei ilçeleri ısıtma projesi kapsamında, 25,14 milyon m²'lik bir alanda yıllık yaklaşık 2 milyon ton CO2 emisyon azaltımı yapılması planlanmıştır (Kaynak: FutureCamp Türkiye).

EÜAŞ Genel Müdürlüğüne bağlı Kuruluşlardan Soma, termik santral atık ısı değerlendirme projesi ile sağlanan emisyon azaltımının sertifikalandırması projesi için Gold Standart sertifikaları düşünülmektedir. Gold Standart kurallarına göre herhangi bir projede kazanılan karbondioksit, azot oksidül ve metan azaltımı için sertifikalama yoluyla kardondioksit eşdeğeri kredi kazanılmaktadır. Bu kapsama giren projelerin daha önce ilan edilmemiş olması, projenin yapım faaliyetine geçmemiş olması, projenin fizibilitesinde karbon azaltımının yer alması koşulları yanında başvuru öncesinde halkın bilgilendirme toplantısının yapılarak belgelendirilmesi de bulunmaktadır. Söz konusu sertifikalama işleminin bu konu ile yetkilendirilmiş firmalardan, danışmanlık hizmeti alınarak yürütülmesi devam etmektedir. Sertifikalandırma ve doğrulama süreci tahminen 3 yıla yayılmaktadır.

Projeler, emisyon azaltımlarından 21 yıl süresince yararlanabilmektedir. Proje bedeline göre düşük sertifikasyon bedeli, 21 yıl boyunca elde edilecek sertifikalandırma hakkı ve elektrik pazarlama faaliyetlerine olumlu katkısı nedeniyle şirketler projelerini sertifikalandırmayı tercih etmektedirler. Soma termik santral atık ısı değerlendirme projesi ile sağlanan emisyon azaltımının sertifikalandırması sonucu elde edilecek maddi kazanç yıllar boyunca Soma Belediyesi tarafından yerel halka yatırım olarak geri dönmesi sağlanabilecektir.

Bögede Sivil Toplum Kurululuşları, dernekler, Kamu Kuruluşları ve yöre halkını bilgilendirmek için ilçede “Halkı Bilgilendirme Toplantısı” yapılmış olup, sertifika çalışmaları halen devam etmektedir.

 

  1. 4.  SONUÇ

 1997 tarihli Kyoto Prokolü; gelişmiş ülkelere azaltım şartı getirmiş, piyasa temelli mekanizmaları da buna yönelik bir yöntem olarak düzenlemiştir. Türkiye'nin herhangi bir azaltım yükümlülüğü bulunmadığından Protokol'ün mekanizmalarından yararlanamamaktadır. Bu nedenle şirketler, projelerini sadece gönüllü piyasada değerlendirmektedir.

EÜAŞ Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan termik santrallerce yapılacak olan kentsel ısıtma projesinden sağlanılacak sertifikaların önümüzdeki süreçte uluslararası arenada değerlendirilmesi düşünülebilir. Proje; uluslararası iklim görüşmelerine ve Avrupa Birliği katılım sürecine paralel olarak, Türkiye’nin de önümüzdeki dönemde emisyon azaltım taahhüdü alması durumunda, yeni oluşturulacak karbon mekanizmalarına hemen entegre olabilmesi, ayrıca kendisine verilecek emisyon azaltım taahhütlerinin bir kısmına karşılık olarak mevcut azaltım sertifikalarını kullanabilmesi açısından önemlidir.

Kentsel ısıtma uygulamalarının emisyon azaltımlarının sertifikalandırılması projesi; halihazırda dünyada da çok az sayıda olduğundan, ulusal ve uluslararası alanlarda Belediyeler, EÜAŞ veya Enerji Bakanlığı için prestij olacaktır. Böylece EÜAŞ, enerji verimliliği ve karbon azaltım projeleri konusunda Kamu’da öncülük yapacak, farkındalığı önemli ölçüde artıracak, özel sektöre de örnek olabilecektir. Aynı şekilde ilgili Belediyeler de diğer belediyelere örnek teşkil edecektir.

Ayrıca, emisyon azaltım kredilerinin piyasada satılması durumunda ilave bir gelir kaynağı elde edilebilecektir. En önemli avantajlarından biri de, hem kurum içinde hem de Türkiye genelinde düşük karbonlu teknolojilerin önemi, dünyada düşük karbon ekonomisine geçiş ile ilgili oluşan insani kapasitenin Kamu'da oluşturulmaya başlanması açısından örnek projeler olacaktır.

 

* Bu makale 3-5 Nisan 2014 tarihleri arasında İstanbul İTÜ Süleyman Demirel Kültür Merkezinde gerçekleştirilen Karbon Zirvesi'nde bildiri olarak yayınlanmıştır.

 Kaynaklar

  1. Türkyılmaz O., Türkiye Enerji Görünümü 2013 – TMMOB Makine Mühendisleri Odası
  2. http://www.dhcplus.eu/wp-content/uploads/2012/05/120529_Vision_DHC_final.pdf
  3. http://www.euroheat.org/District-Heating-Cooling-4.aspx
  4. Euroheat&Power. District Heat and Cooling Country By Country / 2007 Survey. s.l.: Euroheat&Power, 2007
  5. EÜAŞ Genel Müdürlüğü TSAD Raporları
  6. Termodinamik Dergisi Ekim 2013, sayı: 254

Etiketler