Enerji yatırımları offshore operasyonlarını genişletecek

29 Ocak 2019 Dergi: Ocak-Şubat 2019

Türkiye'de kurulacak olan dünyanın en büyük deniz üstü (offshore) rüzgâr enerji santrali gibi dev yatırımlarla genişleyen enerji faaliyetleri, deniz üstü taşımacılık hizmeti veren helikopterlerin de operasyon alanlarını genişletiyor.

Türkiye'de kurulacak ve dünyanın en büyük deniz üstü rüzgar enerji santrali olma özelliğini taşıyacak yatırımla birlikte denizlerimizdeki Offshore operasyonlarının da artacağına dikkat çeken Kaan Air Genel Müdürü Kemal Süler, “Münhasır distribütörlüğünü yürüttüğümüz İtalyan helikopter üreticisi Leonardo Helicopters’in AW109, AW169, AW139 ve AW189 tipi helikopterleri dünya çapında Offshore operasyonlarında en çok tercih edilen modeller. Kaan Air olarak, deniz üstü taşımacılığının en güçlü kahramanlarıyla hizmet veriyoruz. Hali hazırdaki yatırımlarımız, enerji arama ve keşif faaliyetlerine hız veren Türkiye’deki şirketlerin ve kurumların açık deniz taşımacılığı taleplerine hızlıca yanıt vermemizi sağlıyor. Kaan Air olarak, Offshore operasyonları için deneyimli pilotlar ve teknik ekipten oluşan bir kadro ile Antalya Havalimanı’nda konuşlanmış olan iki adet AW139 tipi helikopter ile 7 gün/24 saat esasına göre hizmet veriyoruz” dedi.

“Fatih’e 120 saat uçuş gerçekleştirdik”
TPAO ile yaptığımız anlaşma çerçevesinde, Ekim ayında Akdeniz’de derin deniz sondajına başlayan “Fatih” gemisinin deniz üstü operasyonlarına başladıklarını belirten Süler, “2 adet AW139 helikopteri ile, dev sondaj gemisine personel ve malzeme taşıma görevi gerçekleştiriyoruz. 28 Ekim’den bu yana gemiye yaklaşık 120 saat uçuş gerçekleştirdik. Türkiye’de artan enerji faaliyetlerine paralel olarak deniz üzeri uçuş oranın da artacağını düşünüyoruz, bu nedenle deniz üstü taşımacılık yatırımlarımızı kullandığımız hizmet alanlarının da genişleyeceğini öngörüyoruz” diye konuştu.

“Hava yolu deniz yolundan çok daha emniyetli”
Kaan Air Genel Müdürü M. Kemal Süler, “Offshore operasyonlarında ulaşım maliyetinden ziyade personelin en kısa zamanda en emniyetli biçimde platforma ulaştırılması esas unsurlar olarak öne çıkıyor. Hava alanına ulaşan ve çoğu yabancı ülkeden gelen personel tek noktada toplanarak çok kısa bir zamanda platforma transfer ediliyor. Deniz yolu ile ulaşımda platforma yanaşma, personel ve yük indirmesi gibi faaliyetler çoğu zaman dalgalar nedeniyle yapılamıyor, deniz yoluyla transferlerde yaralanmalı, hatta ölümle sonuçlanan çok fazla kaza yaşanıyor. Hava yoluyla yapılan transferlerde yaşanan olaylar ile deniz yolu ile yapılan transferlerde yaşanan olaylar mukayese edildiğinde hava yolunun çok daha emniyetli olduğu ortaya çıkıyor” diye ekledi.