Dr.Fatih Birol: Güneş Enerjisi, Yenilenebilir Enerjileri Yeni Zirvelere Ulaştırabilir

18 Ekim 2020 Dergi:

Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Genel Müdürü Dr. Fatih Birol, MIT Energy Initiative'in (MITEI) sorularını yanıtlayarak, geçtiğimiz günlerde küresel enerji piyasalarındaki yörüngeler ve Covid-19 sonrası iklim eğilimleri hakkındaki bakış açısını paylaştı. Dr.Birol, dünyanın daha temiz enerjiye ne kadar çabuk geçebileceği ve uluslararası dekarbonizasyon hedeflerine ulaşabileceği konusunda kendisini iyimser yapan gelişmeleri anlattı.
S: Covid-19 salgını küresel enerji piyasalarını nasıl etkiledi?
C: Covid-19, Büyük Buhran'dan bu yana küresel enerji piyasalarında şimdiden en büyük şoku yarattı. Küresel enerji talebi, 2009 mali krizi sırasındaki düşüşten kat kat daha fazla olarak, %6 oranında düşecek. Petrol, Covid-19 vakalarının yeniden artışına, yerel karantina önlemlerine ve zayıflayan havacılığa bağlı olarak yılda 8,4 milyon varil talep düşüşü ile en ağır darbeyi aldı. Doğal gaz ve kömürde de güçlü düşüşler yaşandı ve yenilenebilir enerjiler, daha dayanıklı olsa da baskı altında kaldı.
Kriz hala bizimle, bu nedenle enerji ve iklim eğilimleri üzerindeki uzun vadeli etkiler hakkında kesin sonuçlara varmak için henüz çok erken. Hükümetlerin ekonomik iyileşme planlarında temiz enerjiye ne ölçüde öncelik verecekleri büyük bir fark yaratacaktır. IEA’nın Haziran ayında yayınladığı Sürdürülebilir Kurtarma Planı, akıllı politikaların ve hedeflenen yatırımların ekonomik büyümeyi nasıl artırabileceğini, istihdam yaratabileceğini ve küresel sera gazı emisyonlarını nasıl düşürebileceğini gösteriyor.
S: Teknoloji, politika ve ekonomideki hangi trendler, iklim değişikliğini frenleme ve evrensel enerji erişimini sağlama konusunda en yüksek potansiyele sahip?
C: Son zamanlarda ortaya çıkan beş gelişme, dünyanın daha temiz enerjiye ne kadar çabuk geçebileceği, uluslararası iklim ve sürdürülebilir enerji hedeflerine ulaşmak için gerekli olan sera gazı emisyonlarında gerekli yapısal düşüşleri ne kadar hızlı gerçekleştirebileceği konusunda beni giderek daha fazla iyimser yapıyor.
Birincisi, güneş enerjisinin yenilenebilir enerjileri yeni zirvelere ulaştırabilirliğidir - şu anda birçok ekonomide en ucuz seçenek haline gelmiştir ve yeni projeler tüm dünyada hızla yayılmaktadır. Güneş ayrıca, özellikle yüz milyonlarca insanın hala elektriğe temel erişimden yoksun olduğu Afrika'da enerjiye erişimi artırmaya yardımcı olmak için büyük bir potansiyele sahiptir.
Pandemiye tepki olarak merkez bankalarının para politikasını büyük ölçüde gevşetmesi, dünyanın bazı bölgelerinde rüzgâr, güneş enerjisi ve elektrikli araçların çok düşük faiz oranlarından uzun süre faydalanması gerektiği anlamına geliyor. Tüm ülkelerin bu daha ucuz sermayeye erişmesinin yollarını bulmalıyız.
Aynı zamanda, Temmuz ayında düzenlenen IEA Temiz Enerji Dönüşümleri Zirvesi'ne dünyanın dört bir yanındaki ülkelerden Enerji Bakanlarının (40 Bakan) açıkladığı üzere, daha fazla hükümet, temiz enerji teknolojilerine ağırlık veriyor.

Kendilerini daha düşük karbonlu işletmelere dönüştürme taahhüdünde bulunan büyük petrol şirketlerinden, artan kaynakları yenilenebilir enerjiye ve enerji depolamaya yönlendiren lider teknoloji şirketlerine kadar daha fazla şirket bu alandaki isteklerini artırıyor.
Son olarak, hidrojen ve karbon yakalama gibi ihtiyaç duyduğumuz temiz enerji teknolojilerini bir fark yaratacak kadar hızlı bir şekilde ölçeklendirmek için gereken inovasyonda cesaret verici bir ivme görüyorum.
S: Temiz enerji geçişinin önündeki en büyük zorluklar nelerdir ve bunların üstesinden nasıl gelebiliriz?
C: Az önce bahsettiğim, gelecek vaat eden eğilimlerle daha fazla ülke ve şirketi bu alana katmak hayati olacaktır. Dünyanın her yerinde adil, kapsayıcı temiz enerji geleceğini desteklemek için daha fazla çaba harcanmalıdır.
Bir rakam, enerji endüstrisindeki zorluğun ölçeğini vurguluyor: Net sıfır karbon emisyonunu taahhüt eden petrol şirketleri, küresel petrol üretiminin %10'undan daha azını üretiyor. Orada yapılacak çok iş var.
Ayrıca temiz enerjiye geçişin kimseyi geride bırakmamasını sağlamalıyız. Bahsettiğim gibi, enerji yoksulluğu Afrika'da hala büyük bir sorun - bu sorunu çözmek için yenilikçi çözümlere ihtiyacımız var, özellikle de birçok Afrika ekonomisi şu anda finansal olarak mücadele ediyor, hatta bazıları küresel durgunluğun bir sonucu olarak tam anlamıyla borç krizleriyle karşı karşıya kaldı.
Belki de karşılaştığımız en büyük teknolojik zorluk, mevcut altyapıdan kaynaklanan emisyonlarla mücadele etmektir; verimsiz kömür santralleri, çelik fabrikaları ve çimento fabrikalarından oluşan emisyonlar. Bunlar çoğunlukla gelişmekte olan Asya'daki genç oluşumlardır ve onlarca yıl daha faaliyetlerine devam edebilir. Emisyonlarını ele almadan, iklim ve enerji hedeflerimize ulaşma şansımız olmayacak. En son raporumuz olan Energy Technology Perspectives 2020, bu zorluğa derin bir bakış sağlıyor ve üstesinden gelebilecek temiz enerji teknolojilerinin haritasını çıkarıyor. İnovasyon hayati önem taşıyacak ve hükümetlerin belirleyici bir rol oynaması gerekecek.