Alman- Türk Enerji Sempozyumu'nun 5.'si RENEX 2010 Fuarı kapsamında düzenlendi

03 Şubat 2011 Dergi: Ocak-Şubat 2011

Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası girişimiyle düzenlenen Türk Alman Enerji Sempozyumu da geçen yıl olduğu gibi RENEX ECO 2010 Fuarı bünyesinde organize edildi.

Yenilenebilir enerjiler ve enerji verimliliğinin tüm yönleriyle ele alındığı "Alman-Türk Enerji Sempozyumu"na Almanya'nın Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti 20 firma ile katıldı.

Sempozyumun ardından da 11 Aralık tarihinde "İşbirliği Görüşmeleri" düzenlendi. 44 Türk firmasının başvurduğu görüşmeler, firmalar arası tanışma, işbirlikleri kurma ve var olanları geliştirme fırsatları sağladı.

Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti, İklim Koruma, Çevre, Tarım, Tabiat ve Tüketicinin Korunmasından Sorumlu Bakanlığın girişimi üzerine gerçekleşen sempozyum ve ikili görüşmeler, Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası (AHK İstanbul), Köln Ticaret Odası (IHK Köln), NRW Agentur ve NRW International iş biriliği ile düzenlendi.

AHK İstanbul Başkanı Franz. G. Koller'in yaptığı açılış konuşmasının ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji İşleri Genel Müdür Vekili Mustafa Çetin, Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti İklim Koruma, Çevre, Tarım, Tabiat ve Tüketicinin Korunmasından Sorumlu Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Heinz Baues ve NRW Invest Türkiye Temsilcisi Dr. Adem Akkaya da birer konuşma yaptı.

"Yenilenebilir Enerjiler ve Verimli Enerji Kullanımı" başlıklı sempozyum; "Jeotermal", "Güneş ve Rüzgâr Enerjisi" ve "Enerji Verimliliği" olmak üzere 3 başlık altında işlendi.

Sempozyumda sunum yapan Alman firmaları ise şunlardı: Deutsche Bohrttechnik, BBB Umwelttechnik, Geothermiezentrum Bochum, August Friedberg GmbH, Solitem Group, SMA Solar Technology, Glaswerke Arnold, TÜV Nord, TÜV Rheinland, NRW Invest ve EnergieAgentur.NRW.

Alman ve Türk iş adamlarının yaptığı sunumlarda aktarılan birçok bilginin yanı sıra proje örnekleri de paylaşıldı. Sempozyumun dikkat çeken sunumlarından bazıları şöyleydi:

NRW.Invest Türkiye Temsilcilik Müdürü Adem Akkaya: "Avrupa'daki yatırım merkeziniz Kuzey Ren- Vestfalya"

Adem Akkaya sunumuna Kuzey Ren- Vestfalya (NRW) bölgesinin Almanya ekonomisinde taşıdığı büyük önemden bahsederek başladı. NRW, 2009 verilerine göre 552 milyar Euro ile Gayri Safi Milli Hâsıla sıralamasında Hollanda'nın ardında ve Türkiye'nin önünde 17. sırada yer alıyor. Buradaki Türk nüfusunun yoğunluğuna da değinen Adem Akkaya, bölgenin Türk firmaları için ideal bir yatırım bölgesi olduğunu belirtti ve Türk iş adamlarının bugüne kadar orada gerçekleştirdiği yatırımlara ilişkin bilgi verdi. Akkaya'nın paylaştığı bilgilere göre 2000- 2008 yılları arasında bölgeye Türk yatırımcılar tarafından yapılan doğrudan yatırımlar giderek artan bir ivmeyle 2008'de 1,329 milyon Euro'ya ulaştı.

İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Müh. Bölümü Başkan Yrd. Doç. Dr. H. Tolga Yalçın: "Türkiye'nin Jeotermal Potansiyeli ve Jeotermal Kanunu ile Yaşanan Sorunlar"

Tolga Yalçın, yaptığı sunumda Türkiye'nin jeotermaldeki yerini şu verilerle aktardı: 600 civarı sıcak doğal kaynak grubu, 31500 MWt jeotermal enerji kapasitesi, ısıtmada (Jeotermal Derneği verilerine göre) 117,000 konut eşdeğeri 983 MWt ile Türkiye, dünyada üst sıralarda yer alıyor. Yılda 10 milyon kişi, 215 adet kaplıcadan sağlık ve turizm amaçlı faydalanıyor.

Tolga Yalçın şöyle devam etti: "Jeotermal ile ilgili kanun 2007 yılının ortasından beri yürürlüktedir. Jeotermal kaynakları aramak ve geliştirmekle yükümlü Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nün (MTA) bütçesi 10 kat arttırılmış, son 4 yılda 30 bin metre jeotermal sondaj yapılmış, özel sektörle beraber toplam sondaj çalışmaları 50 bin metre civarına ulaşmıştır. MTA, jeotermal kanununda denetleyici kurum olarak yetkilendirilmiş, aynı zamanda da ruhsat alarak özel sektöre rakip olacak araştırmalarda ve ticari faaliyetlerde bulunmaktadır. Ticari rekabet koşullarında MTA'nın aynı zamanda ruhsat sahibi ve denetleyici olması gibi garip bir çelişki söz konusudur. Aynı rezervuarı kullanan yan yana ruhsatlar, farklı jeotermal sistemler olarak pazarlanabilmektedir. Bu konuda bazı komşu sahalar birbirleriyle, MTA ve İl Özel İdaresi ile mahkemelik olmuşlardır.

Jeotermal kaynakları araştırmada, jeotermal sistemin beslenme bölgesi, olası rezervuar kayaç ve bunlarla ilişkili olabilecek fayların saptanmasında ilk aşama ayrıntılı bir jeolojik-tektonik haritalamadır. Yüksek çözünürlüklü uydu fotoğrafları ile geniş alanların çok kısa zamanda ve çok ayrıntıda, neredeyse hatasız haritalanması yapılabilmektedir. Bu çalışmaları takiben ümitli bölgelerde radon vb gaz ölçümleri ile rezervuarla ilişkili olabilecek aktif fay zonları saptanabilmektedir. En son aşama olarak da sıcak akışkanın varlığını kesinleştirmek üzere manyetotellürik yöntem uygulaması önerilmektedir. Böylece geniş alanlarda, noktasal olarak sondaj lokasyonu belirlemek mümkün olabilmektedir".  

EnergieAgentur.NRW Leonhard Thien: "Almanya'da yenilenebilir enerji"

Avrupa'nın merkezindeki 80 milyonluk nüfuslu Almanya'nın 2009 yılı verilerine göre enerji karışımının % 23'ünü nükleer enerji, % 13'ünü doğal gaz, % 24'ünü linyit, % 18'ini antrasit, % 6'sını ise diğer enerjiler oluştururken, karışımda yenilenebilir enerjilerin payı %16,1. Yenilenebilir enerji oranı içinde % 6,5'luk bir payla rüzgâr enerjisi ilk sırada yer alırken, biyokütle % 5,2, hidroelektrik % 3,3, fotovoltaik ise %1,1'ini oluşturuyor. Almanya'nın yenilenebilir enerjide belirlediği amaçların da aktarıldığı sunumda verilen bilgiye göre 2020 yılına kadar yenilenebilir enerjinin tüm enerji tüketimindeki payını brüt %18'e yükseltmek hedefleniyor. Federal Cumhuriyet, brütte yenilenebilir enerjinin geliştirilmesinden sonra bu oranı 2030'a kadar % 30, 2040'a kadar % 45, 2050'ye kadar % 60 olarak belirledi.

2020'ye kadar yenilenebilir enerjiden elektrik üretimi payı ise brüt elektrik kullanımının % 35'ine tekabül edecek. Bunun yanı sıra Almanya, brüt elektrik tüketiminde yenilenebilir enerji payını geliştirmenin yollarını arıyor, belirlenen hedeflere göre; 2030'a kadar % 50, 2040'a kadar % 65, 2050'ye kadar ise % 89 oranlarındaki elektrik yenilenebilir enerji kaynaklı sağlanacak.

Sunumunda Kuzey- Ren Vestfalya'nın önemine de değinen Thien, bölgenin Avrupa'daki 1 numaralı enerji alanı, enerji ve maden alanlarında 1,1 milyon çalışana sahip, 30.000 MW kurulu elektrik kapasitesi olduğunu; Almanya elektriğinin %30'unu ürettiğini, %40'ını tükettiğini, Almanya linyit kömürünün %50'sini, antrasitin %90'ını sağladığını bildirdi.

SOLITEM Group Genel Müdürü Dr.Ing. Ahmet Lokurlu: "Parabolik Güneş Kollektör Sistemi"

İtalya, İspanya, Türkiye, Latin Amerika, ABD, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde faaliyette bulunan Solitem Group müşterileri arasında oteller, hastaneler, süpermarketler, ofis binaları, enerji şirketleri, enerji tedarikçileri, havaalanları bulunuyor. 

Solar soğutma, proses buhar tesislerinin imalat ve mühendislik işleri, parabolik kolektör üreten firmanın Genel Müdürü Ahmet Lokurlu "Parabolik Güneş kolektör Sistemi" başlıklı sunumunda, tamamlanan ve yapım aşamasında olan projelerini aktardı. Tamamlanan projeler arasında, Ankara'daki Top-Rulman fabrikası; Alanya Grand Kaptan, Gebze Teknoloji Enstitüsü ve Antalya Metro Süper Market'teki ısıtma soğutma sistemleri ile yurt dışında yapılan birçok proje yer alıyor. Şu anda planlama ve yapım aşamasında olan birkaç proje ise şöyle; bir metal fabrikası ve bira fabrikasında buhar üretimi ile bir alışveriş merkezi ve hava alanında güneş enerjisiyle soğutma.

TÜV NORD Systems GmbH & Co. KG İş Geliştirme Bölümü Dr. Gerhard Dreier: "Rüzgâr Santrali Hizmetleri ve Rüzgâr Santrali Sahibi & Operatörleri İçin Risk Yönetimi"

"Başarılı rüzgâr çiftliği yönetimi- tüm bunlar ne hakkında ve kaybetme riski nerde?" sorusuyla sunumuna başlayan Gerhard Dreier, kar olgusunu şu şekilde aktardı: "Karın, güç çıkışı ve KW saat başına ücret olmak üzere iki bileşeni vardır. Güç çıkışı; rüzgâr, ulaşılabilirlik ve yeterlilik performansından oluşur. Rüzgârda önemli olan yerinde değerlendirme yapmaktır. Ulaşılabilirlik; ekipman durumu, operasyonların performansı ve hizmet performansına bağlıdır. Yeterlilik performansı ise makinelerin tasarım ve seçimiyle sıkı bir ilişki halindedir". Bir rüzgâr çiftliği yönetimindeki risk ve problemlerin kuruluş, kule, şanzıman, taşıyıcılar ve contalar, rotor kanatları, jeneratör, transformatör, şalt ve kablolamanın yanı sıra başka birçok nedenle de ortaya çıkabileceğini belirten Dreier, rüzgâr çiftliği proje tanımlamasının nasıl yapılacağını anlattı. Öncelikle site koşullandırmalarının doğrulanmasının gerektiğini yani rüzgar parametre ve tahminlerinin (hız ve türbülans), çiftliğin etrafındaki yapıların (ormanlar, dağlar, endüstriyel tesisler, binalar), toprak ve zemin şartlarının araştırılıp değerlendirilmesinin öneminin altını çizdi. Sonrasında temel mühendisliğin, rüzgâr çiftliği düzeni ve rüzgâr türbin tipinin ön seçimini gerçekleştirerek yapılması; modern mühendislik uygulamalarını; rüzgâr çiftliği düzenini optimize etme ve çevresel etkileri araştırmayla hayata geçirme; bağımsız verim tahminleri ve durum tespiti ile "durum tanımlaması" aşamasının nasıl gerçekleştirileceğini değerlendirdi. Enerji üretimi ve tesis inşaatı yapan TüvNord, Türkiye'de TÜV Teknik Kontrol şirketi tarafından temsil ediliyor.

 

 


Etiketler


Slider Altına