5. İzmir Rüzgar Sempozyumu ve Sergisi’nde rüzgâr enerjisi sektörünün gidişatı masaya yatırıldı

06 Aralık 2019 Dergi: Kasım - Aralık 2019

Bu yıl beşincisi düzenlenen İzmir Rüzgâr Sempozyumu ve Sergisi 3-5 Ekim 2019 tarihlerinde Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleşti. 350’si kayıtlı 850 kişinin katıldığı sempozyum programında 3 günde 53 konuşmacı yer aldı. Sempozyum paralelinde düzenlenen sergiye ise sektörde ürün ve hizmet üreten 33 kurum ve kuruluş katılım sağladı.
Açılışta ilk konuşmayı Sempozyum Yürütme Kurulu adına İskender Kökey yaptı. Kökey konuşmasında, sempozyumun ilk kez düzenlendiği 2001 yılında Türkiye’nin kurulu rüzgâr enerjisi gücünün bugünün sadece 380’de biri, yani yaklaşık 20 MW civarlarında olduğunu ifade etti. Kökey, “Geldiğimiz noktada yatırımcısından tedarik zincirine, mühendislik hizmetlerinden yerli imalatlara kadar tümüyle kendi ayakları üzerinde duran, olgunlaşmış, ayakları yere basan ancak maalesef hâlâ önünü göremeyen bir sektörün temsilcileri olarak bu salonu doldurmuş bulunuyoruz. İnanıyoruz ki, önümüzdeki 3 günde tartışacağımız konular, aynı zamanda sektörün son yıllarda yaşadığı durağanlığı aşmasına da katkı sunacaktır” diye konuştu. 
3 günde 53 konuşmacı yer aldı
Kökey’in ardından MMO İzmir Şube Başkanı Yüksel Yaşartekin söz aldı. Yaşartekin, sempozyum boyunca oluşacak bilgilenme ve tartışma platformuyla, alandaki gelişmeye ivme sağlamayı amaçladıklarını dile getirerek, yükselen ekolojik krize ve fosil yakıtlara bağımlılığa karşı rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmenin önemine işaret etti. 
EMO İzmir Şubesi Başkanı Şebnem Seçkin Uğurlu ise Türkiye’nin rüzgâr enerjisinde potansiyelinin küçük bir kısmını değerlendirdiğini belirterek, “Rüzgâr enerjisinin ülkemizdeki gelişimini anlayabilmek için; temel gösterge sayılabilecek olan elektrik enerji üretimindeki payına baktığımızda; 2016’deki yüzde 5,65’lik seviyenin, 2017’de 6,02’ye çıktığı görülüyor. 2018’de ise yüzde 6,7 ulaştığını görmekteyiz. Bu artış eğilimi 2019’da da sürmektedir. Lisansız üretim ve tüketim hariç olmak üzere bu yılın Ocak-Temmuz aylarındaki üretime bakıldığında ülkemizin elektrik enerjisi ihtiyacının yüzde 7,4’ünün rüzgârdan karşılandığı görülmektedir” dedi. 
Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı Hakan Yıldırım da rüzgâr enerjisi alanında özellikle son 10 yılda büyük gelişme kaydedildiğini ve sektörün sorunlarının tartışıldığı bir platform olarak bu gelişmeye katkı sunması açısından İzmir Rüzgâr Sempozyumu ve Sergisi’ne büyük önem verdiklerini söyledi.
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Gazi İpek, ekonomik krizin sektöre ve enerji fiyatlarına etkisine vurgu yaptığı konuşmasında, ithal kaynaklara dayalı enerji üretiminin de etki ettiği bu krize karşı yerli kaynaklarla enerji üretiminin önemine dikkat çekti. Açılış etkinliğinin son konuşmacısı olan MMO Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Yener, Türkiye’de elektrik alanında kurulu gücün kaynaklara dağılımında fosil kaynakların yüzde 53, yenilenebilir kaynakların ise yüzde 47 oranında olduğunu ve bunun içinde rüzgâr enerjisinin oranı yüzde 8’i bulduğunu ifade ederken, “Gerek kaynaklarımızın yeterli düzeyde değerlendirilebilmesi gerekse iklim değişikliği krizinin derinleşmemesi ve etkilerinin sınırlanması için enerji üretiminde öncelik ve ağırlık, fosil yakıtlara değil yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarına verilmelidir” şeklinde konuştu. 
Konuşmaların ardından kurdele kesilerek sempozyuma paralel olarak düzenlenen serginin açılışı gerçekleştirildi. 
Açılış töreninin ardından “Fosil Kapitalizmi ve Uygarlık Krizi” başlığıyla Elektrik Mühendisleri Odası’ndan Mahir Ulutaş’ın ve “Türkiye’de Enerji Ne Yöne Gidiyor? Rüzgâr Ne Yöne Esiyor?” başlığıyla MMO Enerji Komisyonu Başkanı Oğuz Türkyılmaz’ın konuşmacı olarak katıldığı ve MMO İzmir Şube Başkanı Yüksel Yaşartekin’in oturum başkanlığı yaptığı açılış konferansı gerçekleşti.

Sempozyumda “Yerli Rüzgâr Endüstrisi”, “Denizüstü ve Karasal YEKA’lar”, “Rüzgâr Santrallerinin İşletilmesi ve Bakımı”, “Rüzgâr Santrallerinde Dijitalleşme”, “Rüzgâr Santrallerinde Çalışma Güvenliği” ve “Rüzgâr Santrallerinin Çevresel ve Sosyal Etkileri” konularında çağrılı konuşmacılar 8 oturumda deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.

Etkinliğin ikinci ve üçüncü gününde ise 4 oturumda 18 bildiri sunumu gerçekleştirildi.