İpragaz Genel Müdür Yardımcısı Eyüp Aratay; “İpragaz 2,6 milyar TL’lik cirosuyla dünyanın en önemli LPG dağıtım şirketidir”

27 Kasım 2012 Dergi: Kasım-Aralık 2012
İpragaz'ın Prins Otogaz Dönüşüm Sistemleri bayilerini bir araya getirdiği toplantıda konuşan Firmanın Genel Müdür Yardımcısı Eyüp Aratay İpragaz'ın 'Mavi Dev' olma öyküsünü anlattı. Kuruldukları günden bu yana sektörde pek çok yeniliğe imza attıklarını anlatan Eyüp Aratay, İpragazın bugün 2,6 milyar TL’lik cirosuyla dünyanın en önemli LPG dağıtım şirketi olduğunu kaydetti.
Sektöre bütüncül bir bakış açısıyla yaklaştıklarını, kendi işlerini tamamlayan diğer işlere de yatırım yaptıklarını anlatan Aratay, örneğin otogazda LPG’nin ithalinden istasyonlarda satışına kadarki bütün zincirde var olduklarını dolayısıyla, kit pazarında yani otogaz dönüşüm pazarında da Prins ve Landi ile yer aldıklarını anlattı. Aratay: “Prins dünyanın en iyi LPG kit markası. İpragaz Türkiye’nin en iyi LPG gaz dağıtım şirketi, bizler bu sektörde bulunan en iyi oyuncularız. Bizim müşterilerimiz de bu en iyiyi hak eden ve en iyiyi isteyen en iyiyi arzulayan kişiler. Doğal olarak bizler de bu en iyiyi en iyi şekilde vermek için mücadele ediyoruz” dedi.
Aratay, İpragazın artık bir ‘enerji şirketi’ olma yolunda ilerlediğini belirterek son dönemde yaptıkları yeni yatırımlar hakkında da şu bilgiler verdi: 51 yıldır LPG sektöründe mavi dev, mavi alev olarak tanınan İpragaz artık bir enerji şirketi olma yolunda ilerliyor. Ekim ayı itibarıyla ‘İpragaz Elektrik’ adında yeni bir markamız daha oluştu.. 1 Ekim itibarıyla da toptan elektrik satışı lisansıyla faaliyetlerine başladı. Bugün birçok yerde bizim elektriğimizle lambalar yanıyor. Birçok yerde fabrikalar çalışıyor. LPG ve doğalgazdan sonra varlığımızı sürdürmek istediğimiz yeni alanlardan biri budur. Yine basından da duymuşsunuzdur, akaryakıt sektörüne giriyoruz. Her şey yolunda giderse yeni yıl itibarıyla akaryakıt sektöründe de İpragaz olarak yer almaya başlayacağız”.


“Dizel ve otogaz LPG’nin gelecekte giderek güçleneceği öngörülüyor...

Toplantıda dünya LPG pazarı hakkında bilgiler veren İpragaz Otogaz Satış Müdürü Hakan Çelik LPG üretiminin % 60’ının doğalgazdan, % 40’ının ise ham petrolün rafinajından elde edildiğini söyledi. Temiz bir alternatif yakıt olarak LPG’nün düşük emisyon salımı için kömür ve petrole acil bir alternatif olduğunu, LPG’nin kömürden % 35, benzinden % 12 daha az CO2 salımına sebep olduğunu belirtti. Çelik dünya LPG pazarı hakkında şu bilgilerin altını çizdi: “Dünya’da LPG üretimi 2011 yılında bir önceki yıla göre % 4,6 artarak 269,4 Mton’a ulaşmışken, tüketim % 2,9 artarak 259,6 Mton’a ulaşmıştır. Dünya LPG pazarında evsel tüketim % 45 ile en fazla kullanım alanı bulurken otogaz % 9’luk bir paya sahiptir. Dünya otogaz pazarı 2011 yılında bir önceki yıla göre % 1 büyüyerek 23,7 Mton’a ulaşmıştır”.
Çelik Türkiye’de önemli gelişmeler kaydeden otogaz ve LPG pazarı hakkında da şu bilgileri verdi: “Türkiye toplam otomotiv yakıtları pazarı 2000 yılından bu yana ortalama % 5 artmıştır. Bu artışın en önemli nedeni, gelişen orta sınıfın araç alımının ve dolayısıyla yakıt tüketimini artırmasıdır. Ortalama otogaz kit dönüşümü yılda 250,000 araç civarında gerçekleşmiştir. Türkiye LPG pazarı 3,72 Mton’luk hacmi ile dünyanın 14., Avrupa’nın 2. büyük pazarıdır. Otogaz tüketiminde Türkiye; 2,7 Mton’luk hacmi ile Dünya’nın 2., Avrupa’nın da en büyük pazarıdır. Türkiye 3,5 Milyon otogazlı araç ve 9.700’ün üzerindeki istasyon sayısı ile dünyada birinci sıradadır. 2000 yılında en yüksek satış değerine ulaşan Türkiye LPG pazarı, tüplü ve dökme LPG satışlarının sürekli bir şekilde azalması, bunun yanında otogaz LPG’nin artması ile 2011 yılında otogaz LPG ağırlıklı (%72) bir pazar haline gelmiştir. Türkiye otomotiv yakıtları pazarı ise 2000-2011 döneminde dizel yakıt ağırlıklı olmakla birlikte geçmişte ikinci ürün olarak görülen benzin, 2009 yılından sonra yerini otogaz LPG’ye bırakmıştır. Türkiye’de kişi başı araç sayısı ve dolayısıyla toplam araç sayısı artacaktır. Otogazın küresel ısınmaya karşı hızlı bir çözüm olduğu AB tarafından da günden güne daha iyi anlaşılmaktadır. Teşvikler artacaktır. Kaya gazı önümüzdeki dönemde doğalgaz ve dolayısıyla LPG üretimini artıracaktır. Artan LPG arzının tüketime yansıyacağı en önemli alanlardan biri ulaşım sektörü olacaktır. Otogazlı araçların dönüşümünün ve ikmalinin, doğalgazlı ve elektrikli araçlara göre avantajları özellikle binek ve hafif ticari araç segmentlerinde açıktır. Türkiye otogaz pazarı artık sosyal boyutu da oluşmuş büyük bir pazar haline gelmiştir. Pazarın 2000 yılından bu yana göstermiş olduğu trendin devam ederek otogaz LPG’nin ağırlığının günden güne artacağı öngörülmektedir. Gelecekte de pazar dinamiklerinin son yıllardaki trendine paralel olarak dizel ve otogaz LPG’nin pazardaki konumunun güçleneceği öngörülmektedir”.

“İpragaz 50 yıllık tecrübesiyle müşterinin aradığı güveni sağlamıştır”


Prins otogaz dönüşüm kitleri konusunda bugün 70 ilde 165 bayisiyle sektörde çok ciddi satış rakamlarına ulaşan İpragaz’ın bu başarısında ekip çalışmasının önemine vurgu yapan İpragaz Geliştirme ve İnovasyon Müdürü Birim Akbaba, bayilerine teşekkür ettiği konuşmasında şunları söyledi:  “Takım olmak aynı yöne koşmak bu başarı için gereklidir. Hedefe ulaşmak için hep birlikte hiçbir zorluk karşısında yolumuzdan yılmadan devamlı çalışarak hedefe ancak uyum içerisinde ulaşacağımızı görmekteyiz. İpragazıımız bu uzun yolda bugünkü durumuna bayileriyle birlikte her türlü zoru aşarak gelmiştir. İş yapış şeklimizde kazan kazan modeline uyup bayisiyle birlikte büyüyerek satışlarını artırarak bugün liderlik konumuna ulaşmıştır. Kazanırken kazandırmak kar ederken kar ettirmek bayileri daha güçlü bir yapıya ulaşmak daima öncelikli hedefimizdir. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, İpragazımız LPG sektörünün kurucusu olarak, Türkiye’de en güvenilir markasıdır. Baktığınızda müşterinin de aslında en çok güven aradığını söyleyebiliriz. Bugün lpg dönüşüm sektöründe pek çok firma, sektörün çok hızlı gelişmesi ve dünyanın en büyük sektörü olması sebebiyle iştahlanmış, ilgili ilgisiz pek çok girişimci pek çok markayı piyasaya sunmuştur. Ancak kaybolmuşlardır. Müşteri mağdur edilmiş, sektör mağdur duruma gelmiştir. İpragaz burada 50 yıllık tecrübesiyle müşterinin aradığı güveni sağlamıştır. Bu başarıda hepinizin emeği var...”


Eyüp Aratay; “Türkiye’nin gaz macerası İpragaz’ın kurulmasıyla başlamıştır”

Hikaye 1960’larda başlıyor. Çok da ilginç bir hikayesi var İpragaz’ın. 1960’lı yılların Türkiye’sini hatırlayanlarınız muhakkak vardır. O zamanın Türkiye’sinde sanayiden bahsedilirken şöyle bir sanayiden bahsediliyor, yüzde 90-95’i devletin kontrolü altında olan ve sadece ihtiyaç maddelerinin üretildiği bir ülke. Geri kalan yüzde 5-10 atölye tarzı küçük sanayi kuruluşlarının gerçekleştirdiği bir sanayi. O dönemlerde birkaç müteşebbis ortaya çıkıyor ve dünyadaki gelişmeler paralelinde Türkiye’de sanayi yatırımları yapmaya karar veriyorlar ve sanayi yatırımlarını yapmak için de seçtikleri ürün; kapı kulpu kilidi, enteresan bir ürün. O nedenle de Euroka Metal diye bir firma kuruyorlar. Eureka, İtalya’da bunu üreten firmanın adı ve Türkiye’de de bu lisansla bunu üretmek istiyorlar. Bu çerçevede yola çıkan bu müteşebbis gençler maalesef devlet politikasını aşamıyorlar ve bu ithalat, üretim lisansını alamadıkları için bunu gerçekleştiremiyorlar. O dönemde ne yapalım, ne edelim; biz Türkiye’de bir şeyler yapmalıyız, Türkiye’de yeni bir açılım sağlamalıyız diye düşünüyorlar ama o dönem yine çok zor. 1960 deyince herkesin aklına gelen şu meşhur 27 Mayıs ihtilali var. Çok zor bir dönem. Fakat şöyle bir fırsat çıkıyor karşılarına. 1960 yılında Türkiye’nin ilk rafinerisi Yarımca’da devlet ve ABD’li Kartings firmasının ortaklığı ile birlikte kuruluyor. Bu rafineri kurulduğu andan itibaren belli fırsatları beraberinde getiriyor. Bu müteşebbis gençler, bu rafinerinin o dönemdeki üretim sonrası bacalarından attığı LPG’yi depolayıp bunu satmayı düşünüyorlar. Türkiye’de ilk tüp dolumu fikrini ortaya atıyorlar. O tarihlerde yine hatırlarsınız 1960’ları, Türkiye’de büyük şehirlerde havagazı var. Yemek pişirmek istiyorsanız ya havagazı kullanacaksınız ya da gaz yağı kullanacaksınız. Ama kırsala gittiğinizde havagazı da yok, sadece gazyağı var. Başka bir alternatifiniz yok. Böyle bir dönemde böyle inovasyon, böyle bir yaratıcılık, düşünce Türkiye’deki ilk tüp dolum fikrinin önünü açıyorlar. Yine o dönemlerde az miktarda LPG kullanımı var. Belli ailelerin kullandığı İzmir’de küçük bir operasyon. Adana’da satılan tüpler var ama gerçek anlamda LPG tüpü veya kullanımı söz konusu değil. Bu müteşebbis gençler bu fikri rafineriye açıyorlar, rafineri bu fikri çok beğeniyor ve 1961 yılında bu fikir üzerinden İpragaz’ın temelleri atılıyor. Yarımca’da ilk tesisin temeli atılıyor ve İpragaz fikri ortaya çıkıyor. İpragaz adından da anlaşılacağı gibi. İstanbul Petrolleri Rafineri AŞ Gazı kelimesinden türüyor. Yıl 1962 oluyor tesis ilk dolumunu gerçekleştiriyor. O dönemde bayağı bir sansasyon yaratıyor. Devlet erkanı, valiler herkes tesise geliyor ve bu nasıl oluyor, onu anlamaya çalışıyorlar ve bütün bu heyecan içerisinde İpragaz’ın 50 yıllık mavi devin macerası başlıyor. Ürüne çok ciddi şekilde talep geliyor. Çünkü dedik ya o dönemde sadece gaz yağı ve bazı evlerde havagazı var, başka enerji kaynağı yok. Eğer yemek pişirmek istiyorsanız en temiz, en iyi yakıt LPG, ona da erişebiliyorsanız. Tabii bu talep patlaması aynı zamanda pazarda rekabeti getiriyor. Çünkü İpragaz’ın kurulmasının hemen arkasından pazarda başka oyuncular da devreye giriyor. Sadece İpragaz değil, diğer oyuncuların da pazara girmesi pazarda büyük bir talebe karşı arz yaratıyor. Sadece bir rafineri belli miktarda üretim yapıyor ve ürettiği gazı almak isteyen birden fazla şirket var. Bu şekilde ister istemez İpragaz için de çok zorlu bir dönem başlıyor. İpragaz bu dönemde istenen gazı üretemediği için yeteri kadar büyüyemiyor. Rekabette ataklara karşılık veremiyor ve 1966 yılına gelindiğinde İpragaz’ın tarihinde enteresan bir yıl olarak kayda geçiyor. Çünkü o yıl artık İpragaz tüpe dolduracak gazı bulamaz hale geliyor. Çünkü rafineri gazı diğer şirketlere tahsis etmeye başlıyor. Bunun üzerine İpragaz yöneticileri, devletle görüşüp uzun süren müzakereler sonucunda İpragaz’ın yüzde 51 hissesini bila bedel devrediyorlar. Ve İpragaz 1966 yılından itibaren Kamu-Özel sermaye ortaklığında yeni bir şirket oluyor. Ve bu sayede tabii İpragaz’ın ortağı TPAO olduğu için İpragaz, gaz sorununu da çözmüş oluyor. Aynı yıl Batman’da Batman Rafinerisi devreye giriyor. Batman Rafinerisi’nin devreye girmesiyle de İpragaz dünyasında yeni bir süreç başlıyor. Çünkü devlet o dönemde refahı halkın kullanabileceği şekilde yaygınlaştırmak istiyor. Bu refah düzeyini tüm halka yayabilmek için de özellikle doğuda iyi bir yapılanma ihtiyacı hissediyor. İpragaz doğal olarak bir kamu ortaklığı olması nedeniyle bu yükümlülüğü, bu sorumluluğu üzerine alıyor ve doğuda ciddi bir yapılanmaya başlıyor. Aramızda Batmanlı olan var mı bilmiyorum ama öyle bir yapılanma ki bu Batman’da artık İpragaz, rafinerinin de orada olmasından dolayı kente adını veren bir şirket haline geliyor. Bugün biliyorsunuz Batman’da İpragaz Mahallesi, İpragaz Camisi olmak üzere bir semt ve yerleşim birimi var. Doğuda güçlenen İpragaz batıda maalesef istediği yapılanmayı gerçekleştiremedi. O zamanki konjonktür, o zamanki politikalar, o zamanki devlet yapısı İpragaz’ın Ankara’nın doğusunda daha güçlü kalmasını ortaya koyuyor. Fakat aradan geçen sürelerde şirketin ruhunda bulunan yenilik ve sürekli olarak ilkleri yaratma arzusuyla İpragaz 1973 yılına geliyor ve 1973 yılında ilk kez Türkiye’de sanayi kuruluşlarında LPG’nin kullanılabilmesini sağlayacak inovasyonları gerçekleştiriyor. Türkiye’de ik kez sanayi kuruluşlarında 1973 yılında İzmit Çelik Halat fabrikasında kendi geliştirdiği bir sistemle LPG’yi sanayide kullanır hale getiriyor. Arkasından uzun yıllar geçiyor, kıtlıkların olduğu dönemler ve enerji krizlerinin olduğu dönemler, yokluk dönemleri, bu yıllar geçiyor ve 1989 yılına geliniyor, bu da İpragaz’ın hayatındaki enteresan yıllardan bir tanesi; çünkü 1989 yılında Fransız şirketi Primagaz Türkiye’de yatırım yapmak amacıyla İpragaz’da bulunan özel sektör, yerli sermayenin hisselerini satın alıyor. O tarihe kadar Türkiye’de yaşanmamış bir şey oluyor. Özel sektörün hisselerini Primagaz’ın almasıyla devlet yani kamu Fransızlarla ortak hale geliyor. İpragaz yeni bir evreye geçiyor. Bu çok uzun sürmüyor. Çünkü 1992’de Süleyman Demirel seçimleri kazanıyor, Süleyman Bey’in çiftçilere verdiği bir söz var. Çiftçilerin borçları var. Borçların ödenmesi gerekiyor, onun için de para lazım. Fransızlar da hazır zaten İpragaz’ın devlet hissesini almaya, ihaleye çıkılıyor. Açık ara farkla Fransızların verdiği bedelle İpragaz Türkiye’de ilk özelleştirilen şirket oluyor. Oradan gelen paralarla 1992 yılında çiftçi borçları ödeniyor. 1992 itibarıyla İpragaz artık özel sermayeli bir şirket oluyor.
Bu tabloya bakıldığında İpragaz Türkiye’de hiçbir şirketin yaşamadığı, tüm şirket evrelerini geçirmiş ender ve nadir şirketlerden biri. Yerli müteşebbis ruhu, özel sermaye girişimcileri tarafından kullanılmış, daha sonra şartların getirdiği nedenlerden dolayı özel sektör kamu ortaklığı olmuş, ardından kamu yabancı sermaye olmuş ve son olarak da yabancı sermaye halinde olan bir şirket ve bu haliyle de gerçekten Türkiye’de örnek kuruluşlardan biri. 1992 yılında bu özelleştirmenin arkasından Avrupa’daki bilgi birikimi, know-how İpragaz’a gelmeye başlamış ve İpragaz bu kendisine gelen yeni bilgilerle pazarla ilkleri ve yenilikleri gerçekleştirmeye başlamış. 1993 yılına gelindiğinde Türkiye’deki ilk küçük dökme dediğimiz daha küçük tanklarla kompakt sistemlerle enerji ihtiyacı olan herkese enerjinin götürülebildiği bir metot olan küçük tanklı sistemleri Antalya’da başlatmış ve bugüne kadar devam ettirmiştir. Yine sizlerin çok iyi bildiği 1995 yılında yayınlanan araçların montaj talimatlarındaki yönetmelikte yapılan değişiklikle otogaz piyasasının önünün açılmasıyla beraber bu pazar da her zaman olduğu gibi sektörel zorunluluk bilinciyle yerini almaya gayret etmiş ve yine bu sektördeki ilk gerçekleşmiştir. O dönemi hatırlamayanlar muhakkak vardır, ben şanslı insanlardan biriyim, ben 1994 yılında işe başladım 18 yılım bitti, 19 yılın içindeyim bu süre içerisinde bu bahsettiğim süreçlerin özellikle yeni projeler, küçük dökme operasyonu, otogaz sistemleri hepsinin bizzat başlangıç aşamasından itibaren içinde bulundum. Bu yüzden de kendimi çok şanslı addediyorum. O günleri çok iyi hatırlıyorum. O günlerde her şey merdiven altıydı, otogaz dolumları merdiven altıydı. … Hatta inovatif tüplü çözümler çok popülerdi. Arabaların bagajlarında hep tüpler vardı. Ama gerçek anlamda yasal mevzuat ve düzenlemelerle birlikte biz de bu çerçevede 1996 yılında ilk istasyonumuzu Bursa’da resmi belgeli olarak açma fırsatını yakaladık. Çok güzel günlerdi. Çünkü talep patlaması ve bununla beraber yaşanan muazzam bir pazar büyümesi vardı.
Yıl 1999’a geldiğinde İpragaz’ın yine hayatında küçük bir değişiklik oldu. Çok fazla Türkiye’yi etkilemese bile uluslararası arenada Hollandalı SHV, Primagaz’ı satın aldı. Fransız hisselerini paket olarak satın aldı. İpragaz da 1999 yılı itibarıyla yüzde 100 Hollanda sermayeli şirket haline geldi. O günden bu yana biz Hollanda sermayesi olarak Türkiye’de faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Burada bir küçük parantez açmak istiyorum. Bazen soruluyor. Benim de çok hassas olduğum bir konu olduğu için sizlerle paylaşmak istiyorum. İpragaz bize göre yüzde 100 Türk şirketi. Sadece ve sadece sermayesini ortaya koyan yapıda bir yabancı ortaklığı söz konusu. İpragaz, Türk kanunlarına göre 1961 yılında kurulmuş, Türkiye’nin ilk tüp dolumunu gerçekleştiren ve o günden bu yana tüm vergisini Türkiye’ye ödeyen ve kurulduğu yandan bu yana bugün dahil olmak üzere bünyesinde hiçbir yabancı pasaportluyu çalıştırmamış yüzde 100 yabancı sermayeli tek şirket. O yüzden İpragaz bize göre yüzde 100 Türk şirketi. Çünkü biz yüzde 100 Türküz. Tüm çalışanlarımızla, mevzuatımızla…
Aradan geçen yıllar, çok zor günleri de getirdiği için yeni açılımlar, yeni çıkışlar, yeni ihtiyaçlar doğrultusunda İpragaz 2004 yılında doğalgaz sektörüne girdi. Sıvılaştırılmış doğalgaz dediğimiz LNG segmentinde aynı dökme LPG’de gerçekleştirdiğimiz sanayi kuruluşlarına götürdüğümüz hizmetin benzerini bu sektörde de (sıvılaştırılmış doğalgaz) vermeye başladık. Ve bugün bu sektörde ilk üçün arasında ciddi bir pazar payına sahip bir şirket olarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.
Yine aradan geçen yıllarda birçok proje ürettik, ama dönüm noktası olarak düşündüğümüz projelerden bir tanesi 2009 yılında Türkiye’de yine ilk kez gerçekleşen bir çalışmayla deniz araçlarında da LPG’nin kullanılmaya başlanması projemiz Marinegas’tır. O dönemde yurt dışından ithal ettiğimiz ürünlerle beraber bu sektörde de yeni bir başlangıç gerçekleştirdik. Bugün onlarca tekne denizlerde ve açık sularda LPG ile beraber dolaşmakta ve bize de gurur kaynağı olmakta. Özellikle son dönemde sosyal sorumluluk projelerimizden biri olan Dalyan Koyu’nun korunmasına ilişkin projede çok ciddi faydalar üretmekte. Bu anlamda da İpragaz’ın öncülüklerini sembolize eden son dönemdeki en sevdiğimiz projelerimizden birisi olarak söylemek mümkün.
Görüldüğü gibi 51 yıllık şirketin 1961’de başladığı macera bugün buralara gelerek devam ediyor. Aslında bu çok güzel bir şeyi ifade ediyor, nereden nereye geldiğimizi. Türkiye olarak da nereden nereye geldiğimizi gösteriyor. 1961’de alternatif olarak tüpe doldurduğumuz LPG bugün deniz araçlarında sizleri farklı bir boyutta farklı bir yere götürüyor. Bu haliyle İpragaz aslında çok büyük bir aile. Bu aileden çok kısaca bahsetmek gerekirse, bugün geldiği noktada üç farklı otogaz segmentiyle bin 17 tane lisanslı bayisiyle hizmet veren bir marka. Pazarda 9 bin 600’ün üzerinde bayi olduğunu düşünürseniz bin 17 rakamı aslında çok ciddi bir gücü sembolize ediyor. Biz İpragaz, Bizimgaz ve Esengaz olarak 81 ilde binin üzerinde lisanslı bayimizle şu anda otogaz hizmeti veriyoruz. Yine üçlü markamız; İpragaz, Bizimgaz ve Worldgaz’la beraber Türkiye’nin her yerinde 2 bin 700’e yakın bayimizle tüp hizmeti veriyoruz. Bunlarla beraber az önce de ifade etmeye çalıştığım sanayi ve endüstriyel ihtiyaçları karşılayabilmek için 11 bini aşkın müşterimize de dökme, LNG ve LPG hizmeti sağlıyoruz.
Bazı rakamlara baktığımızda İpragaz, 2011 yılı itibarıyla 2,6 milyar TL cirosu olan, 450 bin ton sadece LPG satışı olan, LNG ile beraber 550 bin tonun üzerinde satışı olan bir şirket. Yüzde 12 pazar payı var ve bununla beraber 100 bin metreküp stoklama kapasitesiyle Türkiye’nin sayılı LPG firmalarında biri. 700 bin ton tüplü dolum kapasitemiz, 850 bin ton tanker dolum kapasitemiz; tankerlerimiz ve bin 250 çalışanımızla da Türkiye LPG ve LNG endüstrisine hizmet veriyoruz.
Bu haliyle İpragaz bahsettiğim Hollandalı SHV ailesi içerisinde SHV Enerji’nin de ikinci büyük şirketi. SHV Enerji 3 kıtada, 27 ülkede 36 şirketle faaliyet gösteren dünyanın en büyük LPG dağıtım organizasyonu. 6 milyon ton satıyor. İpragaz’ın bağlı olduğu SHV bu ve İpragaz dünyası da bu şekilde. Kısaca İpragaz bu...



Etiketler