Solimpeks Türkiye Genel Müdürü Gazi Çelebi: “3 kuşaktır güneş enerjisini ana tema olarak belirledik”

17 Temmuz 2018 Dergi: Temmuz-Ağustos 2018

3 kuşaktır güneş enerjisini ana tema olarak belirlemiş yapısıyla dünyanın hemen hemen her ülkesinde adını duyuran Solimpeks, yenilenebilir enerji sistemleri konusunda faaliyetlerini sürdürüyor. Yapı Fuarı’nda bir araya geldiğimiz Solimpeks Genel Müdürü Gazi Çelebi ile firmanın faaliyetleri, eğitim mekanizması ve pasif evlere ilişkin keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşimizde geçtiğimiz aylarda Avrupa’nın en büyük firmalarında biri seçildiklerini ifade eden Çelebi başarılarının sebebini ise şöyle açıkladı: “Biz tamamen yenilenebilir enerji teknolojisi ile uğraşıyoruz. Bütün mesaimiz, günümüzün tamamı güneş enerjisiyle alakalı. Biz güneşe inanıyoruz ve bu pazarın dünyada ve Türkiye’de çok yaygın olacağını biliyoruz”.

 

Öncelikle Solimpeks hakkında konuşalım, uzun yıllardır faaliyetini sürdüren bir şirketsiniz kilometre taşlarınız nelerdir?

Solimpeks , özellikle ihracat amaçlı kurulmuş bir şirket. Güneş enerjisiyle ilgili yerli üretimin yurtdışına pazarlanması amacıyla kurulduk. 2001 yılında Solimpeks markasıyla faaliyete başlamış olmamıza rağmen aslında 3 kuşaktır güneş enerjisini ana tema olarak belirlemiş bir yapımız var. Güneş enerjisi termal konusundaki uzmanlığımızı zaman içerisinde yenilenebilir enerji şemsiyesi altında topladık. 2011 yılında da önceden ihracat amaçlı gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerimizi Türkiye’ye de uygulamaya başladık. Bu kapsamda İzmir’de pazarlama merkezi kurduk ve tüm Türkiye’de yenilenebilir enerji sistemleri ile ilgili olarak yatırımcılarımızla temasa geçmeye başladık.

Dünyada enerjiyle ilgili algı değişmeye başladı. Fosil yakıtlardan tamamen yenilenebilir enerjiye geçen ülkeler var. Türkiye bu oluşumun biraz daha gerisinde kalıyor maalesef. Biz de Türkiye’de yaygın olan doğalgaza karşı alternatif enerji kaynaklarının yaygınlaşması için çaba sarfediyoruz. Bu çerçevede yaptığımız çalışmalar içerisinde bu işin doğru projelendirilmesi, doğru uygulanması ve nihai tüketiciye uzun yıllar boyunca doğru hizmet vermesini sağlamak için bütün kararlılığımızla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şuan Türkiye’de 400’ün üzerinde satış noktamız var. Bizden eğitim almış, projenin keşfinden uygulamasına kadar olan tüm sürece hizmet veren 400’e yakın bayi kitlemiz var. Servis yapımızın Türkiye’nin her yerine yayılmış olması dolayısıyla nerede ihtiyaç duyuluyorsa orada varlığımızı göstermeye çalışıyoruz.

Kaç ülkeye ihracat yapıyorsunuz şu anda?

Şu an 82 ülkeye ihracat yapıyoruz. İhracatlarımızın en önde gelen ürün yelpazesini termal, termosifonik sistemler, hijyenik boyler ısı pompaları oluşturuyor. Özellikle Avrupa pazarının giderek doygunluğa ulaşması bizim biraz daha Avrupa dışındaki ülkelere ulaşmamızı sağladı. Özbekistan’da know-how yaparak bir fabrika kurduk. Afrika ve Dubai’de oluşum sağladık. Markamız dünyanın her yerinde yaygınlaşmaya başladı. Geçtiğimiz aylarda da Avrupa’nın en büyük firmalarından biri seçildik.

Bunun sebebi nedir peki, sizi üst sıralara taşıyan özellikleriniz neler?

Biz tamamen yenilenebilir enerji teknolojisi ile uğraşıyoruz. Bütün mesaimiz, günümüzün tamamı güneş enerjisiyle alakalı. Biz güneşe inanıyoruz ve bu pazarın dünyada ve Türkiye’de çok yaygın olacağını biliyoruz. Bu sebepten dolayı da doğru insanlarla doğru zamanda temasa geçmeye çalışıyoruz. İşini doğru yaparsan ve en iyisini yapmaya çalışırsan dünyanın neresinde olursan ol seni buluyorlar zaten.

Ürünlerinizin avantajları neler?

Hibrit kollektörlerimiz Avrupa pazarı için ürettiğimiz bir üründü. Üst tarafında elektrik alt tarafında sıcak su ürettiğimiz aynı anda iki fonksiyonu yerine getirebilen bir kollektör. Türkiye’de tek üreticisiyiz, dünyada da sayılı üreticilerinden biriyiz. Alanlarımız dar ve çatılarımızda enerji üretebilmek için yeterli alanlarımız olmadığından dolayı Türkiye’de de uygulamaları artmaya başladı.

Bunun dışında dünyanın en verimli termal kollektörünü üretiyoruz. Yine sertifikasyonu yüksek olan dünyanın en verimli termosifonik sistemini üretiyoruz. 2 yıldır ısı pompası üretimine başladık. Onun dışında Türkiye’nin tek hijyenik boyler üreten firmasıyız. Avupa zaman içerisinde hijyenik boyler konusunda çok büyük hale geldi. Biz de Türkiye’de klasik boyler üretimi yerine hijyenik boyler üretimine geçtik ve 30-40 yıldır boyler üreten firmalarla eşdeğer üretime ulaştık.

Türk halkı ve yatırımcı değeri satın almasını biliyor. Doğru anlatılırsa, ürünler kaliteliyse ve uzun süre verim ve fayda sağlayacaksa Türkiye’deki nihai tüketici parayı ikinci plana bırakıyor. İlk planda kalite ve verimlilik önem kazanıyor. Solimpeks de değeri satın alan bir firma ve tüketicilerin buluştuğu bir nokta. Çünkü biz şuanda Türkiye’de ve Avrupa’da en ucuzunu satmıyoruz ve en ucuzunu yapabilecek imkanımız da yok. En kalitelisini yapmaya çalışıyoruz ve o kaliteye eşdeğer bir fiyatla satmaya çalışıyoruz. O nedenle Türkiye’de özellikle sertifikasyonu yüksek olan projelerde adımız geçiyor. Biraz daha orta ve üst segmente hitap ediyoruz.

Solimpeks Akademi’yi detaylandıracak olursak, bu kapsamda neler yapıyorsunuz , kaç kişiye ulaştınız, hedefleriniz neler?

Yaklaşık 6 yıldır akademik programımızla meslek lisesi öğretmenlerine, öğrencilerine, mimarlara yenilenebilir enerji sistemlerinin bir proje üzerinde nasıl uygulanması gerektiini ve bir pasif evin nasıl oluşturulması gerektiğini anlatıyoruz. Solimpeks Akademi, bizim yenilenebilir enerji sistemleri ile ilgili ara eleman konusunda çektiğimiz sıkıntılar sonucu ortaya çıkan bir oluşum. İyi bir ürün üretebilirsiniz bu ürün çok kaliteli olabilir, uzun yıllar size hizmet verebilir ancak bunun doğru uygulanmış olması çok büyük önem taşır. Antalya, Bodrum gibi çeşitli sahil kentlerinde otel yatırımcıları zaman içerisinde güneş enerjisi yatırımı yapmışlar ama bunu işletecek, bakımını yapacak ekipleri olmadığı için yapılan yatırımlar 1-2 yıl içerisinde atıl duruma gelmiş.  Bu da olumsuz bir pazarın ortaya çıkmasına sebep olmuş. Biz de bu sektörün yaşaması, büyümesi ve fiziki bir yere gelebilmesi yle ilgili olan yardımcı elemanların doğru eğitilmesi gerektiğine inandık. Bu sebepten dolayı da Solimpeks Akademi’yi kurduk. Öncelikle küçük ölçekli gruplar halinde başladığımız eğitimlerimizde sayılarımız her yıl arttı ve geçtiğimiz yıl 150’ye yakın meslek lisesi öğretmenine yenilenebilir enerji sistemlerini uygulamalı bir şekilde anlattık. Daha sonra öğrencilere yöneldik ve bu kapsamda gerek meslek liselerinin gerekse üniversitelerin buna ilişkin yaptıkları projeler içerisinde olmaya başladık. Ondan sonraki süreçte mimari projelerde yenilenebilir enerji sistemlerinin kullanılabilmesi için mimarlara ulaştık ve her yıl 200-250 mimarımızın eğitim almasını sağladık. Eğitimlerimizin tamamı ücretsiz. Her yıl 500’e yakın kitleye ulaşmaya çalışıyoruz. Bu oluşum, zaman ve kadro istiyor. 6 yıl içerisinde eğitimle ilgili kadrolarımız oluştu. Zamanla eğitim amaçlı bir kurum haline geldik. Güneş enerjsiyle ilgili hangi kısımda ihtiyaç duyuluyorsa biz o kısmın içinde olmaya çalışıyoruz. Bu süreçte Akademi  de bizim en önemli silahlarımızdan biri.

Türkiye’de güneş enerjisi pazarında yaşanan gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şuan geldiğimiz noktaya bakarsak Türkiye’de kanunlar kendi enerjisini üretip satma hatta bir miktar stoklama konusunda çok basit hale gelmeye başladı. Mevzuatlar basitleşmeye başladı. Bu çerçevede fiyatlar da aşağıya çekilmeye başladı. Artık yatırımcı yatırımının geri dönüşünü çok daha kısa sürede sağlayabiliyor. Bu sepeten dolayı da bizim özellikle mikro ges olarak adlandırdığımız çatı üzeri uygulamalarıyla ilgili hevesimiz çok büyük. 10 kW’ın altında mevzuatlar çok hafif ve herkes kendi enerjisini üretebilme potansiyeline sahip. Bu durum özellikle sıfır enerji tüketen ev sayısının artacağını gösteriyor. Doğalgaz gibi bizim olmayan bir enerji kaynağını kullanmak yerine güneş ve rüzgâr gibi yerli ve milli enerji kaynağını kullanabileceğimiz projeler olması bize çok büyük ivme kazandırıyor.

Bu durumda güneş enerjisi pazarını da ikiye ayırmak lazım. Güneş enerjisinden sıcak su üretimi de özellikle sıcak suyun çok yoğun kullanıldığı yerlerde çok önemli. Örneğin bir otelde sıcak su yoksa konforu sağlamanız mümkün değil. Dolayısıyla otel yatırımcısı sıcak suyunu güneş enerjisinden sağladığı zaman yatırımını 2 yıl içinde geri dönüştürebiliyor. Bunun dışında Türkiye’de çok sayıda sehir hastaneleri kurulmaya başladı ve bunlarda sıcak suyu güneş enerjisinden üretme zorunluluğu ortaya çıktı. Açılan cezaevlerinin neredeyse tamamında güneş enerjisinden sıcak su üretiliyor. Diğer taraftan soğutma daypaılabiliyor ve bu türkiye’de yeni yeni gelişen bir Pazar. Üretilen sıcak suyla soğutma yapabilme şansımız var ve bu ilerde Solimpeks’in de en önemli iş alanlarından birini oluşturacak.

Diğer pazar da  güneş enerjisinden elektrik üretimi. Bu son 4 yıldır türkiye’de ciddi anlamda hızlanan bir pazar. Özellikle lisanssız elektrik üretimi ile pazar çok gelişti ve arazi uygulamaları ciddi anlamda yerini buldu. Ancak arazi kapasiteleri dolduğu için Türkiye’de çatı pazarı gelişiyor. 20 milyonun üzerinde çatı potansieli olan ülkemizde bununla ilgili ciddi anlamda iyileştirme süreçleri yaşıyoruz. Çevreci bir yaklaşım içerisinde olan müşteriler özellikle kendi enerjilerini üretip tüketme konusunda çok ciddi bir faaliyet içeriisndeler ve bize her gün yeni projeler gönderiyorlar. Çatı pazarı daha çok reel sektöre iş imkanı sağlayacak. Daha önceki MW tarzındaki projeler hiçbiri mahallede bulunan elektrikçiye ya da tesisatçıya fayda sağlamadı ama bu pazarın gelişmesiyle birlikte her mahallede bulunabilecek çatı üzeri fotovoltaik panel kurabilen ekipler iş imkanı bulacaklar.

SOLIGES adını verdiğiniz bir platformunuz var, bunun detaylarından bahsedebilir misiniz?

Pazarın gelişmesiyle bizim dağıtım kanalındaki yapılaşmalarımız da değişiyor. SOLIGES diye adlandırdığımız bir dağıtım kanalı platformumuz var. Bu dağıtım kanalı, yenilenebilir enerji sistemleri konusunda her türlü oyuncuyu bir arada görebileceğimiz bir platform. Örneğin bir mimarsınız ve bu platformda bir üyeliğiniz var, bu sayede teknik destek, uygulama, keşif desteği sağlayabilen bir hizmetler bütününü bir arada bulabiliyorsunuz. Türkiye’nin her yerinde fotovoltaiğin doğru uygulanabilmesi konusunda müşteri ile uygulamacıyı bir araya getirebilen bir platform. Bu oluşum içerisinde 22 adet proje ve montaj yapabilen ekibimiz ve bayilerimiz var. Bunlar bölgelerden gelen her türlü talebi çatı üzerine uygulayabilecek potansiyele ve eğitime sahip. 

Yapı Fuarı’nda sunduğunuz pasif enerji evi veya yaklaşık sıfır enerji evinin oluşum süreçleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

Enerjide en önemli olgu sürdürülebilirlik kavramı ve sürdürülebilirlik de 3 tane ana kritere dayanıyor. Bunlardan birincisi enerjiyi muhafaza etmek. Bu açıdan pasif enerji evi ya da sıfır enerji evlerinde izolasyon çok büyük önem taşıyor. İzolasyonu iyi yapılmamış bir evde sıfır enerji yaratmanız mümkün değil. Diğer unsur enerjiyi verimli üretmek. Bu da güneş, rüzgâr enerjisinden nasıl en fazla faydalanbiliriz ve bunu en verimli şekilde nasıl üretebiliriz konusunu öne çıkarıyor. Uzun yıllar boyuncu verimli enerjiyi üretmek gerekiyor. O sebepten dolayı biz pasif ev uygulamalarımızda dünyanın en verimli panelini kullanıyoruz ki uzun yıllar boyu verimli bir üretim sağlasın. Sonuncusu ise enerjiyi verimli kullanmak. Enerjiyi üretisiniz ama doğru kullanmazsanız yine sıfır enerji evi yaratma şansınız yoktur. Pasif ev olarak bu 3 ana sunsurun bir araya geldiği evlerden bahsediyoruz. Bunların sayısı giderek artmaya başladı. Bu konuda mimarlarımıza çok büyük görevler düşüyor. Bizim Yapı Fuarı’nda olma sebebimiz de mimarlara ulaşmak ve kendimizi onlara anlatmak.

 Önümüzdeki döneme ilişkin hedefleriniz neler?

Bizim genel yapımız içerisinde her yıl yeni bir ürün üretmemiz ve her yıl farklı kulvarda olmamız gerekiyor. Bu sebepten de Solimpekd’te projeler durmuyor. Bu kapsamda güneş enerjisinden sıcak su üretirken ürettiğimiz sıcak suyla soğutma da yapabilecek sistemler kurmaya başladık. Bununla ilgili distribütörlüklerimiz, destek aldığımız yabancı firmalarımız var. Önümüzdeki dönemde güneş enerjisinden soğutma kavramını geliştireceğiz. Daha büyük paneller üretmeye çalışıyoruz. Isı pompalarının ihracat rakamlarını artırmaya çalışıyoruz. Avrupa’ya Çin’den gelen üürnlerin pazarı çok yüksek. Türkiye, Avrupa için üretim konusunda çok avantajlı bir noktada. Hem tedarik süreçleri çok kısa hem de fiyat anlamında daha cazip. Dolayısıyla burada iyi bir ürünü en iyi imkanlarla Avrupa’da sunabilirsek eğer ısı pompası pazarında da oldukça iddialı bir yer alacağız.