“Güneş, yatırımcıların işini ışıldatacak”

06 Ağustos 2015 Dergi: Temmuz-Ağustos 2015

Türkiye’de 30 yıllık bir geçmişe sahip olan Tekno Şirketler Grubu’nun güneş enerjisi sektöründe faaliyet gösteren ayağı Tekno Ray Solar’ın Satış ve Planlama Koordinatörü Mehmet Özenbaş, “Biz, güneşin yatırımcıların işini ışıldatacağına ve değer katacağına inanan bir şirket olarak, Türkiye’de gerçekten kaliteli, ayrıştırılabilir ve çalıştırıldıktan sonra sürdürülebilir işler yapmaya odaklandık” diyor.

Yeni Enerji: Tekno Ray Solar, pazarda nasıl bir alan kaplıyor, konumu nedir?

Mehmet Özenbaş: Tekno Ray Solar Enerji Sistemleri Sanayi Ticaret AŞ, şu an Türkiye’deki güneş enerjisi pazarında hem yatırım hem de anahtar teslim enerji müteahhitliği tarafında yaklaşık %18’lik bir pazar payına sahip. Tekno Ray Solarolarak neler yaptığımızdan bahsetmek gerekirse, işin ilk keşif aşamasından başlayarak tasarımı, planlanması, yerel EDAŞ’lara yapılmış olan başvurular sonrasında çıkmış olan izinlerle ilgili olarak TEDAŞ projelendirilmelerinin yapılması, bunların uygulama işlemleri, tedarik zincirinin yönetimi, dış ticaret işlemlerinin yönetimi -ki bununla ilgili bizim özel bir departmanımız var-, ardından işin inşası, testleri, devreye alması ve geçici kabullerinin yapılması konularında “tam anahtar teslimi” dediğimiz bir proje anlayışımız var. İş modeli penceresinden baktığımızda pazardaki payımız çok daha büyük. Türkiye’de direkt olarak güneş enerjisi santralinin tüm ihtiyaçlarına aynı ada cevap veren firma sayısı çok az. Bu tarz yapılan projeler de çok az. Benim bu konu için verdiğim basit bir örnek var. Bir otomobil alacağınız zaman, lastiğini başka yerden, motor mekanizmasını başka yerden, kaportasını başka yerden almazsınız. Güneş enerjisi santrali yaparken bizim yaptığımız iş de buna benzer aslında. Anahtar teslim proje diye adlandırdığımız anlayış aslında yerinde inşa edilen bir makine sistemi, bir enerji üretim sistemi. Sadece makineyi fabrikada üretmiyorsunuz da parçalarını sahada birleştiriyorsunuz. Dolayısıyla yerinde inşa edilen bu sistemi tam anlamıyla, ilk tasarımından başlayıp en son devreye almasına kadar, altyapısı, kazıları, borulamaları, alçak gerilim tesisatı, orta gerilim tesisatı, doğru akım tesisatı ve alternatif akım tesisatının tamamını yapan Türkiye’deki yegâne şirketlerden bir tanesiyiz.

Tekno Ray Solar Konya ProjesiYeni Enerji:Konya-Karapınar’da kurulan güneş enerjisi santrali için “Türkiye’de örnek teşkil edebilecek ‘en donanımlı’ proje şeklinde bir tanımlamanız var. Bu projenin, bu tanımlamayı kazandıran özellikleri nelerdir?

Mehmet Özenbaş: Türkiye’de son dönemlerde yapılan enerji yatırımlarının bir getirisi olarak “enerji kalitesinin ölçümü” konusu özel bir önem kazandı. Bu konu, gitgide herkesin çok daha fazla dikkat ettiği bir konu hâline geldi. Yerel elektrik dağıtım şirketleri (örneğin Konya’da Meram Elektrik Dağıtım AŞ, Antalya-Isparta-Burdur’da Akdeniz Elektrik Dağıtım AŞ, Adana’da Toroslar Elektrik Dağıtım AŞ), siz işinizi yaparken, bağlantı formasyonunuz ve bağlantınızın teknik olarak nasıl olacağı konularında size bir mektup gönderiyor. Özel çağrı mektupları denilen bu mektupların içerisinde artık bir de SCADA (Uzaktan Kontrol ve Gözleme Sistemi ) otomasyonu istenmeye başladı. SCADA, normalde Türkiye’de güneş enerjisi ile alakalı olarak istenmeyen bir özellikti. Ama son 1-1,5 yıldır, yereldeki elektrik dağıtım şirketleri, bütün projelerin çağrı mektuplarında buna yer vermeye başladı ve kabullerin geçerli olabilmesi adına SCADA optimizasyonu şartı getirdiler. Şu anda bizim Konya-Karapınar’daki projemiz, SCADA altyapısıyla birlikte bitirilmiş Türkiye’deki ilk proje. Biz, sadece kendi tarafımızda değil aynı zamanda enerjiyi izleyen, enerjiyi verdiğimiz tarafta da bunun kontrolünü yaptırabilen, kalitesini izlettirebilen, kaydedebilen ve bunu santralin içindeki her bir nokta için ayrı ayrı verebilen altyapıyı kuran ilk şirketiz. O yüzden projemize “en donanımlı” diyoruz. Şirket olarak, tevazu gösteren bir yapımız olmakla birlikte bu konuda çok mütevazı olmamak gerektiğini düşünüyorum.

Bizim ülkemizde güneş enerjisi santrali dendiğinde insanların aklına sadece bir tane modül, konstrüksiyon, inverter geliyor. Hâlbuki bunun altında büyük, karmaşık ve detaylarla dolu bir yapı var. Tasarım burada ön plana çıkıyor. Siz bunu donanımlarınızın içine eklemezseniz; evet bir santral yaparsınız, evet o santral kabul edilir ve evet o santral çalışır. Ancak bir arıza olduğu zaman müdahale etmek için sizin o altyapıyı doğru kurmuş olmanız, yani iyi bir tasarım yapmış olmanız gerekiyor. O altyapıyı oluşturup saha içerisinde bakım noktaları tasarlamış olmalısınız. Biz santrallerimizde her sıranın başına rögar ya da İngilizce adıyla “manhole” veya “handhole” (insan girecek ya da el girecek holler) bırakıyoruz ki müdahale edilmesi gereken bir durum olduğunda hemen bu noktalardan işlem yapabilelim. Böyle zamanlarda koskoca arazide bir kabloyu bulmanız eğer bu tip işaret noktalarınız yoksa mümkün olmaz. Biz bu hizmetleri sağlayan bir donanımdayız. Yine donanımla alakalı çelik konstrüksiyon konusunda çok özel bir dizayna sahibiz. Elektrik altyapısı anlamında şu anda kullanmakta olduğumuz malzemeler bu işin artık en üst kalite malzemeleri. SMA, Yingi Solar, Hanwha gibi dünya çapında kalitesini ispat etmiş firmaların ürünlerini kullanıyoruz.

Yeni Enerji: Bu süreçte hangi kavramlar sizin olmazsa olmazlarınızı oluşturuyor?

Mehmet Özenbaş: Kalite ve sürdürülebilirlik. Kaliteyi belli bir yere kadar sağlayabilirsiniz ama sürdürülebilir ürünler sağlamak 30 yılı aşkın zamandır firmamızın tüm alanlarında ilk ve en önem verdiği nokta olmuştur. Hatta dünya çapında teknik servis hizmetimiz ile ilgili aldığımız ödüller bile bulunuyor. Tekno Ray Solar olarak bu tavrımızı güneş enerjisi sektöründe de gösteriyoruz. Gerek bakım hizmetleri gerekse Türkiye’nin her noktasında bulunan servis ağımız ile her türlü talebi çok kısa sürede cevaplayabilir durumdayız.

 Tekno Ray Solar tarafından uygulanan bir izleme sistemine ayrıca değinmek isterim. Bir güneş enerjisi santralinde her bir inverter üreticisinin yani sistemin kalbini üreten firmaların bir uzaktan izleme yapısı olur. Biz şu an Türkiye’de, dünyadaki tüm tesislerimizde kurduğumuz altyapıyı kurduk. Bu yapı sayesinde, herhangi bir inverter markasından bağımsız olarak, tüm tesislerimizi kendi merkezimizden izleyebiliyor konumdayız. Bunu İtalyan ortağımızın tüm dünyadaki altyapısı sayesinde edindik. Şu anda Türkiye’de, Tayland’da, Ürdün’de, Brezilya’da, Meksika’da, Şili’de, İtalya’da, Romanya’da, Abu Dabi’de, Suudi Arabistan’da merkeze aynı altyapıyla bağlanıyor.

Yeni Enerji: Hâli hazırda yapımı devam eden projeleriniz nelerdir?

Mehmet Özenbaş: Şu anda Konya’da, Burdur’da ve Ankara’da devam etmekte olan projelerimiz var. Bu projeler yaklaşık olarak 46 MW’lık bir güce karşılık geliyor. Bununla birlikte bir de önümüzdeki sene için hayata geçeceğini bildiğimiz, el sıkışmak üzere olduğumuz projeler var ki o projelerin şu anki rakamın katlarına karşılık geleceğini söyleyebilirim. Tekno Ray Solar’ın önümüzdeki yıl itibarıyla 80 ila 100 MW arasında bir kurulu güç büyüklüğüne ulaşmış olacağını düşünüyorum.  Bu yıl sonu itibarıyla 35 MW’ı bitirmiş olacağız. Önümüzdeki sene rakam biraz daha artacaktır. Bu söylediğim gerçekten olan, onaylanmış, finansı mümkün projeler. Bu projelerden bahsetmek lazım. Çünkü Türkiye pazarı, evet emeklemiyor ama daha yürümeye de başlayamadık. Türkiye’nin potansiyeli, şu an gördüğünüz haberlerin, konuşulan konuların çok çok üstünde. Ülkemiz güneş konusunda inanılmaz bir ülke. Santrallerde beklenenlerin çok üstünde performanslar geliyor. İnşallah daha da iyi noktalara gideceğiz.

Yeni Enerji: Türkiye’deki potansiyel konusunu biraz daha açmanızı istesek neler söylersiniz?Tekno Ray Solar-Mehmet Özenbaş

Mehmet Özenbaş: Şu an Türkiye’de sadece tarım arazilerinin dışında kalan, tarıma elverişsiz alanların binde 2’sini dahi kullansanız Türkiye’nin toplam kurulu elektrik altyapısını kolaylıkla besleyebilirsiniz. Bunun yanında, Sanayi Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de OSB’lerdeki çatı alanları şu an 27 milyon m2 civarında. Bunun dışında kalan sanayi tipi çatıların da 3 kat daha fazla olduğunu bilmekteyiz. Yani yaklaşık 100 milyon m2 civarında bir rakam söz konusu. Bunun %25’i yapılsa dahi 5-6 GW’lık bir potansiyel eder. Bunu sadece sanayi tip çatılar için söylüyorum; daha ticarethaneler, depolar, marketler ve ev tipi uygulamaları konuşmadım, seranın yanındaki araziyi konuşmadım, tarladaki çiftçinin su pompasını konuşmadım. Türkiye’de güneş enerjisi hem devletin desteklediği hem de yatırımcıların ışık gördüğü bir alan. Çünkü 6-7 yıllık geri dönüşler, şu an Türkiye’de “yatırım yapıyorum” dediğiniz hiçbir projede yok. Enerji bir sepettir ve o sepette hidroelektrik, doğalgaz, kömür, rüzgâr gibi bütün santraller olmalıdır. Ama bunların içinde güneş enerjisi yatırımı, şu anda hem bakım-işletme rakamları olarak hem de ilk maliyetler açısından baktığınızda çok kısa sürede geri dönüş veren ve aynı zamanda gayrimenkulden bile daha farklı noktalara ulaşmış bir yatırımcı aracı hâline gelmiş durumda.

Yeni Enerji: Çatı sistemleri konusunda biraz daha detaylı bilgi alabilir miyiz?

Mehmet Özenbaş: Çatılar, güneş elektriğini elde etmek için kullanılan alanlar arasında aslında işin doğasına en uygun yerler. Çünkü güneş elektriğindeki mantık, şebekeye dağınık noktalardan elektrik basabilme mantığından ibaret. Enerji sisteminizi ne kadar merkezi yaparsanız, merkezden dağıtırsanız kayıplarınız o kadar artıyor. Hâlbuki siz ne kadar elektriğinizi direk tüketebilir hâle getirirseniz, üreteçle tüketeci ne kadar yan yana koyarsanız o kadar net elektrik elde edersiniz. Çatı sistemlerine baktığımızda, fabrikanızın çatısına kurduğunuzda ve enerji nakil hatlarından çekerken bir trafo kaybınızın dahi olmadığında -ki trafolardan % 1’ler ila %3’ler arasında gezen kayıplar vardır- bu, ayda 1000 TL’lik elektrik harcadığınızda 10 TL ila 30 TL arasında kazancınız olacağına anlamına gelir. Aynı elektriği üretiyorsunuz, aynı işi yapıyorsunuz ve normal kazancınızın yanında ekstradan % 3 daha fazla kazanıyorsunuz. Dolayısıyla çatı otomatik bir potansiyel hâline geliyor.

Yeni Enerji: Sektöre hâkim olan bir karamsarlık da söz konusu. Özellikle bürokrasi pek çok şirketin ve yetkilinin şikâyetçi olduğu bir durum. Siz bu konuda neler söylersiniz, bu karamsarlık bulutu nasıl dağılır?

Mehmet Özenbaş: Bu durumun oluşmasının altında yatan en önemli noktalardan bir tanesi aslında bizim bilgiye artık çok kolay ulaşabiliyor olmamız. Haberler, bilgiler bir yerden başka bir yere eskisi kadar zor gitmiyor. Bugün Nepal’in bir dağında yaşayan bir kişinin paylaşmış olduğu bir ekran görüntüsüyle sosyal medya sayesinde çok rahat bir şekilde karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Türkiye’deki var olan toplam enerji gücü 70 GW’ın üstünde. Ancak şuana kadar kabulü yapılmış olan güneş enerjisi santrali toplam 120 MW. Yani binde 2’ler mertebesindeyiz. Dünyadaki toplam güneş enerjisi kurulu gücünün 200 GW olduğu, enerji kurulu gücünün ise 6 bin 700 GW’ları geçtiğini düşünürsek, global oranladığınızda dünya pazarındaki yeri bile belli noktalarda olan güneşin Türkiye’de de şu an bu pozisyonda olması çok doğal. Avrupa, Almanya önderliğinde 2003 yılında güneş enerjisine yatırım yapmaya başladı. Eksponansiyel büyümeye sahip oldular. Eksponansiyel büyümeden kastım, 2004’te 120 MW yaptılarsa 2005’te 350 MW, 2006’da 1 GW yaptılar. Böyle bir eksponansiyel eğrinin içerisinde gittiler ve şu anda dünyanın bütün ülkelerinde bu böyle gelişiyor. Türkiye’de de böyle olacağını düşünüyorum. Kanun 2012’de çıktı ve 2013’te de bir takım değişiklikler yapıldı. 2013’te biz Türkiye’nin ilk zemine monte, orta gerilim, direk şebekeye elektrik veren MW boyutundaki santralini devreye aldığımızda ülkemizde o sene 30 MW kabul vardı. Şimdi kabuller 100’ü geçti. Bu senenin sonunda yaklaşık 200’leri bekliyoruz. Türkiye’de de eksponansiyel büyüme olacak. Bürokrasinin elbette buna yetişmesi kolay değil. Enerji yatırımcısının kendi kararını kendi verip o şekilde hareket etmesi bürokratik hareketlerden çok daha süratli oluyor.

Türkiye büyüyor. Ülkenin içerisindeki birçok ekonomik çark eskisinden daha çabuk devreye girebiliyor ve daha çabuk devreden çıkabiliyorlar. Bunların dönme hızları ya da dönme hızına alışkanlık kazanmaları çok daha hızlı olabilen durumlar hâline geldi. Dolayısıyla ben, Türkiye’deki bürokratik durumun çok kısa bir sürede üzerinden bu karamsarlığı atacağını da düşünmüyorum ama geri gideceğini de düşünmüyorum. Sonuçta öğreniyoruz. İngiltere’de bu sistem kurulmadan önce, kanunla ilgili yapılan araştırmalar 5 yıl sürdü. Bizde ise daha işin başlangıcından bu yana 3 yıl geçti ve elbette her ülkenin şebekesinin birbirinden farklı olduğunu düşünürsek, bizde başka başka revizyonlar, başka başka değişiklikler olacaktır. Bu değişikliklerin olduğu esnada, her kurumun bağlı olduğu yönetmeliklerde güneş enerjisiyle alakalı olarak belirtilmiş noktanın olmamasından kaynaklı zorluklar çıkabilir. Bu zorlukların aşılması için problemin görüldüğü noktada hemen müdahale edilmesi gerekir. Bunu, kamu kurum ve kuruluşları yetkilileri de, bürokratlar da, hükümet de bilir vaziyette. Ama şu gerçeği hiçbirimiz unutmuyoruz: Enerji yönetiminin, enerji sepetinin içinde tamamen güneşle alakalı olarak bir yer açmak istediği ve 10 GW’lara ulaşmak istediği bir gerçek. Buna başarmak için de hepimizin çok daha fazla çalışması gerekiyor.

Yeni Enerji:Bu anlamda halkımızın güneş enerjisi konusunda eskiye nazaran daha bilinçli olduğunu söylemek mümkün mü?

Mehmet Özenbaş: Güneş enerjisinin dünyada bu kadar yankılanmasının ana sebeplerinden biri şudur: enerji sektörü içerisinde perakendeye inebilen tek enerji çeşidi güneş enerjisidir. Aslında biz Güneş enerjisini 30-40 yıldır tüm dünyada kullanıyoruz. Hepimizin masasında hesap makineleri vardır. O hesap makinelerinin üzerinde güneşle çalışan şeritler mevcut. Siz güneşle çalışan bu makinenin kolay kolay arızalandığını gördünüz mü? Göremezsiniz. Yere düşürüp kırmadığınız sürece çalışmaya devam eder. Bir ofis içerisinde en çok har vurulup harman savurulan alet hesap makinesidir aslında. Ama çalışır. Bu anlamda güneş enerjisinin insanlar tarafından algılanması kolay olmuştur. Güneş enerjisinin perakendeye inmesinde iş, güneş modülünün içerisinde bulunan hücrenin içerisinde yer alan elektrondan başlar. Milyarlarca elektronun bir araya gelmesinden hücre oluşur, 60 veya 72 hücreyi bir araya getirerek panel yaparsınız ve 4 bin paneli bir araya getirerek de 1 MW’lık tesis kurarsınız. Süreç bir elektrondan, bir hücreden başladı. Bu da, sizin herhangi bir elektronik markete gittiğinizde ya da internetten direk bir siparişle herhangi bir ülkeden bile getirtebileceğiniz bir cep telefonunun şarj ünitesini dahi güneşle yapabilmenizi sağladı. Yine arazide dolaşmayı seviyorsanız çantanızın sırtına 10 W’lık bir güneş üreteci koyabilmenizi, pillerinizi ya da bilgisayarlarınızı şarj edebilmenizi sağlayan bir teknoloji hâline gelmesini sağladı. Yatırımcının büyük çapta güneş santralleri yapmasıyla birlikte de insanlarda farklı bir algı oluştu. “Bizim ofisteki makinede de yer alan bir malzemeydi bu, dolayısıyla güvenilir bir malzeme ve kullanabiliriz” algısı yavaş yavaş oluşmaya başladı.

Yeni Enerji: Türkiye salt “santral” kelimesine karşı bir ön yargı olduğunu söylemek mümkün. İnsanlar bu noktada çevreye duyarlı ve temiz olması açısından yenilenebilir enerji faaliyetlerine daha sıcak bakıyorlar. Siz bu algıyı kırmanın yollarını nasıl görüyorsunuz?

Mehmet Özenbaş: Santrallerden korkmamak lazım. Şöyle ki, çoğumuz çocukluğumuzda bindiğimiz bisikletlerin ön tarafına far, arka tarafına da dinamo takmışızdır. Baktığınızda o da bir elektrik santrali. Her yerde kullanılan pil de aslında bir elektrik santrali. Bu, olaya nasıl baktığınız ve oluşabilecek tehlikelerden kendinizi nasıl koruduğunuzla çok alakalı. Santrali kaliteli ve güvenilir yapan özelliklerden bir tanesi de orada kullanılan koruma ekipmanları. Şebekeden santrale gelebilecek, santralden şebekeye gidebilecek ya da doğadan gelebilecek problemlere karşı hazır bulundurulan ekipmanlar çok önemli. Sektörde yapılmakta olan santrallerle ilgili yatırımcılar bu önemli ve detay noktalara dikkat etmeliler. Çünkü kalite ayrıntılarda gizli.

Yeni Enerji: Son olarak eklemek istedikleriniz varsa onları alalım sizden.

Mehmet Özenbaş: Biz, güneşin yatırımcıların işini ışıldatacağına değer katacağına inanan bir şirket olarak, Türkiye’de gerçekten kaliteli, ayrıştırılabilir ve çalıştırıldıktan sonra sürdürülebilir işler yapmaya odaklandık. Umarım yatırımcılarımız da işlerini yaparken bu kriterleri dikkate alırlar ve Türkiye’de güneş enerjisi kullanımı ve güneş enerjisi sektörü günbegün artarak ve kalitesini de artırarak büyümeye devam eder. Bu da bize finansman ve dış ticaret açığını kapatan, enerji arzını ve enerji güvenliğini daha iyi noktalara getiren bir Türkiye sağlar diye ümit ediyoruz.