"Güneş enerjisi sektörünün, herkesin sektörü olması için yola çıktık”

01 Haziran 2017 Dergi: Mayıs-Haziran 2017

Güneş Enerjisi Topluluğu Türkiye Bölümü’nün (GÜNDER) 14. Olağan Genel Kurul toplantısında GÜNDER’in yeni Yönetim Kurulu Başkanı seçilen Kutay Kaleli ile GÜNDER’in önümüzdeki dönem hedeflerini ve güneş enerjisi sektörünü konuştuk. ‘GÜNDER’in yeni yönetim kurulu olarak güneş enerjisi sektörünün herkesin sektörü olması için’ yola çıktıklarını belirten Kaleli, “Herkesin kendine bir yer bulabildiği, alanı geniş olan bir sektör betimlemeye çalışıyoruz. Normal vatandaş da, üretici de, yatırımcı da bu sektörden faydalansın; gerek ticari olarak gerek öz tüketim olarak yatırımlar artsın istiyoruz” açıklamasında bulundu.

Kutay Bey öncelikle GÜNDER başkanlığınız hayırlı olsun. Sizi sektörden tanıyoruz ancak bir de sizi sizden dinleyebilir miyiz?

2005 yılında Başkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun oldum, ardından Akfen Holding’e bağlı, Akfen Enerji Yatırımları A.Ş’de iş hayatına başladım. Burada 5 yıl boyunca, toplamda 28 santral 250 MW üzeri bir kapasitenin işletime alınması sırasında mühendislik hizmetlerinin yürütülmesine katkı sağladım. 2009 yılında Hacettepe Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisansımı tamamladım. Daha sonra, Özaltın Holding’te önce Enerji Yatırımları Müdürü daha sonra, Enerji Grubu Koordinatörlüğü görevlerinde bulundum. Burada, Türkiye’nin en büyük özel sektör hidroelektrik santral yatırımı olan Fırat’ın ana kolu Murat Nehri üzerindeki Kalehan Enerji’nin 2500 MW kurulu güç ve 3 milyar USD’yi bulan enerji yatırımlarını yönettim ve işletmeye alınmasında görev yaptım. 2014 yılında ISTRICH Enerji’yi kurdum ve o tarihten beri de kendi şirketimde çalışmaktayım. Türkiye’de birçok HES, RES, lisanslı ve lisanssız güneş enerjisi projesinde, biyogaz projesi geliştirilmesi gibi konularda çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz.

Bunların yanı sıra, 2013 yılında yapılan seçimlerde ATO Enerji Komitesi Başkanlığı’na seçildim, o tarihten beri bu görevi yürütüyorum. 2014 yılından beri de Türkiye Basketbol Federasyonu Disiplin Kurulu üyeliğinde bulunmaktayım. 28 Şubat 2017’de de bildiğiniz gibi GÜNDER Yönetim Kurulu Başkanı olarak seçildim, bir yandan da o görevi devam ettiriyorum.

Başkanlığınızla birlikte GÜNDER’de yeni bir süreç başlıyor. Başkanlık döneminizde ne gibi değişiklikler ve yenilikler yapmayı planlıyorsunuz?

Öncelikle biz, GÜNDER’in yeni yönetim kurulu olarak, projelerimizle ve birçok hedef gözeterek güneş enerjisi sektörünün, herkesin sektörü olması için yola çıktık. Yani, herkesin kendine bir yer bulabildiği, alanı geniş olan bir sektör betimlemeye çalışıyoruz. Normal vatandaş da, üretici de, yatırımcı da bu sektörden faydalansın; gerek ticari olarak gerek öz tüketim olarak yatırımlar artsın istiyoruz. Bunun yanında bu sektörde, Türkiye’de bilimsel çalışmalar yapılsın, tezler yazılsın, deney ortamları oluşsun, inovatif ürünler ortaya çıksın amacındayız.

Konya-Karapınar YEKA ihalesiyle birlikte yerli panel üretimi şu an güneş enerjisi sektörünün gündemine oturdu. GÜNDER bu sürece nasıl bir katkı sağlayacak?

Evet, ülkemiz için oldukça önemli bir gelişme bu, bakanımız Sn. Berat Albayrak’ın açıkladığı Milli Enerji Politikası gereği atılması gereken bir adımdı, ülkemiz adına hayırlı olmasını diliyorum. Tamamlandığında devam eden projeler bitmez ise dünyanın en büyüğü, diğer projeler tamamlanırsa en büyükk 3 GES projesinden birisi haline gelecek olan Karapınar YEKA GES projesi için son derece heyecanlıyız. YEKA projesi ile 13,3 cent olan tarifenin 7 centlere kadar düşebileceğini bizler de görmüş olduk. Şimdi önümüzde başka bir yarışma var bu da Rüzgâr YEKA yarışması. Burada da benzer sonuç elde edileceğinden eminim. Bakanlığımız YEKA projelerinde son derece kararlı ve projelerin yatırımcılarına da gerekli tüm desteği veriyor.

YEKA noktasında GÜNDER olarak projenin ihalesinden önce de dahildik, sonrasında da dahil olmaya devam edeceğiz. Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları’nı tanımlayan, dünya ve Avrupa özelinde yapılan çalışmaların da anlatıldığı YEKA Raporumuzu ihaleden çok önce hazırlamaya başlamıştık, raporumuz tamamlandı ve kütüphanemize eklendi. Bu rapor hazırlanırken de Enerji Bakanlığı ile yakın ilişkiler sürdürdük ve gerekli düzenlemeler yapılırken bizlerinde çorbada tuzu oldu. Tabiki bu yeterli değil, fabrika kurulumundan üretilecek panellerin ihracatı noktasına kadar sürecin her aşamasında hem yatırımcı firmaya hem de kamu kurum ve kuruluşlarımıza yerli güneş modüllerine arz ve tüketici güvenini sağlamak, uluslararası pazara yerli marka sunabilmek ve geliştirilmiş teknolojimiz ile uluslararası pazarda rekabet edebilmek gibi hedefleri gerçekleştirmek için gerekli tüm desteğimizi vereceğiz. Bu hedeflerimizi gerçekleştirebilirsek önümüzdeki YEKA süreçlerine doğrudan bir katkımız olacak diye düşünüyoruz.

Dağıtım sistemi kullanım bedellerine ilişkin 3 sektör derneği olarak ortak bir bildiri yayınladınız. Bu konu hakkında söylemek istedikleriniz nelerdir?

Sizinde bahsettiğiniz gibi, lisanssız enerji projelerinde, dağıtım sistemi kullanım bedellerinin 2018 yılı başında artacak olması sebebiyle sektörde oldukça yoğun bir çalışma var. Haliyle, TEDAŞ Kabulû esnasında kapasite üzeri bir sıkışma olacağı, yatırımcının da kendinden kaynaklanmayan bir problemden dolayı mağdur olma endişesi var.

Bu noktada da, güneş enerjisi sektörünün sivil toplum örgütleri olan bizler en başından beri ifade ettiğim birliktelik ruhunu yansıtarak ortak bir metin oluşturulmasının ve tek ses çıkmasının daha doğru bir yaklaşım olacağını düşündük. Bu birliktelik ruhunu sadece bu konuda değil, özellikle Çatı Üzeri GES projeleri gibi diğer konularda da sürdürdüğümüzü düşünüyorum. Bir araya gelerek ve her kesimin hakkını gözeterek bir anlamda beyin fırtınası gerçekleştiriyoruz. Bu şekilde hareket ederek sektörde daha hızlı ve pozitif yönde gelişmeler yaşanacağına inanıyoruz.

Dağıtım sistemi kullanım bedeli konusuna dönecek olarsak, bu başvurumuzun olumlu şekilde sonuçlanması ve yatırımcının mağdur edilmemesi amacıyla takibimiz, sürdürüyoruz. Umuyorum ki yatırımcıyı bir nebze olsun rahatlatacak bir karar da çıkacak. Çünkü TEDAŞ’ın bu yoğunluğu kaldıracak kadar personel yoğunluğu yok ve kendileri de bunu kabul ediyorlar. Sırf bu yüzden de güneş sektörüne gönül vermiş yatırımcıyı küstürmemiz gerekir. Dediğim gibi, konunun takipçisiyiz.

Güneş enerjisi sektöründeki anti–damping uygulamalarına ilişkin görüşleriniz nelerdir, bu uygulama yerli üretime nasıl bir katkı sağlayacak?

Bildiğiniz üzere, Çin Halk Cumhuriyeti’nden ithal edilen güneş panellerinde; 16 şirket için panel fiyatlarına m2 başına 20 USD, kalan şirketlere ise m2 başına 25 USD vergi-(ceza) uygulanacak. Polikristal bir güneş panelini ele aldığımızda, 32-40 USD (1,6 m2) arasında ekstra maliyet oluşacak.

Bu karar yatırımcıları, Çin dışı fabrikalarda üretilen panelleri ya da yerli panelleri kullanmaya yönlendirecektir.

Anti-damping soruşturması başladığından bu yana, zaten yatırımcıların çoğu  geriye dönük cezalar olabileceğini düşünerek Çin’den ithalat yapmadı, diğer ülkelerden panel ihtiyacını karşıladılar. Dolayısı ile yatırımcı bir şekilde bu durumun üstesinden geldi.

Diğer yandan biliyorsunuz Türkiye’de panel üretimine önem veren ve çok kaliteli ürünler çıkartan yerli üreticilerimiz de mevcut. Bu konu yerli üreticimizi ve sanayicimizi de rahatlattı. Nitekim yerli üreticilerimiz 2017 yılı için kapasitelerini doldurdular, 2018 yılı içinde satışlarını sürdürüyorlar.

GÜNDER’in önümüzdeki sürece ilişkin hedefleri nelerdir?

Bildiğiniz gibi GÜNDER 25 yıllık geçmişi olan ve tüm uluslararası kuruluşlara üye olan bir sivil toplum örgütü. Tek amacımız var, ülkemizde dünyada olduğu gibi güneş enerjisinin kullanımının yaygınlaşmasını sağlamak. GÜNDER aynı zamanda günısı, solar termal konularında da çalışmalarını sürdüren bir dernek. Dolayısı ile güneşin olduğu her noktada bizler varız. Güneş enerjisinin fotovoltaikler dışında olduğu bir sektör de var ve bu noktada dünyada yaygınlık açısından 2. sıradayız.

Öncelikli hedeflerimiz arasında az öncede söylediğim ve solar termal konusunda olduğu gibi, fotovoltaiklerin de yaygınlaşmasını sağlamak var. Gelecekte açılacağından oldukça emin olduğumuz çatı pazarı için mevzuat hazırlıkları sırasında oldukça faal bir şekilde EPDK ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir pazar oluşması öncelikli olan hedefimiz.

Diğer yandan Belediyeler, İller Bankası, Avrupa Birliği Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı, Yabancı Solar Enerji Dernekleri, Bilim ve Sanayi Bakanlığı gibi birçok kurum ve kuruluşla projelerimizi sürdürmeye de devam ediyoruz. Yakın bir zamanda hepsinin duyurularını yapacağız.

Alman BSW ile birlikte yürüttüğümüz bir Avrupa Birliği Projesi olan “GES Tesisleri İçin Kurum Rollerinin Belirlenmesi” projesinin yakın bir zamanda kapanış toplantısını gerçekleştireceğiz. Bu proje ile Almanya mevzuatında Türkiye’ye uygulanabilir olan noktaların ülkemize transferi ve böylelikle Türkiye mevzuatında bir iyileştirme hedefleniyor. Bir Sivil Toplum Diyaloğu Projesi olan bu proje ile iki sivil toplum kuruluşu (GÜNDER ve BSW) arasında ilişkiler kurulacak şekilde bir proje hazırlanması hedeflendi.

Daha bir çok hedefimiz ve projemiz bulunuyor, bahsettiğim gibi yakın zamanda hepsini tek tek açıklıyor olacağız.

Sektörümüzü çok güzel güzel günler bekliyor, yatırımların artan bir hızla durmadan devam edeceğine inanıyorum. Takılacağımız, tökezleyeceğimiz noktalar olacaktır, ancak şunu belirtmek isterim ki, ülkemiz enerji politikalarını çok doğru yolda sürdürmektedir ve sürdürmeye de devam edecektir.  Sadece yenilenebilir enerjide değil, konvansiyonel taraftada ve yer altı kaynaklarının kullanımı konusunda da net, kararlı adımlar atılıyor. Umarım Sn. Bakanımızın açıkladığı “Milli Enerji ve Maden Politikasını” layikiyle uygulayabiliriz, bu noktada da üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız, elimizden geleni fazlasıyla yapmaya çalışacağız.