Borusan EnBW Genel Müdürü Mehmet Acarla: “Türkiye’de sadece en fazla MW’a sahip olan değil, en verimli projelere de sahip olan teknolojik bir şirket olmayı hedefliyoruz”

25 Eylül 2017 Dergi: Eylül-Ekim 2017

Rüzgâr önlisans ihalelerinde 220 MW kapasite kazanan Borusan EnBW, bu kapsamda yaklaşık 250 milyon doların üzerinde yatırım yapmayı hazırlanıyor. Türkiye rüzgâr pazarında yaşanan gelişmeleri ve firmanın önümüzdeki dönem hedeflerini konuştuğumuz Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Mehmet Acarla, elektrik sektöründe lider bir enerji şirketi olan Borusan EnBW’nin özellikle rüzgâr enerjisinde de Türkiye’nin lideri olmayı hedeflediğini belirterek, “Liderliği de sadece MW olarak görmüyoruz. Burada sadece en yüksek kurulu güce sahip olan değil, o tesisleri en iyi şekilde işleten ve bakımını yapabilen, en verimli çalışan, bunun dışında da teknolojik gelişmelere yatırım yapan bir şirket olmak istiyoruz. Liderliğin getirdiği sorumlulukla, Türkiye’de yenilenebilir enerjide, özellikle rüzgârda tüm sektörün örnek aldığı bir şirket olmayı hedefliyoruz” diyor.

 

Öncelikle Borusan EnBW olarak YEKA ihalesinde 220 MW’lık bir kapasite kazandınız. Bu konuya ilişkin neler söylemek istersiniz?

Rüzgâr ön lisans ihalelerinde 220 MW kapasite kazanmaktan memnuniyet duyduk. Bu kapsamda yaklaşık 250 milyon doların üzerinde bir yatırım yapılacak. Borusan EnBW Enerji’nin portföyündeki rüzgâr santralleri görece yeni ve yüksek verimli türbin teknolojisine sahip. Bu yatırımımızda da en yeni ve verimli türbin teknolojisini kullanacağız. Türkiye’nin rüzgâr enerjisinde avantajları bulunuyor. Halen ülkemizde ortalama kapasite faktörü yüzde 32 – 33 seviyesinde. Hâlbuki Avrupa’da bu oran yüzde 22 - 23 civarında kalıyor. Hatta bazı bölgelerimizde rüzgârda yüzde 50’nin üzerinde kapasite faktörüne ulaşmak mümkün oluyor. Rüzgâr enerjisi yatırımlarında en önemli konulardan biri de finansman maliyetleri. Bunlar büyük ölçekli yatırımlar olduğu için sadece özkaynak değil, dış finansman da bulmanız gerekiyor. Son dönemde finansman maliyetleri önemli ölçüde arttı. Dolayısıyla hesabınızı iyi yapmanız önem taşıyor. Kurulacak santralin sermayedarlara ek bir yük getirmeden borcunu geri ödeyebilmesi gerekiyor. Biz bu ihalelere hesabımızı iyi yaparak girdik. Yatırımımızın tamamlanması iki yılı bulabilir. Bütün faktörleri göz önünde tutarak çalışmalarımızı sürdüreceğiz. En iyi sonucu alacağımıza inanıyorum.

Şimdi geçtiğimiz döneme bakmak gerekirse Borusan EnBW için 2016 nasıl geçti?

Enerji sektöründe yenilenebilir kaynaklara dayalı projelere yönelik yatırımlarımıza 2016 yılında da ara vermeden devam ettik. 2014’te başlattığımız 4 yeni proje ve bir kapasite artırımından oluşan toplam 220 MW’lık yatırımımızın son halkası olan İzmir’in Kemalpaşa ilçesindeki 33 MW’lık Fuatres Rüzgâr Enerji Santrali’nin son fazını Kasım 2016’da devreye aldık. Böylece 2016 yılında Borusan EnBW Enerji’nin rüzgâr enerjisindeki kurulu gücü 332 MW’a ulaştı.

2016 yılında iş ve yatırım hedeflerimize ulaştık ve rüzgâr enerjisi alanında sektördeki iddiamızı artırma yönünde ilerleme kaydettik. Borusan EnBW Enerji olarak ülkemizin yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirmesini desteklemek ve özellikle rüzgâr enerjisi alanında Türkiye’nin en güvenilir şirketi olma vizyonu ile çıkığımız yolda bugüne kadar toplam 650 milyon ABD doları yatırım yaptık. Yatırımlarımızı sürdüreceğiz.

2017 için belirlenen hedefler içerisinde neler var?

Büyümemiz ve kapasite artışımız 2017’de de bütün hızıyla devam ediyor. 2017 yılı başında Balabanlı RES Kapasite Artışı (10,8 MW) projemizin ve Gaziantep’teki Kartaldağı RES (65,6 MW) projemizin ilk fazının yatırımını tamamladık, tamamını da bu yıl içerisinde devreye almayı planlıyoruz. Mevcut kurulu gücümüz 416,7 MW. Mersin bölgesinde güneş enerjisinde 2,2 MW’lık bir yatırımımız devam ediyor. Aydın’da ise 2 adet jeotermal sahamız var; üretim kuyusu açma çalışmalarımız devam ediyor.

2017 ihaleler yılı olarak uzun zamandır tıkanmış olan rüzgâr santralleri piyasasına hareket getirecek. Biz de Borusan EnBW Enerji olarak bu ihalelerde yer alıp, portföyümüze yeni projeler eklemeyi hedefliyoruz.

Rüzgâr enerjisinde Türkiye’nin mevcut hâlini ve geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Dinamik bir ekonomiye ve artan nüfusa sahip olan Türkiye’nin enerji ihtiyacı yüksek seviyelerde seyrediyor. Dolayısıyla enerji politikalarının ihtiyaca yanıt verebilir düzeyde olması gerekiyor. Paris’te düzenlenen 21’inci BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı'nda alınan kararlar ve imzalanan anlaşmanın gerektirdiği şekilde, belli bir vade içinde karbon kökenli fosil yakıt kullanımını azaltmalıyız. Bu çerçevede ülkemizin artık ithal kaynaklara bağımlı ve ağırlıklı olarak karbon kökenli enerji kaynaklarına dayanan elektrik enerjisi üretimi yerine kendi yenilenebilir enerji kaynaklarını daha fazla değerlendirerek talebi karşılama yoluna gitmesi hayati önem taşıyor.

Ülkemiz özellikle yenilenebilir enerji kaynakları açısından ciddi bir potansiyele sahip bulunuyor. Doğru politikalarla bu potansiyelin hayata geçmesi mümkündür. Bugüne kadar kamu ve özel sektör olarak bu doğrultuda önemli adımlar atıldı. Ancak sürecin hızlanması gerekiyor. 

Yenilenebilir enerji potansiyelinin tam anlamıyla kullanılabilmesi için finansman imkânlarının geliştirilmesi, mevzuatın güncellenmesi ve iyileştirilmesi, enerji iletim altyapısının güçlendirilmesi ve yatırımcı farkındalığının arttırılması gibi konuların üzerinde durulmalı ve uzun vadeli politikalar hazırlanarak uygulanmalıdır.

Sektörün daha da gelişmesinde kamu ve özel sektöre düşen görevler sizce neler?

Yatırımların özel sektör eliyle yapılması Türkiye’nin enerji hedeflerine ulaşabilmesi açısından büyük önem taşıyor. Bunun için de başta rüzgâr olmak üzere enerji sektöründe yatırım yapma koşullarının kolaylaştırılması ve çekici hale getirilmesi, özellikle de bürokrasinin azaltılması şart. 

Ülkemizde mevcut bürokratik süreçler şirketler için sıkıntılar yaratıyor. Örneğin RES projelerinin yatırım sürecine ilişkin izin süreçleri birbirinden bağımsız birçok kurum ve kuruluş tarafından yürütülüyor. Ayrıca, yatırım süreçleri kurumlar arası ve yerel otoritelerin bölgeler arası görüş ve yorum farklılıkları nedeniyle uzayabiliyor.

Devletin tek elden bir koordinasyon olanağı verecek sadeleştirilmiş mekanizmaları oluşturması ve bürokrasinin azaltılması, yatırımların hızlanması açısından büyük önem taşıyor. Bu açıdan yatırımcılar için tüm izin süreçlerinin takibini, denetimini ve koordinasyonunu sağlamak üzere oluşturulan “Enerji Yatırımları Takip ve Koordinasyon Kurulu”nun işlerlik kazanması çok önemli.

Şu an Borusan EnBW’nin rüzgâr enerjisi pazarındaki yeri nedir?

Rüzgâr enerjisi alanında ilk yatırımımızı 2009 yılında Bandırma Rüzgâr Enerji Santrali (RES) (89,7 MW) ile gerçekleştirdik. Bu ilk yatırımımız sonrası edindiğimiz tecrübeyle yatırımlarımızı hızlandırdık. Şu anda Erzurum’da Yedigöl-Aksu Hidroelektrik Santrali (50,3 MW), Tekirdağ’da Balabanlı Rüzgâr Enerji Santrali (61,4 MW), Çanakkale’de Koru Rüzgâr Enerji Santrali (52,8 MW), Mersin’de Mut Rüzgâr Enerji Santrali (52,8 MW), Bursa’da Harmanlık Rüzgâr Enerji Santrali (52,8 MW), İzmir’de Fuatres Rüzgâr Enerji Santrali (33 MW), Mersin’de Dayıcık Güneş Enerji Santrali (6,6 MWp) ve Gaziantep’te Kartaldağı Rüzgâr Enerji Santrali (17,25 MWm) ile enerji sektörüne hizmet veriyoruz. Mevcut durum itibariyle, son teknoloji ile üretim yapan santrallerimiz toplam 416,7 MW kurulu güce sahip bulunuyor.

 

Biz Türkiye elektrik enerjisi sektöründe, yenilenebilir enerji yatırımı yapan, bu tür işletmeleri işleten bir enerji şirketiyiz. Özellikle rüzgâr enerjisinde Türkiye’de lider olmak istiyoruz. Liderliği de sadece MW olarak görmüyoruz. Burada sadece en yüksek kurulu güce sahip olan değil, o tesisleri en iyi şekilde işleten ve bakımını yapabilen, en verimli çalışan, bunun dışında da teknolojik gelişmelere yatırım yapan bir şirket olmak istiyoruz. Bu açıdan Ar – Ge’ye büyük önem veriyoruz.

Bu kapsamda 2016 yılında şirket bünyemizde bazı Ar-Ge projeleri geliştirdik. Bu süreci devam ettireceğiz. Borusan Ar-Ge Şirketi ile birlikte çalışarak projelerimizde verimliliği artırmayı planlıyoruz. Yenilenebilir enerji, kaynağı nedeniyle doğal olaylara bağlı olduğundan yapılan Ar-Ge çalışmaları da “rüzgâr esecekse hangi saatte eseceğini nasıl daha iyi öğrenebiliriz”, ya da “kayıplara sebep olan sorunları nasıl çözebiliriz” konuları üzerine oluyor. Bunlara da yatırım yaparak sadece Türkiye’de en fazla MW’a sahip olan değil, en verimli projelere sahip olan, en etkin şekilde yatırım yapan teknolojik bir şirket olmak istiyoruz. Liderliğin getirdiği sorumlulukla, Türkiye’de yenilenebilir enerjide, özellikle rüzgârda tüm sektörün örnek aldığı bir şirket olmayı hedefliyoruz.

 GE, Fina Enerji ve Özgül Holding ile YEKA için bir mutabakat imzaladınız. Böylesine bir anlaşma imzalama fikri hangi ihtiyaçlar neticesinde doğdu?

Türkiye’nin yenilenebilir enerji konusundaki potansiyelini geliştirebilmesi için yatırımın bütün alanlarında eşgüdüm içinde çalışma imkânı olması gerekiyor. Bir yatırım yapmak için devlet politikalarının sağlayacağı imkânların yanı sıra, finansman ve teknoloji boyutunun da en optimum verimlilik düzeyinde karşılanması önem taşıyor. YEKA tüm bu ihtiyaçlardan doğdu.

Bu anlaşmanın kapsamından bahseder misiniz?

13 Nisan 2017’de Rüzgâr Enerjisi Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları ve Bağlantı Kapasiteleri Tahsisine İlişkin Yarışma Şartnamesi açıklandı. Bunu takiben finansman ve proje için ön hazırlık çalışmalarımıza başlayarak Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki en büyük rüzgâr projesi YEKA için 8 Mart 2017’de General Electric (GE), Fina Enerji ve Özgül Holding ile mutabakat anlaşması imzaladık. Anlaşma rüzgâr türbini imalatında yerlileşmeyi sağlama, ortak rüzgâr santrali kurulumu, işletimi ve finansmanı konusunda işbirliğini kapsıyor.

Bu anlaşma kısa ve uzun vadede neler hedefleniyor?

Bu proje öncelikli olarak hayli karmaşık bir süreç olan rüzgâr türbini üretiminin, yan sanayi ile birlikte yerlileşmesine ve kurulacak Ar - Ge Merkezi ile de önemli ölçüde teknoloji transferine ve kalifiye kaynakların istihdamına olanak tanıyacak. Kurulacak 1000 MW’lık verimli rüzgâr santrali ile yerli ve yenilenebilir enerji için önemli bir hamle yapılmış, enerjide dış kaynaklara bağımlılığımız azaltılmış ve karbon emisyonlarının taahhüt edilen seviyelere çekilmesi için çok önemli bir adım atılmış olacak.

Rüzgâr haricinde yenilenebilir enerji kaynaklarının diğer başlıklarında da Borusan EnBW’yi görebilecek miyiz? Örneğin, güneş enerjisi konusunda projeleriniz var mı?

Mersin’de 2,2 MW’lık Pamuklu Güneş Enerji Santralimizi bu yıl içinde devreye alacağız. Güneş enerjisini önemli bir büyüme alanı olarak görüyor ve porföyümüzü genişletme doğrultusunda yeni fırsatları takip etmeye devam ediyoruz. Ayrıca, jeotermal enerji alanında kaynak araştırma çalışmalarımız devam ediyor.