Türkiye, elektrik sektöründe yaşadığı gelişmelerle 15. sırada yer aldı

02 Şub 2018

bnef

Bloomberg New Energy Finance (BNEF) tarafından yayınlanan Climatescope Araştırması’nda Türkiye, elektrik sektöründe yaşadığı gelişmelerle 15. sırada yer aldı.

Yeni güneş enerjisine dayalı elektrik üretim kapasitesi gelişmekte olan piyasalarda son derecede büyük bir hızla büyüyor. Bloomberg New Energy Finance (BNEF) tarafından yayımlanan ve gelişmekte olan kilit ülkelerde temiz enerji faaliyetlerini ele alan kapsamlı Climatescope Araştırması’na göre, bu büyümenin arkasında milyonlara enerji erişimi sağlayan düşük fiyatlı ekipman ve yenilikçi uygulamalar yatıyor. İlk defa Climatescope kapsamında değerlendirilen Türkiye de, Climatescope 2017’da aldığı 1,58 puan ile değerlendirilen 71 ülke arasında 15. sırada yer aldı.

Güneş kurulu gücü gelişmekte olan ülkelerde 1.5 katına çıktı

Şangay’da düzenlenen BNEF Enerjinin Geleceği Zirvesi’nde açıklanan yıllıkClimatescope Araştırması’na göre, BNEF tarafından incelenen 71 gelişmekte olan ülkede 2016 yılı içinde toplam 34 GW kurulu gücünde yeni güneş enerji santrali devreye sokuldu. Yeni güneş santrali kurulu gücü 2015 yılında 22 GW, 2011 yılında ise 3 GW idi. Toplam kümülatif güneş enerjisi kurulu gücü bir yıl içinde yüzde 54 artarken, üç yılda içinde de en az üç misli artış yaşandı. Sadece 2016 yılında devreye sokulan kurulu güç, Hindistan’da 45 milyon konutun ya da Peru veya Nijerya’daki tüm konutların toplam yıllık elektrik ihtiyacını karşılamaya yeterli.

2016’da yılında eklenen 27 GW’ın büyük kısmı açık arayla Çin’e ait. Başka ülkelerde de önemli oranda büyüme gözlemlendi. Hindistan 4,2 GW eklerken, Brezilya, Şili, Ürdün, Meksika, Pakistan ve 9 ülke 2016 yılında fotovoltaik kurulu gücünü en az iki misli artırdı. Genel olarak bakıldığında, güneş enerjisi Climatescope ülkelerinde geçen yıl eklenen tüm yeni elektrik üretim kapasitesinin yüzde 19’unu teşkil etti. Bu oran 2015’te yüzde 10,6, 2011 yılında is yüzde 2 idi.

Bugün Afrika’da 1,5 milyondan fazla evde, mobil ödeme finansman planıyla satın alınmış ev tipi güneş enerji sistemi kullanılmakta. 2015’in sonunda bu rakam sadece 600 bin idi. Afrika’nın güneş enerjisi finansman piyasasında bu iş modeli artık niş bir model olmaktan çıktı ve bu yıl en büyük anlaşmalardan bazılarını gerçekleştirdi. Bu güneş enerjisi, nihai tüketici finansmanı ve akıllı teknoloji kombinasyonu evleri aşarak çiftliklere ve bağlantı merkezlerine yayılıyor. Örneğin, Hindistan’da güneş enerjisiyle çalışan sulama pompalarının sayısı, Nisan 2014’teki 12 bin iken Mayıs 2016’da 128 bine çıktı.

Konuyla ilgili açıklama yapan BNEF Amerika Direktörü Ethan Zindler, “Fotovoltaik modül fiyatlarındaki büyük düşüşün yansımaları gelişmekte olan ülkelerde devam etmekte. Şebekeye elektrik sağlayan milyon dolarlık projelerden, çiftçilerin daha iyi sulama sistemleriyle verim artırmasını ve internete bağlanmasını sağlayan küçük ölçekli kurulumlara kadar birçok fırsat yaratıyor” dedi.

  

Şekil 1: Climatescope ülkelerindeki yeni güneş enerjisi santrali kurulu gücü (GW)

Türkiye’de durum

Raporda yer alan bilgilere göre, Türkiye hükümeti, ülkenin ithal yakıt bağımlılığını azaltmak için sektörün özelleştirilmesi ve yerli enerji kaynakların kullanımını hedefleyen iddialı bir elektrik piyasası reformu başlattı. Bu hedef, özellikle linyit odaklı olmasına rağmen yenilenebilir enerji de hedefin önemli bir parçasını oluşturuyor. Hükümet öngörülen talep artışını karşılamak için 2023 ve 2030 kapasite hedefleri koydu.

Türkiye’de, doğalgaz 2015 yılına kadar elektrik üretiminin başlıca kaynağıydı. Kömür ve linyit 2016’da doğalgazın yüzde 32’lik payını geçerek, elektrik üretiminin yüzde 34’ü teşkil etti. Hidronun elektrik üretimindeki payı yüzde 25 iken, geriye kalan yüzde 9’da rüzgâr enerjisi, diğer yenilenebilir teknolojiler ve sıvı yakıtlardan kaynaklandı.

Türkiye, 2023 yılına kadar 20 GW rüzgâr enerjisi, 5 GW güneş enerjisi ve 1 GW jeotermal enerji kurulu gücüne sahip olmayı hedefliyor. Türkiye’de yenilenebilir enerji olarak tanımlanan büyük hidroelektrik santraller için konulan hedef 34GW. Bu hedeflerin gerçekleştirilmesi elektrik üretimin en az yüzde 30’unun yenilenebilir kaynaklı olmasını sağlayacak. Türkiye’nin, ithal enerji bağımlılığını azaltmak için, 2023 yılına kadar enerji üretiminde tüm yerli kömür kaynaklarını kullanma ve 30GW’lık kurulu güce sahip olma hedefi bulunuyor.

Lisanslı fotovoltaik sektöründeki atılım, kaynakların bolluğuna rağmen yüksek lisans ücreti engeline takıldı

Yerli üretim sektörünü teşvik etmek için Türkiye, yerli ekipman kullanımı durumunda ek teşvik sağlıyor ve bu destek tüm teşviklerin yüzde 70 oranına kadar çıkabiliyor. Yerlilik oranı koşulu Türkiye’nin 2016’da ilan edilen ve Mart 2017’de sonuçlanan ilk büyük Yenilenebilir Enerji kaynak Alanı (YEKA) ihalesinde de önemli bir yer teşkil etti. Firmaya 15 yıl boyunca, 6,99 $/MWh ödenecek. Bu denli büyük merkezi ihaleler ek güneş ve rüzgâr kurulu güç projelerinin önemli bir kaynağını teşkil edecek.

Şebeke ölçeğinde lisanslı fotovoltaik sektörünün atılım yapması, kaynakların bolluğuna rağmen, yüksek lisans ücretleri yüzünden engellendi. 2013 yılında ihale edilen 600 MW kurulu gücünde güneş enerjisi projesinden, şu ana kadar sadece 13 MW’ı devreye alındı. Tarife garantiler dolar bazında olduğu için, TL’nin yakın zamanda dolar karşısında yaşadığı değer kaybı ve panel maliyetlerindeki düşüş, projelerin yeniden fizibıl olmasını ve devreye sokulan proje sayısının artmasını sağlayabilir. Lisanslı projelerde karşılaşılan zorluklar yüzünden, neredeyse tüm büyüme, geliştiricilerin şebeke ölçeğinde projeleri uygulamaya geçirmek için mevzuatta boşluk bulduğu, lisanssız sektöründe yaşandı. Buna cevaben hükümet 2016’da mevzuatı sıkılaştırdı. Bu segmentteki faaliyetlerin 2018 sonrasında yavaşlaması ve geriye sadece 1 MW’den küçük öz tüketim projelerinin, yani amaçlanan projelerin kalması beklenebilir.

2023 hedeflerini gerçekleştirmek için Türkiye’nin her yıl 2 GW kurulu gücünde rüzgâr projesini devreye sokması gerekiyor. Bu oldukça zor görünüyor. 2 GW kurulu gücünde projenin lisans başvurusu iki kez, Nisan 2016’dan Nisan 2018’ ertelendi. Proje geliştirme fırsatları, Ağustos 2017’de yapılan ve yerli malzeme zorunluluğu getiren 1 GW YEKA rüzgâr ihalesi haricinde, son derece kısıtlı. Bu ihale tüm büyük rüzgâr türbini üreticilerinden büyük ilgi gördü ve ihale 15 yıllığına sabit 3.48 $/MWh teklifine verildi.

Türkiye doğalgazın büyük kısmını boru hatları aracılığıyla Rusya, İran ve Azerbaycan’dan, LNG olarak Nijerya ve Cezayir’den ithal ediyor. Bir kısmı için de Spot LNG ithalatı yapıyor. Azerbaycan’dan Türkiye ve Avrupa’ya gaz taşıyacak olan TANAP’ın 2020’de faaliyete geçmesi bekleniyor. İnşaat 2015 yılında başlamıştı.

Türkiye aynı zamanda 2023 yılına kadar 12,5 GW’a kadar bir nükleer kurulu gücü inşa etmeyi planlıyor ancak planlanan üç nükleer santralin konseptlerinde aksaklılar yaşandı. Bu üç santralden sadece Rusya tarafından finanse edilen 4,8GW’lık santral inşaat aşamasına yaklaşıldı, ancak bu santralde gecikmeler yaşandı ve 2025’den önce devreye alınması muhtemel görünmüyor.

Buna ek olarak, Türkiye elektrik ağını kıta Avrupası ile entegre etme denemeleri tamamlama aşamasına geldi ve kısa bir süre içinde Avrupa Elektrik İletim Sistem Operatörleri Birliği’nin asil üyesi olacak. Piyasayı serbestleştirme gayreti sırasında hükümet 21 dağıtım şirketinin tamamını özelleştirdi. Bu yıl için tamamıyla rekabetçi bir perakende piyasası beklentisi vardı ancak yeterli gelişme görülemedi.

Türkiye’nin Ulusal Katkı Niyet Beyanı (INDC) 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarında 2012 referans senaryoya göre yüzde 21 azaltım hedefi koyuyor. Türkiye emisyonlarının yüzde 70’i enerji sektöründen kaynaklanıyor ve dolayısıyla önümüzdeki yıllarda kömürlü termik santrallere ağırlık verilmesi bu hedeflerin gerçekleştirilmesini zorlaştırıyor.

Türkiye Cimatescope 2017 Özeti

İlk defa Climatescope kapsamında değerlendirilen Türkiye Climatescope 2017’da aldığı 1,58 puan ile değerlendirilen 71 ülke arasında 15. sırada yer aldı. Türkiye elektrik sektörü son 10 yılda, tüm piyasa segmentlerinin ayrıştırılması ve elektrik üretim ve dağıtımının kısmi serbestleştirilmesi de dahil olmak üzere, çok büyük bir reform geçirdi.

Türkiye’nin en yüksek puan topladığı alan ise Düşük Karbonlu Şirketler ve Temiz Enerji Değer Zinciri (Değer Zinciri Parametresi) oldu.

Kolaylaştırıcı Yasal Çerçeve’de ise Türkiye 1,30 puanla 33. sırada yer aldı. Türkiye bu puanı temiz enerji hedefi, enerji ihaleleri ve tarife garantileriyle aldı. Yeni piyasa reformları ve sistemin bağımsız elektrik üreticilerine nispeten açık olması da puanını destekledi. Temiz enerji üretim kurulu gücü 2016 yılında 2 GW artarak, 14,5GW’a çıktı.

Türkiye Değer Zinciri dünya sıralamasında 9. oldu

Türkiye Temiz Enerji Yatırımı ve İklim Finansmanı dünyada 20. oldu. Sektöre yapılan yeni fon akışı puana yansıdı- 2016 yılında, büyük kısmı rüzgâr ve jeotermale olmak üzere, yaklaşık 1.6 milyar ABD dolar yatırım yapıldı ve yatırım toplamı 2012’den bu yana yüzde 17 artarak 10,8 milyar ABD doları oldu.

Türkiye Değer Zinciri iyi bir performans sergiledi ve gelişmiş temiz enerji sektörü sayesinde dünya sıralamasında 9. sıraya oturdu. Türkiye’de rüzgâr türbini kanadı imalatından biyoyakıt üretim ve dağıtımına kadar 36 farklı tedarik zinciri ve 20 tür hizmet tedarikçisi bulunuyor. Buna karşın, bankalar sektöre hizmet sağlayan tek finans kuruluşları.

Türkiye Sera Gazı Yönetimi Faaliyetleri’nde ise 29. sırada yer aldı. Türkiye bu puanı sera gazı emisyonlarını 2012 referans senaryoya göre yüzde 21 azaltım hedefinin yer aldığı Ulusal Katkı Beyanı ile aldı. Yerli iklim değişikliği politikalarına sahip olmaması ise Türkiye’nin puanını düşürdü.

Rapora ilişkin detaylı bilgi için: (www.global-climatescope.org)