Kömürlü santrallerde yaşanan düşüş, iklim için umut veriyor

01 Haziran 2017 Dergi: Mayıs-Haziran 2017

Coal Swarm, Sierra Club ve Greenpeace tarafından Yükseliş ve Çöküş 2017: Küresel Kömürlü Termik Santral Kapasitesi Takip ve İzleme adlı rapor yayınlandı. Kömürlü termik santral projelerinin küresel görünümünü ortaya koyan rapora göre, kurulması planlanan kömürlü termik santral sayısında küresel çapta büyük bir düşüş var. Rapor, kömürlü termik santral yatırımlarına ilişkin olarak, tüm inşaat öncesi planlama faaliyetlerinde yüzde 48, inşaata başlanan proje sayısında ise yüzde 62 oranında düşüş olduğunu ortaya koyuyor. Sadece Çin’de, verilen termik santral lisans sayısında yüzde 85 azalma görüldü.

Her yıl yenilenen Yükseliş ve Çöküş 2017 Raporu, 2016 yılında hem gelişmekte olan pazarlarda hem de gelişmiş ülkelerde, planlanan kömürlü termik santral sayısında önemli bir düşüş yaşandığını ortaya koyuyor.
 
Çin ve Hindistan’da 100’den fazla kömürlü termik santral projesi donduruldu. Dünya’nın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’deki bu düşüşün sebebi, Çin Hükümeti’nin getirdiği yeni resmi sınırlamalar olarak gösterilirken, Hindistan’da ise yatırımcıların ve bankaların kömürlü termik santral projelerine finansman sağlama konusundaki tereddütleri yüzünden büyük bir gerileme yaşanıyor.
 
ABD ve Avrupa’da ise özellikle ömrünü tamamlayarak kapanan termik santraller dikkat çekiyor. Son iki yılda küresel düzeyde yaklaşık 120 ünite emekliye ayrıldı. Emekliye ayrılan bu ünitelerin toplam kurulu gücü ise 64 GW boyutundaydı.
 
“Dönüşüm durdurulamaz”
 
2016 yılında kömürlü termik santral inşaatındaki bu çarpıcı gelişmeleri yorumlayan Coal Swarm’ın direktörü Ted Nace, “Bu yıl çok karışık ve olağandışı bir yıl oldu. Bu kadar çok şantiyede inşaatların dondurulduğunu görmek normal değil ancak artık Çinli yetkililer ve Hindistan’daki bankacılar gerektiğinden fazla kömürlü termik santralin inşa edilmesinin çok büyük bir kaynak kaybı olduğunu kabul etmeye başladı. Enerji üretim sektöründeki fosil yakıtlardan temiz kaynaklara geçiş ne kadar ani olsa da, sağlık, iklim güvenliği ve istihdam açısında olumlu bir gelişme. Ve tüm göstergeler, bu değişimin durdurulamaz olduğuna işaret ediyor”dedi.
 
Yeni kömürlü termik santrallerin devreye sokulmasındaki yavaşlama ve miadını doldurmuş kömürlü termik santrallerin devre dışına alınmasındaki artışın bir arada meydana gelmesi, ülkeler de eyleme geçme hızlarını artırdığı takdirde, küresel ısınmanın endüstri çağı öncesi seviyelerine göre en fazla iki derece ile sınırlanabilmesi olanağını sağlıyor. 

Türkiye’de de kömürlü termik santrallerin yapımı yavaşladı
 
Rapor, planlanan termik santral sayısı açısında dünya üçüncüsü olan Türkiye hakkında da bilgiler içeriyor. Türkiye’de planlanan projelerin sadece yüzde 13’ü tüm lisanslarını tamamlayabildi. Türkiye’de de kömürlü termik santral projelerinin nihai gerçekleşme oranının düşük olacağı bekleniyor. Hindistan ve Çin haricindeki ülkeler arasında, yeni kömür santrali yapımı açısından açık ara en büyük potansiyele sahip Türkiye’de bu planlardan sadece 4 GW’lık kısmı hayata geçirilebildi. İnşaatı devam eden kömürlü termik santral kapasitesi ise 2.6 GW. Türkiye’de 2010 – 2016 yılları arasında toplam 20 GW kurulu güc kapasiteli termik santral projesi iptal oldu.
 
Raporu yorumlayan, Greenpeace Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Deniz Bayram, “Kömürlü termik santral inşaatlarının yavaşlaması tesadüf değil. Çevreyi ve kamu sağlığını tehdit ettiği için kömürlü termik santraller büyük tepki çekiyor. Aynı zamanda, temiz ve iklim dostu yenilenebilir enerji kaynaklarında yaşanan gelişmeler de kömür projeleri üzerindeki baskıyı artırıyor. Kömürlü termik santraller, artık Türkiye’de de yatırımcılar için cazip bir yatırım alanı değil” dedi.
 
 Yenilenebilir enerji alanındaki gelişmelere de dikkat çeken Deniz Bayram “Türkiye’nin yenilebilir enerji potansiyeli, herkesin kabul ettiği bir gerçek. Ancak, bu potansiyeli harekete geçirmek konusunda daha hızlı ve etkin adımlar atmamız gerekiyor. Son yapılan YEKA ihalesi, bu açıdan önemli bir gelişme olsa da yeterli değil. Hem çevre ve insan sağlığı hem de enerji güvenliği için, benzer projelerin sayısını hızlıca artırmalıyız” diye ekledi.
 
Raporda Türkiye’nin yanı sıra, Japonya, Güney Kore, Endonezya ve Vietnam’daki gelişmelere de özellikle dikkat çekiliyor. Bu ülkelerin de Türkiye gibi, yenilenebilir enerji sektörlerini geliştirmekte henüz yeterince başarılı olamadıkları, diğer ülkelerin gerisinde kaldıkları belirtiliyor. Bu ülkelerin, küresel gelişmelere rağmen kirleticiliği yüksek yeni kömürlü termik santralleri inşa ve planlamaya devam ettikleri de ifade ediliyor.