SOLAR TR2016, yerinde bin 200, dijital ortamlarda ise 10 bin kişiye ulaştı

17 Ocak 2017 Dergi: Ocak-Şubat 2017

SOLAR TR2016, güneş enerjisi temsilcilerini İstanbul’da bir araya getirdi. 6-8 Aralık tarihleri arasında düzenlenen SOLAR TR2016, yerinde bin 200 kişiye, dijital ortamlarda da 10 bin kişiye ulaştı.

Ulusal Fotovoltaik Teknoloji Platformu (UFTP)’nin ev sahipliğinde; Ege Üniversitesi Güneş Enerjisi Enstitüsü (EGE-GEE), GAP Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Merkezi (GAP-YENEV), TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (TÜBİTAK-MAM), Uluslararası Güneş Enerjisi Topluluğu–Türkiye Bölümü (GÜNDER) ve Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü (YEGM) işbirliği ile işbirliği ile düzenlenen SOLAR TR2016, güneş enerjisi temsilcilerini aynı çatı altında buluşturdu. 6-8 Aralık tarihleri arasında Pullman İstanbul Airport Hotel & Convention Center’da düzenlenen SOLARTR 2016, Prof. Dr. Günnur Koçer’in yaptığı açılış konuşmasıyla başladı.

“Güneş enerjisi sektöründeki tüm paydaşların faydalanabileceği ve sektörün gelişimine yardımcı olmak üzere bir platform oluşturmak” amacıyla yola çıktıklarını söyleyerek sözlerine başlayan Koçer, “Güneş enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerjinin tüm kaynaklarına öncelik vermek gerekiyor. Enerji ithalatının azaltılması çok önemli ve bu anlamda güneş enerjisini devletin teşvik etmesi gerekiyor.  Şu an yasal düzenlemelerin bunun için yeterli olmadığı açık” dedi.

Çatı gibi alanlar vasıtasıyla güneş enerjisinin halk tarafından kullanımı yaygınlaştıracak çalışmalar yapılması gerektiğini söyleyen Koçer, bunun için yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarına çok büyük görevler düştüğünü vurguladı.

“26 ülkeden akademisyen katkı verdi”

Günnur Koçer’den sonra kürsüye çıkan SOLAR TR2016 Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Bülent Yeşilata ise konuşmasında, SOLAR TR2016 için 26 farklı ülkeden akademisyenin katkı verdiğini, toplamda 185 bildiri başvurusu yapıldığını ve bunlardan 99 adet sözel, 23 de poster bildirisinin kabul edildiğini söyledi. Bildirilerin en fazla güneş enerjisi teknolojilerindeki gelişmeler ve yeni eğilimler alanında geldiğini kaydeden Yeşilata, fotovoltaik malzeme, cihaz, ölçüm teknolojileri ile fotovoltaik ve CSP konusunda da yoğunluk olduğunu vurguladı.

Bülent Yeşilata sözlerine şöyle devam etti: “Sadece teknik alandaki uzmanlar değil, aynı zamanda güneş enerjisini destekleyici diğer sektörlerin de konuya ilgi göstermesi bizim için dikkat çekici oldu. Finansal paydaşlardan, hukuksal paydaşlardan ve çevre sağlığı ve iş güvenliği alanından da bilimsel çalışmalar bize ulaştı. Gelen bildiriler güneş enerjisi uygulamalarının neredeyse tüm alanlarıyla ilgili. Yalnızca güneşten elektrik üretimine yönelik değil; güneş enerjisinin bina uygulamalarında, şehir planlamasında, tarımsal uygulamalarda, endüstriyel uygulamalarda, sağlık sektöründe, geniş alanlara yönelik ısıtma ve soğutma alanında kullanılmasına da yönelik bildiriler geldi. Yine güneş enerjisini rüzgâr, jeotermal, biyokütle, yakıt pili gibi alanlara entegre etmeye yönelik olarak da kullanılmasına dair çalışmalar için de bildiri başvurusu aldık”.

“2030’da güneşin elektrik üretimindeki payının yüzde 13’e çıkması öngörülüyor”

SOLAR TR2016 Konferansı’nın açılışında konuşma yapan bir diğer isim de Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Dr. Oğuz Can’dı. Dünyanın hızlı bir dönüşümden geçtiğini kaydeden Oğuz Can, şu an güneş enerjisinin dünya elektrik üretimindeki payının yüzde 2 düzeyinde olduğunu söyledi. Türkiye’de yıl sonu itibarıyla 800 MW’a ulaşacak güç ile yüzde 0,95’lik bir oranın yakalanacağını belirten Can, 2030 yılında ise yüzde 13’lere ulaşılacağının öngörüldüğünün altını çizdi.

Güneş enerjisi teknolojisinin çok hızlı şekilde geliştiğini vurgulayan Dr. Oğuz Can, şöyle devam etti: “Maliyetler son 5 yılda yüzde 80 oranında geriledi. 2015-2025 arasında da yüzde 50 civarında bir gerileme daha öngörülüyor. Bu değişimlerin yaşandığı bir dönemde mevzuat ve politika ile maliyet ve finansal öngörülebilirliğin beraber sağlanmasını, yerli ve yenilenebilir enerjinin sürdürülebilir olarak artırmanın metot yöntem ve mekanizmalarını sektör ile beraber oluşturacağız. Enerji alanında ciddi paradigma değişiklikleri söz konusu. Eskiden enerji yönetiminde baz yük önemli iken esnekliğin ya da arz güvenliği önemli iken talep tarafı yönetiminin depolama teknolojileri ve elektrikli araçlar ile birlikte öne çıktığını görüyoruz. Yenilenebilir enerjilerin desteklendiği bir dönemden, bu kaynakların rekabetçi olduğu bir döneme geçildi”.

“Oturum bilgilerine 10 bin kişi ulaştı”

Güneş enerjisi temsilcilerini bir araya getiren SOLAR TR2016, 8 Aralık günü Bülent Yeşilata’nın yaptığı kapanış konuşmasıyla sona erdi. Yeşilata: “Artık bilimsel platformlara teknolojiden, üreticilerden, sektörün hizmet sağlayıcılarından ve yazılım firmalarından önemli sayıda bildiriler ve katkılar gelmeye başladı. Uygulamaya yönelik de çok ciddi gelişmeler var. SOLAR TR2016’da 5 ayrı salonda eş zamanlı olarak teknoloji, bilim, eğitim oturumlarına yer verdik. Kabul edilen 99 sözel bildiriden 89 adeti 18 oturumda, 23 poster bildiriden 20 adeti poster bildiri alanında oldu. 9 ayrı oturumda eğitim amaçlı 40 konuşmacı, 3 ortak oturumda ise 14 vizyoner konuşmacı yer aldı. 30 adet sponsor ve firma tanıtım standının yanı sıra teknoloji sunumlarına da ayrıca yer verdik. Canlı yayınlarımız 11 farklı ülkeden takip edildi. Farklı zamanlarda oturum bilgilerine sosyal medya üzerinden 10 binden fazla kişi ulaştı. Hasılı SOLAR TR2016, sektöre dair merak edilen bilgileri her noktadan kitlesine ulaştırdı” dedi.

Yeşilata, kapanış konuşmasında teknik sonuç bildirgesini de paylaştı:

“1- Türkiye’nin güneş enerjisi sektörünün her dalında, teknoloji üretiminde rekabetçi olma açısından son 2 yılda önemli ve somut adımlar kaydedildi.

2- Türkiye’nin güneş enerjisi uygulamalarında, sadece elektrik üretim sektöründe değil, su ısıtmaya ve onun yanı sıra entegre sistemler ile hem ısıtma hem soğutmanın bir arada yapıldığı teknolojik gelişmelere yönelim söz konusu. Bu alanda önemli aşamalar kaydedildi. Bu kullanımlar alanları ülkemiz insanı tarafından da benimsendi.

3- Türkiye, güneş enerjisi alanında tüm mevcut teknik altyapı, insan ve bilgi kaynağı ile yönetimsel mekanizmaları bir araya getirmeye hazır. Bu durum, 2-3 yıl içerisinde ilerlemeye katkı sağlayacak”.

 



Slider Altına