'YEK Kanunu değişikliği iki aya kadar... İçeriğinde 'güneş' de var!'

26 Mayıs 2010 Dergi: Mayıs-Haziran 2010

Yenilenebilir Enerji Kanunu (YEK) Değişiklik Teklifi'nin bu yıl Meclis tatile girmeden yeniden gündeme gelmesi bekleniyor. Geçtiğimiz günlerde İstanbul Okan Üniversitesi'nde düzenlenen "Dünyada ve Türkiye'de Temiz Enerji" panelinde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, YEK Değişiklik Teklifi üzerinde çalışmaların sürdüğünü, teklifin "iki ay içinde" TBMM Genel Kurulu'na gönderileceğini ifade etti.
YEK Değişiklik Teklifi'nin geri çekilmesinde büyük ölçüde etkili olduğu bilinen "güneş kaynağından üretilecek elektriğe verilmesi öngörülen yüksek alım garantileri"nin bu defa ne şekilde düzenleneceği konusu yavaş yavaş açıklığa kavuşmaya başladı.
Güneş yatırımlarındaki zorunlu ithalat bağımlılığı gerekçe gösterilerek yeni YEK Değişiklik Teklifi'nde "güneş enerjisine hiç yer verilmeyeceği" şeklindeki söylentilerin ardı arkası uzun zamandır kesilmiyordu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, İstanbul Okan Üniversitesi'ndeki panelde noktayı koydu: "Türkiye bir güneş cenneti. Güneş enerjisinin kullanım esaslarını ve alım fiyatlarını belirleyerek iki ay içinde Meclis'e göndereceğiz".
Hemen arkasından da ETKB Enerji İşleri Genel Müdürü Mustafa Çetin  - 28 Nisan günü - Ankara Sheraton'daki Türkiye Enerji Zirvesi'nde yatırımcıların konuyla ilgili soruları üzerine "yeni YEK kanun taslağında güneş enerjisiyle ilgili herhangi bir düzenlemeye 'yer verilmemesi' gibi bir durumun söz konusu olmadığını" belirtti. Mustafa Çetin, TBMM Genel Kurulu'nda süren Anayasa değişikliğiyle ilgili çalışmaların bitişini takiben YEK Değişiklik Teklifi'nin "çok kısa bir sürede" Meclis gündemine alınacağını da ifade etti. Alım fiyatlarıyla ilgili çalışmanın her bir kaynak için farklı limitler temelinde sürdüğünü söyleyen Çetin, bu fiyatların tam olarak hangi düzeylerde oluşacağı konusunun Meclis Genel Kurulu'nda milletvekillerinin vereceği önergelerle somutlaşacağını kaydetti. Yenilenebilir elektrik üretimi için getirilecek yeni fiyat mekanizmasıyla yatırımların "kesinlikle" yapılabilir hale geleceğini belirten Mustafa Çetin sözlerini şöyle sürdürdü: "Ülkemizde yılda 3 bin saatin üzerinde çalışabilecek en az 48 bin MW ve 2 bin saatin üzerinde çalışabilecek 50 bin MW'a yakın güneş kaynağı bulunduğunu öngörüyoruz. Alana yerleştirilebilecek kurulu güç büyüklüğü ve iletim sisteminin yedek kapasite ihtiyacı açısından güneş ve rüzgarın birbirlerine göre avantajlı ve avantajsız olduğu durumlar var. Bizim yenilenebilirdeki ana amaçlarımızdan bir tanesi, doğalgazdaki % 44'e yakın dış bağımlılığımızı azaltmak ve yurtdışına kaynak aktarımı önlemek olduğuna göre; rüzgar ile güneşin ekonomik dengeler açısından, geri dönüşü açısından, bugünkü fiyat mertebeleri açısından birbirlerine göre artı ve eksileri olduğunu gerçeğini de unutmamamız gerekiyor. Dolayısıyla Bakanlık olarak şu anda EİE ile beraber kaynak çeşitliliği bazında, her bir kaynak için farklı limitler temelinde fiyat çalışmamız devam ediyor. Yani rüzgar ne kadarlık bir bant aralığında olacak, güneş veya diğer kaynaklar nasıl bir bant aralığında olacak, bunlar üzerinde çalışıyoruz. Getireceğimiz fiyatlarla projeler kesinlikle ve kesinlikle yapılabilir hale gelecek. Ama şuna da meydan vermeyeceğiz: Sayın Enerji Bakanımızın da ifade ettiği gibi, o kadar 'large' fiyatlar verildiğinde bu projelerle ilgili alınan veya alınacak lisanslar satılabilir birer ticari emtia haline getiriliyor. Bunu böyle olmaktan çıkarmak istiyoruz. Yani çok yüksek garantiler verilmesine bağlı olarak gerçek yatırımcı olmayan, lisans ticareti yapan insanların türemesinin önünü kesmek istiyoruz".
Yenilenebilir yatırımlarda kullanılacak malzeme ve ekipman fiyatlarında küresel kriz sonrası kayda değer düşüşler yaşandığını, toplam yatırım maliyetleri yönünden rüzgarda "belli bir miktar", güneşte ise "ciddi anlamda" gerileme gözlendiğini ifade eden ETKB Enerji İşleri Genel Müdürü Mustafa Çetin, "Dolayısıyla tüm bu ekonomik unsurları da gözeterek Meclis tatile girmeden önce bu kanunu yasalaştırmak için son gayretimizle çalışacağız" dedi ve şöyle sürdürdü: "Evet doğrudur, bizim yenilenebilir enerji kaynaklarını teşvik etmemiz ve bu teşvik mekanizmalarını sağlam ve projeleri finanse edebilir mertebede tutmamız lazım. Ama eğer artık Türkiye'de liberal piyasa ve rekabet ortamı var diyorsak Türk özel sektörünün de ileriye dönük olarak en azından orta ve uzun vadede 'kaynak çeşitliliği' ve 'optimum üretim maliyeti' sağlayacak şekilde yatırım kararları vermesi gerekir. Bugün özel sektöre baktığımızda bazı yatırımcı grupların sadece rüzgarda, bazılarının sadece hidrolikte, bazılarının da sadece doğal gazda odaklandığını görüyoruz. Dolayısıyla özel sektörün de yatırım kararı verirken ileriye dönük olarak serbest piyasada rekabet edebilir bir kaynak çeşitliliği yaratma hedefini gözetmesi gerekir diye düşünüyorum".

EPDK Yenilenebilir Enerji Grup Başkanı Hulusi Kara; "Çoklu başvurularla ilgili yarışmalar Haziran'da başlayacak"

Gas & Power gazetesi tarafından düzenlenen Türkiye Enerji Zirvesi'nin ikinci günü, "Yenilenebilir Enerji" başlığı altında gerçekleştirilen panelde EPDK Elektrik Piyasası Yenilenebilir Enerji Grup Başkanı Hulusi Kara da konuşmacılar arasındaydı. YEK Kanunu Değişiklik Teklifi'nin TBMM'nin tatile girmesinden önce yasalaşmasını düzenleyici kurum olarak kendilerinin de çok istediğini belirten Kara, "Yasalaşmasını istiyoruz; çünkü rüzgar, hidrolik ve diğer yatırımcılarının birçoğu, finansman sıkıntısı nedeniyle bizden lisans almış projelerini hayata geçiremiyor. 14 bin MW hidrolik santral lisansı verdik, bugün itibarıyla 2 bin MW'ı işletmeye girebilmiş. 3 bin 553 MW rüzgar lisansı verdik, sadece 911 MW'ı işletmeye girmiş... Demek ki, 5346 sayılı YEK Kanunu bu noktaya kadar getirebildi. Bundan sonra daha ileri gidilebilmesi için yasa değişikliğinin geçmesi gerekiyor" dedi.
Hulusi Kara, 1 Kasım 2007 ve öncesindeki rüzgar başvurularıyla ilgili hala tam olarak sonuca bağlanamamış süreç hakkında da bilgi verdi. Çoklu başvurularla ilgili yarışmaların Haziran ayı ortasında başlayacağını, lisanslandırma işlemlerinin de (herhangi bir hukuki problem olmaması halinde) yıl sonuna kadar sonuçlanacağını ifade eden Kara şöyle konuştu: "1 Kasım başvuruları ve öncekilerle birlikte şu anda rüzgarda 730 adet başvuru var. Ve şu an son aşamaya gelinmiş durumda. Başvurular toplamda 33 bin MW'a düşmüş durumdadır. Şu sıralar bağlantı görüşü alınmak üzere TEİAŞ'a sunulacaktır. TEİAŞ görüşünü müteakiben EİE'ye aynı yer için kesişme var mı konusunda tekrar görüş soracağız. Bunu müteakiben tekli başvuruların lisanslandırma işlemlerine devam edilecek, tekli olmayanlar için ise tekrar yarışma yapmak üzere TEAİŞ'a gönderilecek. Şu an için 148 trafo merkezindeki bu kapasitenin muhtemelen hepsi için yarışma olacağını düşünüyoruz. Yarışmaların Haziran ortasında başlayacağını ve yıl sonuna kadar da lisanslandırma işlemlerinin herhangi bir hukuki problem olmaması halinde sonuçlanacağını düşünüyoruz".

RESSİAD Tolga Bilgin; "Yasa geciktikçe enerji arzına yerli katkı da gecikiyor!"

Panelistlerden Rüzgar Enerjisi ve Su Santralleri Derneği (RESSİAD) Başkanı Tolga Bilgin de, teknolojisi gelişmiş/yüksek verimliliğe sahip rüzgar ve su santralleri için taslak YEK Kanunu'nda yer alan 8 Euro centlik alım garantisine bir an önce işlerlik kazandırılmasını istedi. YEK Kanunu değişiklikliğine ve piyasaya güvenerek santral kuran veya kuracak olan yatırımcıların, kredi borç ve faizlerini geri ödemekte ciddi anlamda zorlandıklarını dile getiren Bilgin, "Bu bekleyiş süreci, kısa sürede gerçekleştirilebilecek ve ülkenin enerji arzına yerli katkı sağlayacak rüzgar ve küçük su santrali yatırımlarının gecikmesine de yol açıyor" dedi. 5346 sayılı YEK Kanunu'nun değiştirilmesine yönelik yasa teklifinde alım garantilerinin yükseltilmesi yanında, projelere yapım kolaylığı getiren birçok maddenin de yer aldığını vurgulayan Bilgin, taslağın bir an önce yasalaşması halinde yenilenebilir enerji santrallerinin hızla devreye gireceğini ve ülke enerji havuzunda 'yenilenebilir'in daha çok yer tutmasının sağlanacağını söyledi.
RESSİAD Başkanı Tolga Bilgin konuşmasında işletmede olan yenilenebilir santrallerin sorunlarına da değindi. 1 Aralık 2009'da devreye giren yeni 'saatlik' Piyasa Mali Uzlaştırma (PMUM) uygulamasının işletmedeki rüzgar ve küçük su santralleri açısından sistemi tamamen negatif yönde bozduğunu belirten Bilgin, yenilenebilir enerjiye dayalı santrallerin 'doğası gereği' bu yeni sisteme uygun olmadıklarını vurguladı. Bilgin şöyle konuştu: "Dengeleme Uzlaştırma Yönetmeliği'nde yapılan değişiklikle saatlik uygulamaya geçilmesi, yenilenebilir santrallerin fizibilitede öngörülen gelirlerini yarı yarıya azaldı. Çünkü 'saatlik' uygulamada gün öncesinden saatlik üretim programı verme zorunluluğu var. Bu programa uymamamız halinde de yarattığımız dengesizlikten dolayı ceza ödüyoruz. İşletme giderleri, ana para ve faiz geri ödemeleri aynen devam ederken, ödemek zorunda kaldığımız bu ekstra bedeller gerçekten ciddi boyutlara ulaştı. Bu durum yeni kurulacak santraller için de kredi kuruluşlarını ve yatırımcıları ürküttü, projelerin finansman bulması daha da zorlaşmış oldu. Yeni sistem, planlı ve kontrollü çalışabilen santraller (mesela termik santraller, depolamalı su santralleri) için aslında iyi bir sistem. Fiyatların düşük olduğu zamanlarda üretimi azaltıp, fiyatlar yüksek olduğu zaman ortalama fiyatı yükseltebilirler. Fakat bizim gibi kontrollü olmayan ve planlama yapılamayan küçük su ve özellikle rüzgar santralleri için bu uygulama tam bir cezalandırma durumuna dönüştü. Şu anda en gelişmiş tahmin sistemleri dahi olsa rüzgar santralleri açısından "bir gün sonrasında, hangi saatte, ne kadar?" üretim yapılacağı kesin olarak bilinememektedir. Yani yapılan tahminler şu anda % 60-70'lerde kalıyor. O yüzden ertesi gün için bir program verilmesi bu santrallere uygun değil. Program verilse bile bunun gerçekleşen üretimle örtüşmesi ihtimali çok güç. Ayrıca rüzgar ne zaman eserse o zaman üretim yaptığımızdan, PMUM fiyatlarının en düşük olduğu saatlerde ki, bunlar genelde gece 01.00 - 02.00'den sonraki saatlerdir - çoğu zaman 1 kuruşa, 1.5 kuruşa elektrik sattığımız oluyor. Ve bu durum PMUM'un şu anki ortalama fiyatlarının bile altında kalmamıza sebep oluyor. Ve maalesef yasa da çıkmadığı için hala bu sistemde elektrik satmaya çalışıyoruz".



Etiketler