SHURA’nın Webinarında COVID-19 Döneminde Dağıtık Enerjinin Rolü Konuşuldu

12 Haziran 2020 Dergi: Mart-Haziran 2020

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi, 10 Haziran 2020 tarihinde 13.30-15.30 saatleri arasında “Covid-19 Döneminde Türkiye Enerji Dönüşümünün Hızlandırılması için Dağıtık Enerjinin Rolü” konusunda webinar düzenledi. 

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Dr. Değer Saygın’ın moderatörlüğünde düzenlenen webinara Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği (GENSED) Başkanı Halil Demirdağ, TurSEFF’ten Özlem Yakut, Ege Avukatlık Bürosu’ndan Özlem Ege ve VUCA Analytics’ten Ezgi Avcı konuşmacı olarak katıldı.

Webinarın açılış konuşmasını yapan Dr. Değer Saygın, “Dağıtık enerji, küresel enerji dönüşümünde en son trendlerin olduğu, daha da hızlanan bir sektör olarak ön plana çıktı” dedi ve “Elektrifikasyon”, “Dağıtık Enerji” ve “Dijitalleşme” olmak üzere küresel enerji dönüşümünde üç eğilimden şöyle bahsetti: “Elektrifikasyon, ulaştırma ve ısıtma gibi son tüketici sektörlerde geleneksel teknolojilerin ikame edilerek elektrik temelli alternatifler yoluyla ve yenilenebilir enerjiyle entegre biçimde elektrik tüketiminin artırılmasıdır. Dağıtık enerji hızlanarak artmasıyla tüketicileri elektrik sektöründe aktif katılımcı haline dönüştürüyor ve talep tarafı yönetimini kolaylaştırıyor. Dijitalleşme ise veri yönetimi ve birçok küçük dağıtık enerji üreticisinin yönetilmesi yoluyla enerji dönüşümünün ana kolaylaştırıcısı konumunda.”

Dağıtık enerjide son 6-7 yıl içinde bütün dünyada yaklaşık 130 bin MW’lık kurulu gücün hayata geçtiğini söyleyen Dr. Değer Saygın, “Bu 130 bin MW kurulu gücün büyük bir çoğunluğu ticarethane ve sanayi tesislerinde, bir kısmı da konutlarda yer aldı. Gelecek 5 seneye baktığımızda farklı ekonomik büyüme trendleri dahilinde dağıtık enerjinin 300 ila 400 bin MW’a yakın bir seviyede yeni kurulu güç olarak dünya piyasasına kazandırılacağı bekleniyor. Burada ilginç olan, dağıtık güneş enerjisi sistemlerinin toplam yatırımları içinde neredeyse yarısına tekabül edeceği tahmin ediliyor. Yani şebeke ölçeğindeki büyük sistemler yerine daha fazla dağıtık sistemlerinin tüm dünya piyasasında yer alması bekleniyor. Tabii bu sene içinde yaşanan salgın ve gelecek sene de bunun etkilerinin ekonomi açısından devam edeceğinin beklenmesi, bu tahminleri aşağı çekebilir. Ama geçen sene sonunda yapılmış bu projeksiyonların geçerliliğini yitirmeyeceğini düşünebiliriz” dedi.

SHURA’nın Dağıtık Enerji Konusunda Raporu
SHURA’nın Nisan ayında Türkiye için dağıtık enerji konusunda yeni bir rapor hazırladığını sözlerine ekleyen Saygın, rapordan şu çıktıları katılımcılarla paylaştı:

  • 2019 sonu Türkiye’nin toplam elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 44’ü yenilenebilir enerjiden
  • Yaklaşık 6 GW güneş (çoğunlukla şebeke ölçeğinde) ve 8 GW rüzgar kapasitesi, ülkenin kurulu gücünün yaklaşık yüzde 14’ünü oluşturuyor. Toplam güneş kurulu gücünün yaklaşık yüzde 15’i dağıtık olarak (çoğunlukla ticari ve endüstriyel binalarda) bulunuyor.
  • Türkiye’nin toplam nihai enerji tüketiminin yaklaşık 1/3’i binalardan kaynaklanıyor
  • Uygun çatılı binalarda kurulabilecek dağıtık güneş enerjisi teknik potansiyeli 15 GW, ekonomik potansiyeli 5 GW civarında
  • Teknik potansiyele göre çatı üstü güneş sistemleri, Türkiye’deki binaların elektrik ihtiyacının yüzde 17’si
  • Teknik potansiyelin ekonomik değeri yüksek olan kısmının kömürden üretimin yerine uygulandığı varsayıldığında 5,6 milyon ton CO2 salımı ve 300 milyon dolar doğalgaz ithalatı önlenebiliyor
  • Dağıtık üretimi destekleyen riskleri azaltıcı, daha çeşitli finansal araçlar ile sigortacılık ürünlerinin geliştirilmesi gerekiyor
  • Mahsuplaşmaya ek olarak alternatif politika mekanizmalarının değerlendirilmesi önemli
  • Talep tarafı katılımı ve dijitalleşmeyle birlikte iş ve piyasa modellerinin geliştirilmesi bekleniyor.


Değer Saygın konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye’de 9 milyondan fazla bina bulunuyor. Bu binalardan güneş enerjisi üretimine uygun çatısı olanların sayısı yaklaşık 7,3 milyon. Türkiye’de uygun çatı alanı olan binalarda toplam 14,9 GW çatı üstü güneş enerjisi teknik potansiyeli var. Teknik potansiyele göre çok haneli konutlar, yaklaşık 13,2 TWh/yıl üretim ile başı çekiyor. Toplam 22 milyar kWh elektrik üretilebiliyor, bu değer binalarda toplam elektrik tüketiminin yüzde 17’sine eşit.”

Dağıtık enerji yatırım maliyetlerinden de bahseden Saygın, “Yatırım maliyetleri her yıl yüzde 10 ila 15 arasında azalıyor. 2020’de Türkiye için konut ölçeğinde ortalama 1500 ABD $/kWh düzeyinde bir maliyet beklenebilirken, daha büyük sistemlerin maliyetleri 600 ABD $/kW seviyesine kadar düşebiliyor. 14,9 GW teknik potansiyele sahip dağıtık güneş enerjisi sistemini kurmak, yaklaşık 20,7 milyar ABD $ yatırım potansiyeli sunuyor” dedi.

Saygın, seviyelendirilmiş elektrik üretim maliyeti ile şebeke tarifesi karşılaştırmasını yaparak, “Konut dışı binalar için maliyetler şebeke fiyatlarından daha düşük. Konutlar için güneş enerjisi sistemleriyle elektrik üretim maliyeti, şebeke elektrik fiyatından yüzde 30-50 daha yüksek. 4. iklim bölgesinde (güneş kalitesinin en iyi olduğu noktalar) elektrik üretim maliyetleri en düşük, 2. iklim bölgesinde ise en yüksektir” diye konuştu. 

Dağıtık üretimdeki diğer ekonomik göstergeler hakkında da bilgi veren Saygın, “Günümüz maliyetleriyle destek varsayılmaksızın konutlarda geri dönüş süreleri yaklaşık 14-16 yıl. İlk yatırım maliyetlerindeki düşüş ve uygulanacak teşvik ve vergi indirimi gibi desteklerle bu süre 6-7 yıla kadar düşürülebilir” dedi. 

Türkiye’de Dağıtık Enerji Potansiyelinin Hayata Geçmesi için Sektörün Beklentileri
Saygın Türkiye’de dağıtık enerji potansiyelinin hayata geçmesi için sektörün beklentilerini şu maddelerle açıkladı:

  • Öztüketim Finansmanı: Sanayi, ticari kuruluşlar ve kamu binaları için yüksek beklenti (bankalar ve leasing kuruluşları odağında)
  • Mesken/Bireysel Çatı Sistemleri: Belirsizlikler mevcut, pilot çalışmalar gündemde. Yatırım maliyetlerinin düşmeye devam etmesi, kur riskinin azalması durumlarında perakende bankacılık ürünleri yaygınlaşabilir.
  • Ortak Mülkiyete Dayalı Yatırımlar: OSB’ler öncelikli, AVM’lerin potansiyeli yüksek.
  • Finansal Araçlar: Kur riskini azaltmaya yönelik ürün geliştirme ihtiyacı (yatırım giderleri döviz, tasarruflar TL cinsinden)
  • Yeni Yaklaşımlar: Dijitalleşme, talep tarafı katılımı, yenilenebilir enerji-enerji verimliliği entegrasyonu. 


Türkiye’de yerel/uluslararası finans kuruluşları, leasing ve sigorta şirketleri tarafından uygulanan mevcut finansman araçları hakkında da bilgi veren Saygın, bu araçları; 

  • “Uzun vadeli TL bazlı tüketici kredileri
  • Elektrik satış ve tasarrufuna dayalı teminatlı krediler
  • İmtiyazlı krediler
  • Enerji fonları
  • Leasing ve sigorta araçları” 

şeklinde sıraladı ve yüksek güneş ışınımına sahip bölgelerde, özellikle endüstriyel ve ticari binalarda yatırım getirilerinin yüksek olduğunu sözlerine ekledi.

Saygın dağıtık üretim için uygulanan farklı gelir modelleri hakkında, “Konutlarda yeni kurulan sistemler için öngörülen en yaygın gelir modeli şebekeye satış. Diğer bina kurulumlarında ise değere dayalı fiyatlandırma ön plana çıkıyor” dedi. 

SHURA’nın Yaz Sonu Yayımlanması Planlanan Yeni Çalışması, Mekanizmaların Fayda-Maliyetlerini İnceliyor
Türkiye’de dağıtık enerjinin yaygınlaşması ve teşviki için mahsuplaşmaya ek olarak diğer gelir modellerinin de fayda-maliyet bazında değerlendirilmesinin önem taşıdığına dikkat çeken Değer Saygın, SHURA’nın yaz sonu yeni bir çalışma yayımlayacağını ve bu çalışmanın mekanizmaların fayda-maliyetlerini inceleyeceğini sözlerine ekledi. 

Saygın son olarak dağıtık enerji iş modelleri hakkında şunları söyledi: “Dünyada dağıtık üretim konusunda uygulanan talep tarafı katılımı ve kümeleyiciler, akıllı sayaçlar ve tüketici merkezli ve tüketiciyi daha etkin kılan iş modellerinin uygulanması, dağıtık enerji üreticilerinin piyasaya ve şebekeye entegrasyonunu kolaylaştıracaktır.”

Değer Saygın’ın ardından GENSED Başkanı Halil Demirdağ, “Türkiye’deki Binalarda Dağıtık Enerji Üretimi” hakkında yaptığı konuşmasında hem uluslararası hem de iç piyasada rekabet etmek isteyen sanayinin mevcut olduğunun ama şu anda zorlandığının altını çizdi. Türkiye’de elektrik tarifesine bağlı bir yapıyla dağıtık enerji sistemlerinin geleceğinin olacağına dikkat çeken Demirdağ, güneşten elektrik üretim maliyetlerinin en ucuz kaynak olduğunu vurguladı. Elektrikli araçların yönetimi ve şarjı için dağıtık enerjinin bir fırsat olduğunu söyleyen Demirdağ, finansman açısından bunun birçok modeli ve yöntemi olduğunu da sözlerine ekledi. Demirdağ ayrıca özellikle sanayici için ve Avrupa Yeşil Anlaşması kapsamında bir çözüm olabilmesi için tedarik anlaşmalarını önerdi. 

“Binalarda Güneşten Elektrik Üretimi için Finansman Araçları” konusunda TurSEFF’ten Özlem Yakut, öncelikle kısa geri dönüş süresi olan büyük ölçekli projelerin yatırımlarının yapıldığını söyledi. Büyük ve küçük ölçekli projelerde ilk yatırım maliyetlerinde kW başına yaklaşık yüzde 50 gibi bir fark olduğunu ve bunun da işletim maliyetlerini etkilediğini belirten Yakut, sonraki yatırım kategorisinin daha küçük sistemler, konutlar olduğunu, bunun da bugüne kadar çoğunlukla öz kaynakla yapıldığını, alt segmentteki modeller için çok fazla finansman aracının olmadığını söyledi. Yakut, leasing modelinin ön plana çıktığını belirterek teminat konusunun altını çizdi, burada farklılaşmaya gidilebileceğini ve farklı nakit akış modellerinin olması gerektiğini belirtti. 

Ege Avukatlık Bürosu’ndan Özlem Ege “Binalarda Güneşten Elektrik Üretiminin Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi” konusunda yaptığı konuşmada mevzuatlar arası uyumdan bahsetti ve teminat yapılarında iyileştirmenin gerekliliğini vurguladı.

Vuca Analytics’ten Ezgi Avcı ise “Binalarda Güneşten Elektrik Üretimi İçin İş Modelleri” konusunda bu kadar fazla oyuncunun olduğu piyasa içerisinde şeffaflığın sağlanması ve güvenilir anlaşmaların yapılabilmesi için Blockchain’i çözüm olarak sundu.

Webinar, katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından sona erdi.