REN21 2020 Yenilenebilir Enerji Küresel Durum Raporu Yayımlandı

17 Haziran 2020 Dergi: Mart-Haziran 2020

21. Yüzyıl Yenilenebilir Enerji Politikaları Organizasyonunun (REN21) hazırladığı “2020 Yenilenebilir Enerji Küresel Durum Raporu” 16 Haziran’da yayımlandı.

2020 Yenilenebilir Enerji Küresel Durum Raporuna göre, son beş yılda yenilenebilir enerjiden elektrik üretiminde ilerleme sağlansa da bu kaynakların toplam nihai enerji talebindeki payı sınırlı şekilde artış gösteriyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının payı elektrik üretiminde yüzde 26'ya yükselirken, bu oranın ısıtma ve soğutma sektörlerinde yüzde 10, ulaşımda ise yüzde 3 seviyesinde olduğu görülüyor.

Raporda yenilenebilir enerjinin bu sektörlerdeki kullanımını artırmak için etkin piyasa koşullarının oluşmasına ve yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğu belirtiliyor. Rapora göre; yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanlarında alınacak önlemlerin maliyeti, geleneksel teşviklere göre daha uygun ve fazla getiri sağlıyor.

Rana AdibRaporda görüşlerine yer verilen REN21 Genel Müdürü Rana Adib şunları söylüyor: “Yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payının artışı konusunda her yıl yeni başarılar gözlemliyoruz. Yenilenebilir enerjide gerçekten çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Bu gelişmeler ve rekabet gücündeki artış, diğer tüm kaynaklardaki artışın önüne geçiyor. Ulusal ve küresel ölçekte faaliyet gösteren birçok kuruluş, yaşanan bu gelişmelerle gurur duyuyor.” 

2020 Yenilenebilir Enerji Küresel Durum Raporunun bir uyarı niteliği taşıdığının altını çizen Adib, “Elektrik üretiminde gelinen nokta, büyük resmin yalnızca bir bölümünü oluşturuyor. Küresel ölçekte enerji talebi artmaya devam ediyor ve sektörde yaşanan bu olumlu artış ancak talepteki artışı doyuruyor. Enerji sisteminin tamamı değişmediği sürece sadece kendimizi kandırırız” diyor.

Rapor ısıtma, soğutma ve ulaşım sektörlerinde yaşanan zorlukların 10 yıl öncesiyle benzer olduğunu gösteriyor. Adib, “Evlerimizi ısıtmayı ve arabalarımız fosil yakıtlardan arındırmalıyız” diye ekliyor.

Adib, hükümetlerin yeni tip koronavirüsle (Covid-19) mücadele kapsamında hazırladığı kurtarma paketlerinin bu dönüşümü sağlaması gerektiğini belirtiyor. Kurtarma paketlerinin birçoğunun kirli fosil yakıt sistemine bağımlılığımızı güçlendiren detaylar içerdiğini söyleyen Adib şöyle devam ediyor: “Bu kurtarma paketlerinin bazıları doğrudan doğalgaz, kömür veya petrol kullanımını teşvik ediyor. Diğerleri, yeşil bir odak olduğunu iddia etseler de dolaylı olarak bu sektörleri destekliyor. Isıtma, soğutma ve ulaşım sektörleri başta olmak üzere, fosil yakıt ekonomisini destekleyen her türlü teşvikin sonlandırılması gerekiyor. Kurtarma paketleri bu açıdan bakıldığında, düşük karbonlu bir ekonomiye geçiş için şans sunuyor ancak bu şansı yitirme riskimiz var.”

Dünyada koronavirüsle mücadele sürecinde alınan önlemlerle karbon salımlarında düşüş yaşandığını ifade eden Adib, Paris Anlaşması hedeflerine ulaşabilmek için gelecek 10 yıl boyunca karbon salımında her yıl en az yüzde 7,6’lık düşüşün yaşanması gerektiğini belirtiyor. Adib, “Bu önlemler 10 yıl boyunca sürse bile yaşanan değişim yeterli olmayabilir. Mevcut hız, sistem ve piyasa koşullarıyla dünyanın, karbondan arındırılmış bir sisteme geçmesi sonsuza kadar sürebilir” diyor.

Raporda Türkiye hakkında verilen bilgiler şöyle:

  • Türkiye, yıldan bağımsız küresel jeotermal kurulu güç sıralamasında dünyada dördüncü sırada.
  • Türkiye Çin’den sonra jeotermalin doğrudan ısınma için kullanımının en çok büyüdüğü ikinci ülke.
  • Jeotermalin emisyonlara ve yeraltı sularına etkisi sebebiyle Türkiye’de oluşan rahatsızlığa da değinen raporda, Türkiye’de jeotermal faaliyetinden kWh başına 1,0 ile 1,3 kg CO2 salımı gerçekleştiği, bunun da küresel ortalamanın neredeyse 10 katı olduğunun altını çiziliyor. Raporda ayrıca son yıllarda bu emisyon salımının düştüğü ancak santralden santrale fark gösterdiği de belirtiliyor.
  • Türkiye, toplam küresel hidroelektrik kapasitesi içerisinde ise yüzde 3 ile dünyada 9. sırada bulunuyor.
  • Küresel ısıtma amaçlı güneş enerjisinde Türkiye, Çin ve ABD’den sonra 3. sırada geliyor. Güneş enerjisiyle su ısıtmak için 2019’da kurulan yeni kapasitede ise Türkiye Çin’den sonra dünyada ikinci sırada.
  • Türkiye’nin yıllık rüzgar kurulumunun 2018’e göre artış gösterdiği ve 8,1 GW’lık kapasitesine 0,7 GW eklendiği belirtilen raporda Türkiye’de rüzgar enerjisinden elektrik payının ise 2019’da yüzde 7,4 oranında olduğu belirtiliyor.

2020 Yenilenebilir Küresel Durum Raporu