Header Reklam
Header Reklam

Latin Amerika, Daha Güvenli ve Sürdürülebilir Bir Enerji Sistemine Geçişte Önemli Bir Rol Oynayacak

21 Kasım 2023 Dergi: Kasım-Aralık 2023
Latin Amerika, Daha Güvenli ve Sürdürülebilir Bir Enerji Sistemine Geçişte Önemli Bir Rol Oynayacak

Geniş kaynakları ve güçlü temiz enerji referansları ile Latin Amerika, yurt içinde ve yurt dışında değişimi yönlendirmek için önemli bir potansiyele sahip görünüyor.

IEA'nın ilk derinlemesine görünüm raporuna göre; jeopolitik belirsizliğin arttığı ve enerji geçişlerinin hızlandığı bir dönemde, olağanüstü enerji ve maden kaynaklarının yanı sıra temiz enerji liderliği geçmişi ile Latin Amerika ve Karayipler, küresel enerji sektöründe giderek daha etkili bir rol oynamaya hazırlanıyor.

Latin Amerika Enerji Görünümü, IEA'nın bölgeye ilişkin ilk derinlemesine ve kapsamlı analizi olarak yayınlandı. 33 ülkenin tamamında tüm yakıt ve enerji teknolojilerini kapsayan rapor, Latin Amerika ve Karayipler'in yüksek kaliteli yenilenebilir kaynaklardan petrol ve kritik minerallere kadar zengin kaynaklarının ve bunları geliştirme deneyiminin, doğru politika paketleriyle küresel enerji güvenliğine ve temiz enerji geçişlerine önemli katkılar sağlayabileceği ön görülüyor; ayrıca bölgenin kendi enerji geçişini güçlendirebileceği ve on yıllık durgun büyümenin ardından yerel ekonomiler için büyük faydalar sağlayabileceği ortaya koyuluyor. 

Latin Amerika ve Karayipler halihazırda dünyanın en temiz elektrik sektörlerinden birine sahip ve buna bağlı olarak gelecekteki temiz enerji endüstrileri için parlak beklentiler sunuyor. Hidroelektrik enerjisinin başını çektiği yenilenebilir enerji kaynakları, bölgedeki elektriğin %60'ını üreterek küresel ortalamanın iki katına ulaşırken, dünyanın en iyi rüzgâr ve güneş enerjisi kaynaklarından bazıları Brezilya, Meksika, Şili ve Arjantin gibi ülkelerde yer alıyor. 

Latin Amerika ve Karayipler'deki ülkeler küresel petrol ve doğal gaz kaynaklarının yaklaşık %15'ine sahiptir. Ayrıca bölge, küresel lityum rezervlerinin yaklaşık yarısı ve bakır ve gümüş rezervlerinin üçte birinden fazlası ile günümüzün hızla büyüyen temiz enerji teknolojilerinin çoğunda temel bileşenler olan minerallerin üretimi açısından oldukça önemli bir yer tutuyor. Bölgenin temiz elektrik arzı, bu malzemelerin sürdürülebilir madenciliği ve işlenmesi için temel oluşturuyor.

IEA İcra Direktörü Fatih Birol; "Latin Amerika ve Karayipler yeni küresel enerji ekonomisinde büyük bir rol oynayabilir. Doğal ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik uzun yıllara dayanan bağlılıklarıyla bölge ülkeleri, temiz enerjiye güvenli ve sürdürülebilir geçişler konusunda şimdiden avantajlı durumdadır. Bu geçişlere yönelmek yerel ekonomilerde büyümeyi ateşleyecek ve dünyanın enerji sistemini daha sağlam bir zemine oturtacaktır" diyor. Dr. Birol; "Raporumuz, bölgenin olağanüstü enerji potansiyelinden tam olarak yararlanabilmesini sağlamak için destekleyici politika oluşturma ve uluslararası iş birliğinin şart olduğunu gösteriyor." sözleriyle bölgedeki enerji ekonomisinin önemine dikkat çekiyor.

Yeni Genel Görünüm raporu aynı zamanda politika uygulamalarında önemli bir boşluk olduğunu ortaya koyuyor. Bölgedeki 33 ülkeden 16'sı yüzyılın ortasına kadar veya daha önce net sıfır emisyona ulaşma taahhüdünde bulundu. Bununla birlikte, bugünkü politika ayarları altında, bölgenin enerji ihtiyacının büyük bir kısmını, özellikle de karayolu taşımacılığını karşılamak için fosil yakıtları kullanmaya devam edeceği ve temiz enerji geçişleri konusundaki ilerlemenin sınırlı kalacağı öngörülüyor.

Buna karşılık rapor, ülkelerin açıkladıkları taahhütlerin gerçekleşmesi halinde Latin Amerika ve Karayipler'in bu on yıl içinde tüm yeni enerji talebini yenilenebilir enerji kaynaklarının karşılayacağını ortaya koyuyor. Bu da petrol ihracatının 2030 yılına kadar günde yaklaşık 2 milyon varil artmasını sağlayarak küresel arzı çeşitlendirecek ve gelirleri artıracaktır. Rekabetçi yenilenebilir kaynaklar aynı zamanda düşük maliyetli ve düşük emisyonlu hidrojen üretimini de teşvik ederek ağır sanayi ve yük taşımacılığının yurt içinde ve yurt dışında karbonsuzlaştırılmasına yardımcı olabilir. Biyoyakıt üretimi artacak ve kritik minerallerden elde edilen uzun vadeli gelirler iki katına çıkarak yaklaşık 200 milyar ABD dolarına ulaşacak; bu da fosil yakıtlardan elde edilen gelirleri aşacaktır.

Rapor, enerji ile ilgili karbondioksit (CO2) emisyonlarını azaltmak için dört temel eylem tanımlıyor: yenilenebilir enerjinin benimsenmesini hızlandırmak, sanayi ve ulaşımın elektrifikasyonunu ilerletmek, talep artışını ılımlı hale getirmek için enerji verimliliğini artırmak ve temiz pişirme çözümlerine erişimi artırmak. Özellikle yenilenebilir enerjinin hızlandırılması, bugünün politika ayarlarına dayalı olarak öngörülen ile ilan edilen taahhütlerin yerine getirildiği bir senaryo arasındaki emisyon farkının %40'ını oluşturuyor.

Rapora göre bölgedeki yatırımların da önemli ölçüde artması gerekiyor. Taahhütlerin yerine getirilmesi için temiz enerji projelerine yönelik finansmanın 2030 yılına kadar ikiye katlanarak 150 milyar ABD dolarına ulaşması ve 2050 yılına kadar beş kat artması gerekmektedir. Bu senaryoda, temiz kaynaklara yapılan yatırımın hız kesmeyen fosil yakıtlara oranı bugün yaklaşık 1/1 iken 2030'larda 4/1'e yükselmektedir. Rapora göre, bölgede elektriğe erişimi olmayan 17 milyon ve temiz pişirme kaynaklarına erişimi olmayan 74 milyon insan varken, insan merkezli geçişler aynı zamanda modern enerjiye uygun fiyatlarla evrensel erişim sağlamaya da odaklanmalıdır.

Karbon emisyonlarıyla mücadelenin ötesinde, bölgedeki büyük üreticiler, petrol ve gaz faaliyetlerinden kaynaklanan metan emisyonlarını düşük maliyetle yaklaşık %80 oranında azaltabilir ve çoğu ülkenin imzaladığı Küresel Metan Taahhüdünü destekleyerek net maliyet olmadan yaklaşık %40 oranında azaltabilir. Açıklanan taahhütlere göre, bugün bölgede ekonomi genelindeki sera gazı emisyonlarının yarısını oluşturan arazi kullanımı ve tarımdan kaynaklanan emisyonlar on yılın sonuna kadar azaltılacak ve net sıfıra ulaşacaktır. Bölgedeki ormanların yaklaşık %85'i, 2030 yılına kadar ormansızlaşmayı durdurmayı amaçlayan Glasgow Taahhüdü’nün bir parçası olan ülkelerde bulunuyor. 

IEA'nın bölgedeki ortaklarıyla enerji ve iklim konularındaki çalışmaları derinleşmeye devam ediyor. IEA ailesi artık beş Latin Amerika ülkesini kapsıyor: Arjantin, Brezilya, Şili, Kolombiya ve Meksika.

Dr. Birol, "Bu özel rapor Latin Amerika ve Karayip ülkeleriyle çalışmalarımızda bir dönüm noktasıdır ve ülkelerin enerji hedeflerine ulaşmaları için net bir yol ortaya koyan analizinden ilham alarak daha fazla bölgesel ve ikili iş birliği yapmayı dört gözle bekliyoruz. IEA, temiz enerji geçişlerini ilerletirken ve bu süreçte daha güvenli ve daha adil bir küresel enerji sistemi inşa ederken bölgedeki hükümetleri desteklemeye hazırdır." dedi.



Slider Altına