“2017, rüzgâr sektörü için önemli bir yıl olacak”      

13 Ocak 2017 Dergi: Ocak-Şubat 2017

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, Türkiye rüzgâr enerjisi sektörününün 2016 performansını ve 2017 hedeflerini anlatan bir yazı kaleme aldı. Ataseven, 2016 değerlendirmesinde şu bilgilere yer verdi: “Olağanüstü deneyimler yaşadığımız, oldukça ilginç gelişmeleri gözlemlediğimiz bir yılı geride bıraktık. Bir yandan geçmişi değerlendirip kendimizce dersler çıkarırken,  diğer yandan 2017’nin hesaplarını, planlarını yapmaya başladık. Biliyorsunuz her yıl rüzgâr santrallerine ait istatistiksel verileri paylaşıyoruz. Santrallerimizle ilgili bilgiler henüz netleşmedi. Fakat 5 bin 500- 5 bin 600 MW civarında bir kurulu güç ile 2016 yılını kapatacağımızı düşünüyoruz.  2016 yılında biraz yavaşladık ve eksiklerimizi gidermeye çalıştık. Değişen piyasa koşullarına göre haritalarımızı yeniledik. 2017 yılı eriyen stoklarımızı doldurma, tohum ekme zamanı”.

2017 hedefleri noktasında da detaylı bilgiler veren Ataseven, “rüzgâr için önemli bir yıl” dediği 2017 için şunları kaleme aldı: “2017’nin ilk çeyreğinde 2015 yılı başvurularının yarışma sonuçlarını, 2016 yılından ertelenen 2 bin MW’lık yeni başvuruların alınmasını bekliyoruz. Geçtiğimiz yıllarda orman izinleri nedeniyle bekleyen projelere de çözüm üretmemiz gerekiyor. Eğer bunları çözüme ulaştırırsak 2017 yılı için 1000-bin 100 MW civarında bir kurulu güce ulaşmak mümkün. Eğer böyle bir çözüm üretemezsek, 700 MW’lar civarında kalacağımızı söyleyebiliriz.

Bununla birlikte Türkiye Rüzgâr Enerjisi Endüstrisi’ni geliştirecek, uygulanabilir, büyük ölçekli YEKA projelerinin de hayata geçeceği şartnamenin 2017 yılının ilk çeyreğinde açıklanacağını ümit ediyoruz.

Ayrıca sektörümüzün gelişmesi ve 2023 hedefi olan 20 bin MW yatırımların yapılması için hem YEKDEM, hem de YERLİ KATKI mevzuatının 2020 yılına kadar sürdürebilir bir şekilde korunması hatta geliştirilerek 2030 yılına kadar devam etmesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz. Rüzgâr sektörü ve endüstrisi tam ivme kazanmaya başlamışken bunu daha da hızlandırmak ve geliştirmek bizim elimizde. Kısacası 2017 rüzgâr sektörü için önemli bir yıl. Bu yılın ilk çeyreğinde alınacak kararlar rüzgâr sektörünün geleceğine ışık tutacak”.

“2023 hedefi, elektrik üretiminde rüzgârın payının yüzde 30 olması”

Türkiye rüzgâr enerjisi sektörünün 2013 hedeflerine de değinen Mustafa Serdar Ataseven, işlerinin zor ama yapılabilir olduğunu dile getiriyor: “2009 yılında yayınlanan Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi’ne göre 2023 yılında; yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimi içerisindeki payının en az yüzde 30 olması hedefleniyor. 2023 yılında toplamda 100 bin MW kurulu güce ulaşılması ve bunun yüzde 20’sinin yani 20 bin MW’ının rüzgârdan karşılanması hedefleniyor. Bugünkü koşullarda hedefe ulaşmamızın zor olduğunu biliyoruz. Fakat bu zorluğu kolaylaştırmanın adımlarını Rüzgar Enerjisi Etkileşim Raporu’nda yayınladık.

TÜREK’te ayrıntılarına değindiğimiz ve sonrasında web sayfamızda da paylaşıma sunduğumuz Rüzgar Enerjisi Etkileşim Raporu’nda belirtildiği gibi, her 1000 MW rüzgar enerjisi santralinin devreye girmesi; cari açıktan karbon emisyonlarına, istihdamdan son kullanıcıya kadar geniş bir yelpazede ekonomiye katkı sağlıyor.

2015 yılına dek yapılan 4,7 GW’lık rüzgâr kurulu gücü ile 2015 yılı istihdamına yaklaşık 12 bin- 15 bin kişi arasında katkı sağlandı. Gayrisafi yurt içi hasılaya katkısı ise 1,7-1,9 milyar dolar oldu. 2015 yılında rüzgâr enerjisi ile üretilen elektrik ile sağlanan doğalgaz ithalatındaki azalma 574 milyon dolara ulaştı”.

“Daha yaşanabilir bir dünya için rüzgâr enerjisi önemli bir kaynak”

 

Paris Anlaşması ve beraberinde getirdikleri noktasında rüzgâr enerjisinin kilit kaynaklardan biri olduğuna dikkat çeken Ataseven, daha yaşanabilir bir dünya için rüzgâr önemli bir rol oynayabileceğini söyledi: “Türkiye’nin Paris anlaşması kapsamında INDC belgesinde 2030 yılında 246 milyon ton karbon emisyonu eşdeğer sera gazı azaltımı yapacağı belirtiliyor. Rüzgar yatırımları ile 2030 yılında gerçekleşecek karbon emisyonu azaltımı belirtilen değerin %7,7’sine denk geliyor.

 

Ayrıca her yıl 1000 MW’lık RES gelişimi ile yerli ekipman üreticileri, rekabetçi olabilecekleri bir ölçek yakalayabilecek. 2017-2035 yılları arasında hedeflenen RES yatırımlarının cari açıkta sağlayacağı toplam net azalma ise 12,9 milyar dolar civarında. Bu veriler gösteriyor ki, atılacak adımların sürdürülebilir gelişimi tetikleyecek şekilde kurgulanması ülkemiz için büyük önem taşıyor.  Rüzgâr sektörü tüm paydaşlar için sürdürülebilir, yatırımcı açısından öngörülebilir, son kullanıcıya fayda sağlayan, yerli sanayinin gelişimini destekler nitelikte olursa Türkiye kazanır.

 

Bütün bunların yanı sıra gelecekte daha yaşanabilir bir dünya için enerji üretirken seçimlerimizde karbon emisyonu yaratmayan, atık oluşturmayan, doğaya zarar vermeyen, yerli ve tükenmeyecek enerji kaynaklarını tercih etmeliyiz. Rüzgâr enerjisi tam da böyle bir kaynak.  Bunu yaygınlaştırmak için her birey kendini sorumlu hissetmeli diye düşünüyoruz. Biz Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği olarak küresel ısınma ile mücadelede önemli rol oynadığını düşündüğümüz rüzgar enerjisinin geliştirilmesi için üzerimize düşen görevi yerine getirmeye çalışıyoruz. Artık elektriğini nereden alacağına karar verecek halkımızın da, rüzgâr enerjisinden üretilen elektriği talep ederek bizlere destek olmalarını bekliyoruz”.