Yenilenebilir Enerji Kanunu Değişiklik Teklifi, bir başka bahara!

02 Ağustos 2010 Dergi: Temmuz-Ağustos 2010


Geçen yıl TBMM tatile girmeden hemen önce yasalaşması beklenirken hükümet tarafından aniden geri çekilen, daha sonra içerdiği yüksek alım garantileri 'gözden geçirilerek' yeniden Meclis'e sevkedilen YEK Kanunu Değişiklik Teklifi, yine "gelecek yasama yılına" kaldı...
Siyasal gündemle yakından ilişkili kanun tasarı ve teklifleri ile hükümetin önem verdiği çeşitli 'torba tasarı'ların oluşturduğu yoğunluk içinde bu yıl da 'tatil öncesi' Genel Kurul gündeminde yer bulamayan Yenilenebilir Enerji Kanunu Değişiklik Teklifi'nin - en iyimser tahminle - Ekim 2010'da TBMM Genel Kurul gündemine gelebileceği belirtiliyor. Oysa, bilindiği gibi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız başta olmak üzere Bakanlık bürokratları ve diğer yetkililerden son aylarda 'Meclis yaz tatiline girmeden' bu kanun teklifinin yasalaşacağı konusunda peşpeşe açıklamalar gelmişti...


CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan; "YEK Değişikliği Ortada Yok, Nükleere Sığındınız!"
Yenilenebilir enerjinin desteklenmesi ve bununla ilgili kanun teklifinin bir an önce gündeme alınması konusu, en son 6 Temmuz'da TBMM Genel Kurulu'nda MHP'nin "ülkenin yenilenebilir enerji potansiyeli ve bu alanda neler yapılabileceği" ile ilgili meclis araştırması açılması önerisiyle gündeme geldi... İktidar ile muhalefet arasında sıcak tartışmaların yaşanmasına neden olan MHP Grup önerisi lehine ilk sözü alan CHP'li Enerji Komisyonu üyesi, Adana Milletvekili Tacidar Seyhan, hükümete yüklenerek, "Yenilenebilir enerji kanununu çıkarmazken, gidip Rusya ile ne olduğu belli olmayan, teslimiyetçi bir nükleer anlaşmaya imza atıyorsunuz. Hani Türkiye'yi bir güneş enerjisi cenneti haline getirecektik? Hani güneş enerjisinin sanayide üretimini sağlayacak, bu üretimin arkasında duracaktık? Hani 48 bin MW rüzgâr enerjisinin en az yarısını harekete geçirecektik? Ne oldu arkadaşlar? Sekiz koca yılın ardından sığınacağınız şey, nükleer santral mi olacaktı?" diye sordu.

Tacidar Seyhan eleştirilerini şöyle sıraladı: "Enerji Komisyonu üyesi arkadaşlarımızla birlikte Türkiye'nin yenilenebilir enerji potansiyeli konusunda çok önemli çalışmalar yaptık. Hepimizin bu dönem başındaki kanaati, Türkiye'nin bir an önce yerli enerji kaynaklarına yönelmesi, ithal enerji kaynakları üzerindeki oranının dengelenmesiydi ve bu çalışmayı ilk olarak yapanlardan biri, şimdiki Enerji Bakanı Sn. Taner Yıldız'dı. Bu kanunun ivedilikle çıkmasını savunan, öncülük eden insanlardan biriydi. Her konuşmasında, 'Lütfen alt komisyona gitmesin, muhalefet bize yardımcı olsun, bu kanunu çıkaralım' dedi, 'Bizim alt komisyona gidecek kadar sabrımız yok, sektör bu kanunun çıkmasını bekliyor, hepimizin görevi bu kanunu çıkarmaktır' dedi ve biz bu düşünceye inanarak birlikte çalıştık; hem MHP hem CHP yardımcı oldu ve YEK Kanunu'nda bir ortak mutabakat sağlandı. Ve bu kanun kaleme alınırken Türkiye'nin gündemi de ortaya kondu: Türkiye'de yenilenebilir enerji konusunda 2020 hedeflenerek rüzgâr, jeotermal ve biyokütle potansiyeli birlikte değerlendirildi. Diğer kaynaklardan güneş enerjisinin de buna eklenmesi hedeflendi ve bu konuda da ilgili tüm meslek kuruluşları dinlenerek yüzde 99 mutabakat sağlandı. Amacımız aynı ay içerisinde bu kanun teklifinin Genel Kurula inmesini sağlamaktı. AKP milletvekillerinin ve Sayın Bakanın isteği ve talebi de buydu. Peki geldiğimiz süreçte ne oldu? Bu işin arkasında durmaya çalışan Enerji Bakanı'nın birden manevrası değişti. Türkiye'deki kaynaklara, yenilenebilir enerjiye dönmek yerine yeniden yönümüzü nükleer anlaşmalara döndük. Yine ithal yakıtla çalışacak bir nükleer santral kurmak için Rusya'yla anlaşma yaparak, enerjideki çeşitliliği bir diğer kötü anlayışa, kötü bir tercihe kurban ettik! Sayın Bakanlar Hilmi Güler'e, Taner Yıldız'a sesleniyorum: "Biz yarışmacı bir nükleer kanun çıkardık. Eşit, rekabetçi koşullarda, dünyada kabul görmüş, kendi ülkesinde planlanmış ve orada üretilmiş, en az beş yıl denenmiş nükleer santral kuracağız" diyen siz değil miydiniz? "Atık sorunu çözülmüş bir nükleer santral kurulmadan, bu santraldeki yönetmeliklere uyulmadan buraya bir tek çivi çaktırmayız" diyen siz değil miydiniz? Kanada teknolojisini, ABD teknolojisini Türkiye'ye en uygun teknoloji olarak sunan siz değil miydiniz? Rus teknolojisini alırken "Biz bir yarışma yapacağız. Eğer bu teknoloji ABD'yi, Kanada'yı ve Avrupa'yı sollayacak gelişmiş bir teknolojiyse ancak o zaman evet diyebileceğiz" diyen siz değil miydiniz? Kendi anlayışını bu kadar çiğneyen bir siyasi irade olabilir mi? Cumhurbaşkanlığının geri gönderme tezkeresinde "Atık yönetimi konusunda tüm eleştirileri saygıyla karşılıyoruz" diyerek bu konuda değişiklik yaptıran ve daha sonra aynı geri göndermede "Yer tahsisi konusundaki hassasiyetleri dikkate alacağız" diyen siz değil miydiniz? Şimdi imzaladığınız bu uluslararası anlaşmada hem Danıştay kararında öngörülen hem de Cumhurbaşkanlığının geri gönderme tezkeresinde söz konusu edilen bütün kötü koşullar aynen kabul edilmiş durumdadır!"
YEK Kanunu Değişiklik Teklifi'nin bir an önce yasalaşması gereğine vurgu yapan Tacidar Seyhan, Türkiye'de yenilenebilir yatırımların bir türlü harekete geçirilemediğinin altını çizerek eleştirilerini şöyle sürdürdü: "Bakın, sizin en büyük başarısızlığınız şu: Türkiye'deki yerli kaynak oranını artıramadınız, bu bir. Türkiye'de ithalat ve ihracat dengesini oluşturamadınız, bu iki. Enerji üretiminde yenilenebilir enerji ile fosil yakıttan elde edilen enerji arasındaki dengeyi kuramadınız, bu üç. İyi bir enerji politikasının üç temel öğesine sekiz yılda yaklaşamadınız. 'Enerji politikamız var, bu konuda devrim yapacağız' diyerek, maalesef, Türkiye bir enerji krizine girmişken, dünyada meydana gelen sanayideki çöküntünün Türkiye'deki yansımalarının arkasına sığınarak oradan elde edilen fazlayı kendinize umut bilerek yenilenebilir enerji kaynaklarını ertelediniz. Peki, bu konuda kanun ihtiyacı var mı? Var. Rüzgara yatırım yapılamıyor doğru dürüst, biyokütle yatırımı yapılamıyor. Türkiye'de şu anda üretimde 1 kilovatlık bile güneş enerjisi yok. Bir özel firmanın kendi çatısında, kendi aydınlatmasını sağladığı güneş enerjisi dışında, Türkiye'de bir MW'lık bile yatırım yok".

MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık; "İktidar ve Muhalefet Birlikte Çok Çalışmıştık!"
MHP Grubu'nun 'yenilenebilir enerji potansiyelinin araştırılması' konusunda Meclis Araştırması açılması önerisiyle ilgili Genel Kurulu bilgilendiren Kütahya Milletvekili Alim Işık, büyük ölçüde ithal enerji bağımlısı haline gelmiş Türkiye'nin bu konuda ilerde karşılaşabileceği sıkıntıların önlenmesi bakımından YEK Kanunu Değişiklik Teklifi'nin büyük önem taşıdığını vurguladı ve şunları söyledi: "Geçen yasama yılında bu Meclisin değerli Komisyon üyeleri bir araya gelerek, iktidarıyla muhalefetiyle, yenilenebilir enerji kaynaklarımızdan elektrik enerjisi üretimini sağlamak amacıyla çok yoğun çalışmalarda bulunduk. Ben bizzat Komisyon toplantısında Sayın Bakana hem yeni atanması nedeniyle başarılar dilerken kendisinin çok konuşan değil, çok çalışan bir bakan olması talebimi ilettim ve bir an önce de bu yenilenebilir enerji kanunundaki değişikliğin yasalaşması talebinde bulundum. O da sağ olsun, geçen yasama yılı sonu itibarıyla bunun kanunlaşmasını sağlayacağını, bunun için elinden gelen girişimde bulunacağını söyledi. Ve kanun teklifi gerçekten de gündeme alındı ama ne hikmetse, geçen yıl Meclisin son haftasında, bunun görüşülmesini beklediğimiz bir anda duyduk ki kanunun görüşmelerinden vazgeçilmiş. Birçok özel sektör temsilcisi ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili yatırım yapmayı planlayan yatırımcının, maalesef üzüntü içerisinde, bu işin arkasında doğal gaz ve petrol lobilerinin olduğu endişelerini dile getirmiş olmaları bizi ziyadesiyle üzdü. Bu konuda, 13 Ekim 2009 tarihinde, o günün ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Sn. Ali Babacan'ın yenilenebilir enerji sektörünün temsilcileriyle yaptığı bir konuşmada,'Yenilenebilir enerji kaynakları dünyada önemli bir yer tutmamaktadır, şu anda yüzde 1'dir, 2020'de de en fazla yüzde 3 olacaktır' şeklinde beyanları olmuştur. Yine Sn. Babacan'ın, 'Amerika'da Shell ve BP gibi şirketlerin ve Amerika Enerji Ajansı'nın başkanlarıyla görüştüm; 'Yenilenebilir enerji gereksizdir' dediler. Birçok firma fizibilite getiriyor ve çok ucuz fiyat öneriyor gibi söylemlerinin ve kanun teklifinin görüşme gündeminden çıkartılmasının maalesef değişik spekülasyonlara yol açacak noktada olduğunu söylemek isterim. (...)"

AKP Rize Milletvekili Bayram Ali Bayramoğlu "Kanun Teklifinin Geri Çekilmesi Krizle Bağlantılıydı"
Milliyetçi Hareket Partisi'nin vermiş olduğu grup önerisi aleyhine söz alan AKP Rize Milletvekili ve Enerji Komisyonu üyesi Bayram Ali Bayramoğlu ise YEK Kanunu Değişiklik Teklifi'nin 2009 yılı Haziran ayında tam yasalaşması beklenirken geri çekilmesinin, '2008 ekonomik krizi ve 2009 yılı başında dünya genelinde yaşanan ekonomik gelişmelerle bağlantılı olduğunu' söyledi. Bayramoğlu şöyle konuştu: "Yenilenebilir Enerji Kanunu'nun değiştirilmesiyle ilgili kanun teklifi biliyorsunuz geçen sene Haziran ayının 9'unda Meclise, Genel Kurul'a inmişti ve biz de Meclis tatile girmeden evvel çıkabilir ümidiyle bu çalışmaları hızlıca Genel Kurula indirme kararı almıştık. Ancak, hepimizce malum, özellikle 2008 ekonomik krizi ve 2009 yılı başında dünya genelindeki ekonomik gelişmeler, yatırım fiyatlarının çok hızlı derecede düşmesi ve özellikle de 2009 yılı içerisinde Avrupa başta olmak üzere tüm dünyada yenilenebilir enerji yatırımlarının bir evvelki yıla göre yüzde 38 oranında kısılmış olması ve teknolojiden kaynaklanan maliyet düşüşleri çok hızlı bir şekilde yol haritasını yeniden gözden geçirme noktasına getirmiş ve özellikle yatırımcılar bazı yatırımları yapmaktan imtina eder konuma gelmiştir. İşte bu çerçevede biz de geçen sene içerisinde birçok ülkeyi bu manada özellikle incelemeye aldık. Bunların başında Amerika, İspanya, özellikle Almanya gibi ülkeler başta rüzgâr ve güneş olmak üzere yenilenebilir kaynaklardaki yatırımları ciddi oranda durdurmuş ve bazı yatırımları da daha uzun vadeli perspektife yayma çalışması yapmışlardır. 2009 yılı başında TBMM Enerji Komisyonumuza Avrupa'nın en büyük güneş enerjisi yatırımı yapan organizasyon gruplarından ve firmalarından birkaç tanesi gelmişti. Kendileriyle konuştuğumuzda bize 1 MW güneş enerjisiyle ilgili yatırım maliyetinin yaklaşık 4,5 milyon Euro civarında olduğunu söylemişlerdi. Aradan geçen bir seneyi aşkın bir zamandan sonra bugün aynı maliyet 1 MW?lık yatırım için yaklaşık 2,5 milyon Euro'ya, yani neredeyse yarı yarıya düşmüş durumdadır. Eğer biz geçen sene güneş enerjisini bu anlamda istediğimiz oranda desteklemiş olsak, bu insanlarımıza yatırım yaptırmış olsak ve desek ki, "Arkadaş, 100 MW yap, 1.000 MW yap!" O yatırımlarının düşüş maliyetlerini bile karşılatma şansımız yoktu. Şöyle bir teknolojik örnek vermekte de fayda görüyorum: Biliyorsunuz Türkiye 1993 yılında cep telefonuyla tanıştı. İlk önce kocaman cep telefonlarını taşımaya başladık, hatta antenleri almadığı için kenarlarından çevirmeli antenli cep telefonları kullanıyorduk ve o cep telefonlarının fonksiyonları sadece "Alo" demeye yarıyordu, ama fiyatı 1.600 Dolardı. Şimdi her türlü özelliğe sahip bir cep telefonunu 150 - 200 Dolar arası fiyatla, yani neredeyse sekizde 1'ine, onda 1'ine alabilecek konuma gelmişiz. İşte bu noktadan yola çıkarak, yatırımların mutlak ve mutlak teşvik edilmesi gerektiği ve bu yatırımların olmazsa olmaz yapılması gerektiğine hemfikir olmakla beraber, yatırımcılarımızı korumak ve aynı zamanda yatırımların sanayiye olan teşmil edilmiş noktasını da dikkate almak zorundayız".
Bayram Ali Bayramoğlu, yenilenebilir enerji alanında yatırımların, söylenenlerin aksine artarak devam ettiğini de belirterek şöyle konuştu: "Türkiye'nin şu andaki kurulu enerji gücü 46.500 MW'tır. 2011'de bitecek hidroelektrik ve diğer yatırımlarla birlikte bu miktarın 51-52 bin MW'a çıkması planlanmaktadır. Bugün itibarıyla EPDK tarafından verilmiş toplam rüzgâr lisansı miktarı 92 adettir ve toplam kurulu gücü de 3 bin küsur MW'tır. Bu alanda bugün itibarıyla yapılmış toplam ise 1100 MW'tır; sene sonunda bitirilecek olan yatırımlarla birlikte 1500 MW'a çıkması planlanmaktadır. Bu aslında son derece önemli bir gelişmedir. Bakın, kanunun dışında, yapılan bu çalışmalarla, yenilenebilir enerjiye yönelik gerek güneşte, gerek rüzgârda gerek özellikle jeotermaldeki yatırımlar ve araştırma çalışmaları hızla devam etmektedir".
AKP Rize Milletvekili Bayram Ali Bayramoğlu, yenilenebilir kaynaklardan üretilecek elektrikle ilgili belirlenen fiyat mekanizması konusunda eleştirisini de dile getirerek, Hazine'nin şu an için verebileceği garantili satın alma rakamlarının şahsen kendisini de tatmin etmediğini söyledi. Bayramoğlu şöyle sürdürdü: "Fiyat mekanizmasını sadece sizin belirlemenizle olmuyor. Türkiye'nin genel yapısına, ekonomik yapıya, hazinenin hadiseye bakış tarzına, Hazine'nin yapmış olduğu hesaplama tekniğine göre bir başka fiyat mekanizması daha var. Dolayısıyla Hazine'nin şu anda verilebilecek garantili satın alma rakamlarıyla ilgili fiyatlar şahsen beni de tatmin etmeyen rakamlardır. Ama bu kanun yalnız başına bir fiyat mekanizması olmadığını da unutmamak gerekir. İçerisinde özellikle yapılanmaya, güneşin yol haritasının belirlenmesine ve özellikle devam eden yatırımların önünün daha iyi açılabilmesine yönelik birçok önemli madde de vardır..."


Etiketler