RESYAD Başkanı Salahattin Baysal: 'Yenilenebilir enerjinin desteklenmesi ülkeye yük değil, katkı sağlayacaktır'

11 Eylül 2009 Dergi: Temmuz-Ağustos 2009

Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimine önemli teşvikler getiren kanun teklifinin Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan'ın 'direktifiyle' son dakikada TBMM Genel Kurul gündeminden çekilmesini Yeni Enerji'ye değerlendiren Rüzgar Enerjisi Santralleri Yatırımcıları Derneği (RESYAD) Başkanı Salahattin Baysal, kanun teklifinde yenilenebilir kaynaklı elektriğin alımı için konmuş birim fiyatların cari açığı artıracağı, Hazine'ye yük olacağı söyleminin hiçbir inandırıcılığı olmadığını belirterek, "Şu anda piyasada elektrik satış fiyatı zaten 9-10 Euro cent civarında ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretip mevcut kanunda belirtilen 5 - 5.5 Euro cent'lik birim fiyatlarla elektrik satan hiçbir firma yok. Geri çekilen kanun teklifi 5 - 5.5 cent aralığında sıkıştırılan alım fiyatlarını şu anki reel fiyatlara yaklaştırıyordu. Yani yenilenebilir elektriğe aşırı para verilmesi gibi bir şey söz konusu değil; yapılmak istenen sadece fiyatın makul bir seviyeye getirilmesiydi" diye konuştu.

Yasalaşsaydı yenilenebilir enerji kaynaklarına 10 ila 20 yıl arası alım garantileri getiren; rüzgar enerjisine karada 8 Euro cent/kWs, denizde 12 Euro cent, jeotermale 9 Euro cent, fotovoltaik güneş enerjisine ilk on yıl 25, ikinci on yıl 20 Euro cent, çöp gazı dahil biyokütleden elde edilecek elektriğe ilk on yıl 14, ikinci on yıl 8 Euro cent, dalga-akıntı ve gel-git'ten elde edilecek elektriğe de 16 euro cent alım fiyatları öngören kanun teklifinin kamu yönetimi ve ilgili tüm kesimlerin tam uyumuyla yasalaşmasına kesin gözüyle bakılırken ani bir kararla askıya alınmış olmasının sektörde büyük ümitsizlik yarattığını belirten Salahattin Baysal konuyla ilgili sorularımızı şöyle yanıtladı:

Yeni Enerji:
Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifinin uzun süren hazırlık sürecinde aykırı bir ses pek çıkmamıştı. Bir anda bu geri adım sizce nasıl ve neden oldu?

Salahattin Baysal: Eski Enerji Bakanı Hilmi Güler'in 2005 yılında TBMM'de Yenilenebilir Enerji Kanunu (YEK) çıktıktan sonra yaptığı teşekkür konuşmasından bir paragraf, sorunuza en doğru yanıt olacaktır. Biliyorsunuz YEK Kanunu 2004 yılında gündeme geldi ve yine Ali Babacan'ın o günkü itirazları sonucu bir yıl gecikmeyle çıktı. Yasanın çıktığı gün Hilmi Güler'in Meclis kürsüsünde, "Uluslararası doğalgaz, kömür ve petrol lobileri yüzünden bu kanun bu hale gelmiştir" şeklinde bir ifadesi olmuştur. Başka yoruma gerek görmüyorum. YEK Kanunu'nun mevcut haliyle yenilenebilir enerji kaynaklarını harekete geçirmediğini herkes gördü. Mevcut mevzuatta kaynaklara göre kurulum maliyetleri hiç düşünülmeden, hepsi için 5 Euro cent - 5.5 Euro cent arasında bir alım fiyatı öngörülmüştür. Peki buna dayanarak geride kalan bunca yıl içerisinde 1 MW güneş enerjisi yatırımı yapılmış mıdır? Alım garantisi 2007 yılında Euro bazına çevrilene kadar rüzgar enerjisinde herhangi bir yatırım yapılmış mıdır? Hayır. Aynı dönemde Almanya'nın, İtalya'nın, İspanya, Yunanistan ve Bulgaristan'ın yenilenebilir kaynaklı elektrik yatırımlarına bakarsanız, bizimki yok mesafesindedir. Aklı selim bir insanın bu duruma bakıp, "Bu yatırımlar Türkiye'de niye yapılamıyor acaba?" diye sorması gerekmez mi? Sonuçta gerek Enerji Bakanlığı, gerek Meclis Enerji Komisyonu ve ilgili herkes gördü ki, kaynaklar bazında genel bir fiyatlandırmayla bu meselenin önü açılmıyor. YEK Kanunu'nda Değişiklik Teklifi işte bu yüzden gündeme gelmişti ve iktidar, muhalefet ayrımı olmaksızın üzerinde tam uzlaşma söz konusuydu. Herhangi bir kurum veya kişinin herhangi bir maddesine itirazı veya rüzgarcıların, hidrolikçilerin, jeotermalcilerin birbirlerine itirazları olmadı. "Bize az verildi, size çok oldu!" gibi bir şikayet işitilmedi. Bu durumda teklifin Meclis gündeminde 6 Haziran'da görüşülüp o günün gündemi içerisinde bitmesi beklenirken akşamüzeri Ali Babacan'ın 'talimatlarıyla' Meclis gündeminden çıkartıldığını haber aldık.

Yeni Enerji: Talimatla bir tasarının gündemden çıkarılması usule uygun mudur?

Salahattin Baysal: Bununla ilgili TBMM Enerji Komisyonu Başkanı Soner Aksoy'un 2 Temmuz'da çarpıcı bir beyanatı oldu: Yasama ve yürütme organlarının bağımsızlığına, Babacan?ın davranış biçiminin Meclis çalışma usulüne uygun olmadığına dikkat çekiyor, "Hükümetin bir üyesinin gündemdeki bir tasarıya müdahale durumu söz konusu olamaz. Yanlış müdahale sektörü ümitsizliğe itmiştir" diyor.

Yeni Enerji: Devlet Bakanı Ali Babacan'ın tasarıya karşı çıkış gerekçelerini siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Örneğin, yenilenebilir enerjinin kanun teklifinde belirtilen fiyatlarla teşvik edilmesinin kamusal yük oluşturacağı çekincesi?..

Salahattin Baysal:
Siz
şu anda elektrik enerjisinin yüzde 55'ini doğalgazdan üretiyorsunuz ve doğalgazın tamamını yurtdışından ithal ediyorsunuz; bunun parasını da sizin Hazine ödüyor. Bu Hazine'yi çökertmiyor da, ben Allah'ın rüzgarını, güneşini, boşa giden sularımızı, jeotermalimizi, tarımsal-ormansal atıkları enerjiye dönüştüreceğim, ülkemde yerli ve temiz, dışa hiç bağımlı olmayan enerji üreteceğim, bu mu Hazine'ye yük olacak? Bakınız, aynı şey 2004 yılında YEK Kanunu ilk gündeme geldiğinde de söylendi. Biz o zaman Hazine'ye ve ilgili bakanlığa kamusal yük raporları hazırlayıp verdik. Bu teşviklerin oluşturacağı kamusal yük çocuk oyuncağı mertebesindedir. Bu söylem ülkeyi aldatmaktan başka bir şey değil. 20-30 yıllık bir zaman diliminde hesapladığınız zaman rüzgar ve güneş enerjisinden ucuz hiçbir enerji olamaz. Evet rüzgar, güneş, biyokütle enerjisi için kuruluşta biraz daha yüksek maliyetler söz konusu. Ama on sene geçip kurulum maliyetleri karşılandıktan sonra rüzgarın, güneşin fiyatı söz konusu bile edilmez; yok mertebesindedir. Ama doğalgazın on sene sonraki fiyatını söyleyemezsiniz. Bugünkünden ucuz olacağını da kimse iddia edemez. "Hazine'ye külfet" söylemiyle ilgili ikinci tutarsızlık da şu: Sorarım size, Türkiye'de benim bu yenilenebilir kaynaklardan üreteceğim elektriği kim alacak? Dağıtım şirketleri... Yani kanun diliyle, perakende satış lisansı sahibi tüzel kişiler. Kimdir bunlar? Ankara'da şimdi örneğin Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş'yi alan Sabancı... Konya'da Meram Elektrik'i alan filanca özel şirket... Çukurova'da bir başka özel dağıtım şirketi... Ülke 22 dağıtım bölgesine bölündü ve bunların epeyce bir kısmı özelleşti. Kalanları da yakın zamanda hükümetin birincil önceliği olarak özelleştirme programında değil mi? Şimdi söyler misiniz bana, yenilenebilir enerji alım fiyatlarıyla yük altına sokulacağı söylenen "Hazine" bu alışverişin neresinde? Hazine'ye nasıl yük oluyor? Dolayısıyla bu söylemin kayda değer, ciddi bir temeli yok. Yenilenebilir enerjinin teşviki ülkeye yük değil, katkı sağlayacaktır. Bu sayede ülkemizde güneş panelleri fabrikaları kurulacak, rüzgar türbini fabrikaları kurulacak, biyokütle santrallerinin kazanları vs. kurulacak, on binlerce insana iş imkanı sağlanacaktır.

Yeni Enerji: Sadece güneşten elektrik üretimi yapılması sayesinde 29 yeni iş kolunda önemli istihdam sağlanacağı ifade ediliyor...

Salahattin Baysal: Benim kendi alanım olan rüzgar enerjisinde de aynı şekilde. Esasen enerji santrallerinin kuruluşunda kullanılan ekipman, tek bir fabrikadan yekpare olarak çıkıyor değil. Türkçe'ye yeni giren "toplama" sözcüğüyle ifade edebileceğimiz çok yönlü bir üretim süreci, dolayısıyla çok geniş bir istihdam potansiyeli söz konusu. Mesela bir rüzgar türbinine bakalım: Her şeyden önce bunun bir temeli olacak. Yani demiri, betonu zaten Türkiye'de yapılacak. Çelik kuleleri de Türkiye'de yapılabilir. Gerede'deki demir çelik fabrikası Gerkonsan'ın veya TCDD'nin Eskişehir'deki lokomotif fabrikası TÜLOMSAŞ'ın imkanları dünyadaki tüm türbin fabrikalarının imkanlarından daha iyi. Karabük Demir Çelik fabrikasının muhteşem atölyeleri var, dünyadaki tüm emsallerinden hem teknik donanım itibarıyla, hem saha, vinç vs. imkanlarıyla daha gelişmiş durumda. 400-500 tonluk, 80-100 metrelik çelik kuleler burada rahatlıkla yapılabilir. Tüm kablolar burada yapılabilir. Dişli kutuları yapılabilir. Kanatlar mükemmel şekilde yapılabilir. TAİ'nin bir rüzgar tüneli var, CASA uçaklarının kanatlarını üretiyor. Ayrıca özel sektörde de türbin kanadı yapmaya hazır çok sayıda firma mevcut. Halen kanat üretimi yapan bir fabrika da İzmir'de kurulu durumda zaten. İletim hatları ve trafoların zaten hepsi burada yapılıyor; dünyanın ikinci büyük trafo fabrikası Gebze'de. Ayrıca Türkiye'de sayısız jeneratör üretebilecek imkanımız da var. Şu an için ülkemizde yapılamayacak olan sadece türbinleri tek merkezden takip amaçlı izleme sistemi yazılımıdır. Aslında bunu yapabilecek kapasitemiz de var, ama türbin içerisindeki değeri 5-10 bin Euro civarında olan böyle bir sistem için Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Yani Türkiye'de her şey var. Olmayan tek şey, yerli üretimi teşvik edecek bir ortam...


Yeni Enerji: "
Yenilenebilir üretim teknolojilerinin yurtiçinde üretimini teşvik Dünya Ticaret Örgütü ile aramızı açar!" gibi görüşler de dile getiriliyor?  


Salahattin Baysal:
Sadece rüzgar enerjisinden örnek vereyim: 2020 yılına kadar 19 bin 500 MW rüzgar yatırımı yapılacak. Şu anda 400-500 MW kurulduğuna göre 19 bin MW'lık yatırım daha yapılacak. Yaklaşık olarak bunun 1  MW maliyetinin 1 milyon 200 - 1 milyon 300 bin Euro arasında olduğunu düşünüyoruz. Ve bunun yüzde 86'sı da sadece türbine ödeniyor. Yani normal bir yaklaşımla, biz bunu eğer Türkiye'de üretmezsek 19 bin MW rüzgar santrali için 19 milyar Euro türbin bedelini yurtdışına ödemek zorundayız. Bu ne korkunç bir savurganlık. Biz bu kadar zengin miyiz? Avrupalı fakir de, biz onları zengin etmek için mi bunları yapıyoruz? Aslında bu kanun teklifinin hazırlık aşamasında yerli ekipman üretiminin teşviki doğrultusunda bizim önerilerimiz biraz daha farklıydı. ETKB nezdinde ve Enerji Komisyonu'ndaki görüşmelerde, "Yerli türbin kullanacağını kabul, taahhüt ve garanti eden firmalara lisanslamada öncelik verilsin." Görüşümüzü dile getirdik. Böylece yatırım sürecinde yerli türbin kullananlara öncelik verilmiş olacak, bu da yenilenebilir enerjilerde bir yerli sanayinin gelişmesine büyük katkı sağlayacaktı. Ancak, "AB müktesebatı, DTÖ zorunlulukları, malların serbest dolaşımı, Gümrük Birliği anlaşması vs. buna elvermez!" şeklinde kraldan çok kralcı gerekçelerle bu önerimiz kabul görmedi. Halbuki Avrupa'daki her ülke bunu yapıyor. Yenilenebilir Enerji Kanunu Almanya'da çıktığı zaman çeşitli firmalar Avrupa Adalet Divanı'na başvurarak, "Bu yasa emtianın serbest dolaşımına aykırıdır" diye dava açtılar. Avrupa Adalet Divanı'nın bu konudaki kararı çarpıcıdır. Adalet Divanı, "İnsanların, hayvanların ve bitkilerin gelişimi, geleceği vs. için yapılacak bütün yasal düzenlemelerde bu tür teşvikleri her ülke çıkarabilir." demiştir.

Etiketler