Elektrik üretim tesislerinin özelleştirmesi 'termik santrallerle' başlıyor...

29 Mart 2011 Dergi: Mart-Nisan 2011

Toplantıya; Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Enerji Bakanlığı Müsteşarı Metin Kilci, Özelleştirme İdaresi Başkan Vekili Ahmet Aksu, Citibank A.Ş. Genel Müdürü Serra Akçaoğlu ve çok sayıda özel sektör yatırımcısı katıldı.

 

 

Özelleştirme İdaresi Başkan Vekili Ahmet Aksu; "Yatırımcılarla işbirliğine açığız"

 

Özelleştirme İdaresi Başkanvekili Ahmet Aksu, üretim özelleştirmelerinin ve sektörün önündeki bir takım belirsizliklerin giderilmesi için uygulamayı düşündükleri modeller ve yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Elektrik enerjisi üretim özelleştirmelerine öncelikle termik enerji santralleriyle başlayacaklarını ardından hidroelektrik santralleriyle devam edeceklerini dile getiren Özelleştirme İdaresi Başkan Vekili Ahmet Aksu, amaçlarının yatırımcıların özelleştirme ihalelerine, akıllarında hiçbir soru kalmayacak şekilde hazırlanmalarını sağlamak olduğunu belirterek, "Hem danışmanlarımız hem de biz bu konuda her türlü işbirliğine açığız" dedi.

2001 yılından önce Türkiye'de bulunan tek alıcılı- tek satıcılı bir yapının, 2001 yılından sonra değişmeye başladığını söyleyen Ahmet Aksu şöyle konuştu: "Bildiğiniz gibi 2001 yılı elektrik enerjisi sektörü için önemli bir yıldı. 2001 yılından sonra Türkiye yeni bir sisteme geçti. Ve bu yeni sisteme geçişin en önemli unsurlarından bir tanesi de özelleştirmenin başarılı bir şekilde ve belirlenen plan doğrultusunda gerçekleştirilmesi idi. 2001 yılından önce yaklaşık 70-80 yıl süresince Türkiye'de tek alıcılı ve tek satıcılı bir sistem vardı. Devlet elektriği hem kendisi üretiyor veya ürettiriyor, kendisi dağıtıyor, kendisi iletiyor, kendisi ticaretini yapıyordu. 2001 yılından sonra yeni bir sisteme geçilmesi öngörüldü ve bununla ilgili olarak hem çeşitli mevzuat değişiklikleri hem de kurumsal yapıda çeşitli değişiklikler yapılmış oldu. Daha önceki sistemde özel sektörün elektrik üretim ve dağıtım sektörüne girmesi için gerekli olan imtiyaz verme şekli, 2001'den sonra lisans verme şeklinde gerçekleştirilir oldu. Hemen hemen sektörün tamamı devletin kontrolünde olan bir sistem vardı ve liberal piyasaya geçiş için de öncelikli olarak dağıtım sektörünün özelleştirilmesi hedeflendi. Hem güçlü bir piyasa oluşturulsun, güçlü alıcılar olsun hem de dağıtım sisteminin modernizasyonu, iyileştirilmesi gerçekleştirilsin diye özelleştirme kararı verildi. Bunun için de bir takvim açıklandı. O takvime göre 2010 yılı sonuna kadar elektrik dağıtım tesislerinin özelleştirmesinin gerçekleştirilmesi hedeflendi ve buna uygun olarak 2010 yılı sonu itibariyle tüm ihaleler tamamlandı. Dağıtım sektörünün önemli bir kısmı özel sektöre devredildi. 2011 yılı içersinde de geri kalan dağıtım tesislerinin özelleştirme suretiyle, özel sektöre devri gerçekleştirilmiş olacak. Gene strateji belgelerinde ve kanun koyucunun belirlemiş olduğu hedefler arasında dağıtım sektörünün özelleştirilmesiyle beraber, iletim sektörünün de özelleştirilmesi başlayacak.

 

"Öncelikle yatırım ihtiyacı olan dört santral özelleştirilecek"

Üretim özelleştirmelerinin önümüzdeki günlerde öncelikli olarak hemen yatırım ihtiyacı olan 4 adet termik santralle başlayacağını, ilk olarak da bu santrallerden Hamitabat Termik Santrali'nin ihalesine çıkılacağını söyleyen Aksu; bu 4 adet termik santralden sonra geriye kalan diğer termik ve hidrolik santrallerinin de portföyler halinde özelleştirilmesine devam edileceğini kaydetti.

Ahmet Aksu şöyle devam etti: "Genel olarak çerçeveye bakacak olursak Türkiye'nin 50 bin MW'a yakın bir kurulu kapasitesi var. Bunun içinde EÜAŞ ait olan ve daha sonra yap-işlet yoluyla devreye sokulacak 27 bin MW civarında bir kurulu kapasite var. Özelleştirme programına alınacak kapasitenin tamamı 16 bin MW'lık bir kapasiteyi içeriyor. 4 tane termik santrali portföy grupları dışında öncelikli olarak, münferiden tek tek özelleştirmeyi planladık. Bunların toplam kurulu kapasiteleri 3250 MW civarında. Hamitabat'la bu ay içersinde başlamayı ümit ediyoruz. 'Kangal', 'Seyitömer', 'Soma A-B' yine tek başına ihaleye çıkıp özelleştirmesini tamamlamayı düşündüğümüz santraller. Bu santraller EÜAŞ toplam termik santraller içersindeki bürüt üretimin % 28'ini oluşturmakta". (Tablo 1)

Gene bunların dışında, özelleştirmedeki hedeflerimiz arasında yer alan termik santrallerin mevcut kapasitesini artırarak, ilave yatırımlarla kapasite artırımına gideceğini düşündüğümüz santraller de var bunlar; Soma Tunçbilek, Seyitömer ve Orhaneli. Bunların şimdiki kapasiteleri 2200 MW civarında. Yeni yapılacak yatırımlarla 1150 MW'lık bir kapasite daha ilave edebileceğimizi düşünüyoruz. Bu kapasite artırımı için tesislerin kurulu olduğu sahada yeterli linyit rezervinin bulunduğu öngörülüyor". (Tablo 2)

 

"Her yatırımcının ilgi duyacağı portföyler oluşturduk"

Üretim özelleştirmelerinde amaçlarının her yatırımcının ilgi duyup katılabileceği portföyler oluşturmak olduğunu söyleyen Aksu, öncelikli olarak belirlenen dört santralin özelleştirilmesinin ardından değişik kapasite ve çeşitlilikte dokuz portföy belirlediklerini söyledi. Aksu şöyle devam etti: "Biliyorsunuz daha önce 2004 yılında yapılan strateji çalışmasında da portföy grupları belirlenmişti. Burada genel olarak 6 portföy gurubu şeklinde özelleştirme sürecinin devam ettirilmesi öngörülmüştü. Ama buradaki 6 portföyün tamamı birbirine eşit düzeyde portföylerdi, biz yaptığımız çalışmada bu portföyü biraz daha çeşitlendirelim diye öngördük ve bunu 9 portföye çıkardık. Bu portföyle 2200- 2300 civarında toplamda 2700 - 2800 MW civarında büyüklüklere erişen çok değişik kapasitelerde portföyler olacak. Buradaki amacımız da her ölçekteki yatırımcının bu ihalelere ilgi duyabilmesi, katılabilmesinin sağlanabilmesidir. Diğer taraftan bu portföyleri belirlerken yine tabi ayni portföy içersinde ortak personel kullanan bağlı ortaklık içersinde olan veya ortak kömür havzasını kullanan santrallerin de tek bir portföy içersinde yer almasını öngördük.

Hidro elektrik santrallerle ilgili olarak, doğabilecek anlaşmazlıkların şimdiden önlenmesi amacıyla aynı akarsu içersinde aynı kaynaktan beslenen santrallerin de aynı portföy içersinde yer almasını öngördük. Diğer bir öngördüğümüz gerekçe ise portföyleri oluştururken her bir termik santral işleticisinin ilgi duyabileceği çeşitlilikte portföylerden, santrallerden oluşan portföyler olsun istedik. Onun için mesela sadece termik santrallerle ilgilenen yatırımcılar için termik santrallerden oluşan bir portföy oluşturduk, karma olarak hem termik hem de hidolik santrallerden oluşan bir portföy oluşturduk. Sadece hidrolik santrallerle ilgilenen yatırımcılar için 4 adet de hidroelektrik santrallerden oluşan bir portföy oluşturduk".

 

"Portföyler içerisinde değişiklik yapılabilir"

Belirlenen dokuz portföyün ÖİB'nin yaptığı çalışmalar sonucunda ortaya çıktığını, fakat bu portföylerin hukuki bir zorunluluğu olmayan portföyler olduğunu söyleyen Aksu, "Temel prensibimiz bu 9 portföyü, 9 portföy olarak özelleştirebilmek, belirlediğimiz santralleri içerecek şekilde özelleştirebilmek. Ama önümüzdeki günlerde gerek yatırımcılardan gelecek beklentiler gerekse ekonomik konjonktürde bir değişiklik olursa, bu portföyler de değişebilir. Kesinlikle değişmeyecek portföyler şeklinde düşünmüyoruz. Kendi içlerinde değişen şartlara göre bir takım değişiklikler de yapılabilir. Burada da bu portföy gruplarının hem kurulum kapasitelerini hem üretimlerini görüyoruz. Bu 9 adet portföyümüz Türkiye'nin değişik yerlerine dağılmış şekilde faaliyetlerine devam ediyorlar. Bu portföy gruplarını belirlemenin dışında tabi bizim bir de sektörün özelleştirilmesinin önünde halledilmesi gereken temel bir takım belirsizlikler ve sorunlar vardı. Bunlardan  bir tanesi işte bu özelleştireceğimiz santrallerde elektriğin alım satım anlaşması benzeri bir yapı oluşturacak mıyız? Konuşmamın başında da söylediğim gibi aslında hedeflenen tamamen liberal serbest piyasada alıcılarla satıcıların ikili anlaşmalar şeklinde birbirleriyle ticari faaliyette bulundukları bir piyasa modeline bir an önce ulaşabilmek. Ama bu sürece ulaşırken yeni bir sisteme geçtiğimiz için buradaki belirsizlikleri yumuşak bir geçiş şeklinde gidermek için de elektrik alım anlaşmalarının olabileceğini düşünüyoruz ve bununla ilgili de çeşitli modellemeler üzerinde çalışıyoruz. Bildiğiniz gibi şu anda zaten dağıtım şirketlerinde daha önce belirlenen 6 portföy arasında elektrik satış anlaşması var ve bunlar 2012 yılı sonunda nihayete erecek. 2012'ye kadar yapacağımız özelleştirmelerde özelleştirdiğimiz santralin bu portföy grupları içersinden ayrıştırılarak kendi yükümlülüklerini tek başlarına dağıtım şirketlerinin üstlenecekleri bir model geliştireceğiz. 2012'den sonra, azalan oranlarda % 80 alım anlaşmasından başlayarak 2-3 yıl içersinde sıfıra inecek şekilde alım modeli üzerinde de çalışmalarımız devam ediyor". (Harita 1), (Tablo 3)

 

"Santrallerle birlikte linyit rezervleri de özelleşecek"

Özelleştirme öncesinde bilhassa termik santrallerde, doğalgaz, linyit ve kömür tedariki ile ilgili olarak yatırımcılarımıza anlaşılır bir model sunmamız gerekiyor diyen Aksu, "Buradaki temel hedefimiz de doğalgazla ilgilidir. Biliyorsunuz BOTAŞ'ın sattığı doğalgazın önemli bir bölümü bizim termik santrallerimize satılıyor. Dolayısıyla doğalgazla çalışan termik santrallerinin özelleştirilmesinden önce BOTAŞ'la, ilgili santral arasında BOTAŞ'ın alım yükümlülüklerini de göz ardı etmeden bir alım anlaşması yapmayı düşünüyoruz. Linyit ve kömürlerle ilgili düşüncemiz da tamamen linyit rezervinin termik santralle birlikte özelleştirilmesidir. Bununla ilgili olarak  hem  enerji bakanlığımızın hem de Başbakanımızın destekleri var. Ancak kanuni düzenlemelerini yapmamız gerekiyor. Bunun üzerindeki çalışmalarımızı çok kısa zamanda sonuçlandıracağız. Mevzuata dair taslak metin hazırlanmış durumda. Bu konuyu da bu şekilde halletmeyi düşünüyoruz".

 

"Çevre yatırımları için süre verilecek"

Ahmet Aksu, HES özelleştirmelerinde de DSİ ile su kullanım anlaşmaları imzalanacağını belirterek, santrallerin çevreyle ilgili yatırımlarının 2011 yılından sonra da yapılabilmesi için gerekli süreyi Çevre Bakanlığı'ndan alınacak izin ve yapılacak mevzuat değişikliği ile vermeyi düşündüklerini ifade etti.

Aksu şöyle sürdürdü: "Hidrolik santrallerinin özelleştirilmesinden önce diğer 52 akarsu için yaptığımız anlaşmalar gibi Devlet Su İşleri ile su kullanım anlaşmaları imzalamayı düşünüyoruz. Bu su kullanım anlaşmalarıyla birlikte bu santrallerin devrini gerçekleştireceğiz.

Özelleştirme yöntemi olarak belirlediğimiz yöntem de zaten kanunlardan gelen, anayasadan gelen bazı kısıtlar zar. Termik santrallerinin varlık satışı şeklinde mülkiyetini devredemiyoruz, fakat akarsu ile çalışan santrallerin ancak belirli bir süre için kullanım hakkını verebiliyoruz. Böyle bir modeli yatırımcılarımızın ilgisine sunacağız; termik santrallerde mülkiyet satışı, akarsularda da işletme hakkı devri şeklinde bir özelleştirme yöntemi düşünüyoruz. Tabi zamanlama ile ilgili olarak az önce de bahsettim, önümüzdeki günlerde başlamayı düşünüyoruz.

Özelleştirmelerden beklediğimiz en önemli faydalardan bir tanesi hem mevcut tesislerin modernizasyonunun yapılması hem de kapasite artırımı şekliyle sektöre yeni arz katkısının sağlanması. Dolayısıyla bazı ihalelerimizde yatırım zorunlulukları da mutlaka ki olacak.

Diğer üzerine çalıştığımız bir konuda çevresel uyum. Biliyorsunuz şu anda faaliyette olan santrallerin büyük bir çoğunluğu çok eski santraller. Çevreyle ilgili yatırım ihtiyacı olan santraller. Şu anda 2011 yılının sonuna kadar bir muafiyetleri var fakat 2011'den sonra da yatırımcılara belirli bir termin planı içersinde yapacakları yatırımları bize bildirmeleri şartıyla, bu yatırımları yapmaları için belli bir süreyi müsaade etmeyi düşünüyoruz. Çevre Bakanlığı'ndan alacağımız izinlerle ve diğer yapacağımız mevzuat değişiklikleriyle bu süreyi vermeyi düşünüyoruz. Bunlar tamamlandıktan sonra da Türkiye'de bir an önce dağıtım sektörüyle tek ayağını özelleştirdiğimiz elektrik enerjisi üretiminde üretim özelleştirmesiyle liberal piyasaya geçişi sağlayacağımızı ümit ediyoruz.

 

 

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız: "Enerji yatırımlarını özel sektör marifetiyle yapabilme kabiliyetimiz gelişti"

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız toplantıda yaptığı konuşmada Türkiye'nin 2001 yılında enerji sektöründe liberalleşmeyle, serbestleşmeyle alakalı önemli bir karar aldığını ve son 8 yılda, Türkiye'nin bu karar doğrultusunda enerji yatırımlarını özel sektör marifetiyle yapabilme kabiliyetini oldukça geliştirdiğini söyledi.

Enerji sektörüne son 8 yılda 25 milyar Dolar'lık yatırım yapıldığını şu andaki kurulu gücün de 48 bin MW'lar civarında olduğunu söyleyen Taner Yıldız şöyle devam etti: "132 milyar kW saat civarındaki toplam üretimimiz, 209 milyar kW saate çıktı. Ve biz Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 100. yıl dönümü olan 2023'te takribi 400 milyar kW saat civarına bir tüketim bekliyoruz. Bu ne demek; bu yatırım demek. Hem özelleştirme idaresinin şu anda portföyünde bulunan şirketlerin özel sektör marifetiyle, usulünce yönetilmesi ve o üretimin sağlanması hem de aynı zamanda Türkiye'nin mevcut kapasitesine eklenecek, Türkiye'nin büyümesini karşılayacak, 3.500 ila 4000 MW civarındaki kurulu gücün artması demek. Şu ana kadar yaklaşık EPDK'ya 125 bin MW civarında bir başvuru ulaştı. Bunun 20 bin 870 MW'ı başvuru niteliğinde, 44 bin 360 MW'ı inceleme ve değerlendirme aşamasında, 10 bin 800 MW'ı uygun bulundu kararı almış durumda ve 48 bin 500 MW'ta da lisans verilmiş bulunuyor. Bu aslında kamu kurum ve kuruluşlarının kendi üzerine düşen görevi bundan sonraki süreçle alakalı bir nevi tamamlaması anlamına geliyor. Özellikle termik santrallerinin ön planda ve hidroelektrik santrallerini de takip eden tarzda özelleştirilmesiyle beraber önemli bir nokta yakalanmış olacak. Uluslararası şu anki veriler bize sevindirici bir noktayı da işaret ediyor.

Karbon salımlarıyla alakalı geldiğimiz noktada Türkiye dünyanın ilk 17 ekonomisi arasındayken karbon salımları itibariyle 26. sırada bulunuyor. Yine Türkiye'nin karbon salımları  bir önceki yıla göre % 7.3 oranında azalmıştır. Türkiye hem büyüyor hem enerji arzıyla alakalı kalemleri artıyor, ama buna rağmen karbon salımlarında daha düşük seviyeyi yakalıyoruz. Bu şu demek enerji bütün yapılanmasını çevre şartlarına saygılı ve iç içe yapıyor. Bu bizim için çok önemli. Dünyadaki ekolojik dengenin bozulmamasına yönelik çabalar bir yandan sürerken bir yandan da bunların azaltılmasına, bu dengesizliğin giderilmesine dönük işlevlerimizi enerji sektörü olarak mutlaka yapmamız lazım. Çünkü aynı gün içersinde Moskova'da eksi 30 dereceyle beraber enerji kesintilerinin yaşandığı, aynı gün Arjantin'de sel felaketlerinin olduğu ve yüksek sıcaklıklar dolayısıyla da bir takım sıkıntıların yaşandığı bir dünyada yaşıyoruz. O yüzden Türkiye enerji politikalarını koyarken ve bunların uygulamasına devam ederken böyle bir dengeye dikkat edeceğini de göstermiştir.

Aynı zamanda yenilenebilir enerji kaynakları ile alakalı Avrupa'daki sıralamamız da gittikçe daha üst seviyelere doğru yükselmektedir. Rüzgar enerjisi ile alakalı özellikle sizlere teşekkür ediyorum, son iki yılda yapılan yatırımların, 2005 yılındaki kanuni düzenlemelerle beraber iyi bir ivme yakalayacağı imajını vermiştir. Bildiğiniz gibi yalnızca rüzgar santrali enerji üretimimiz 1200 MW'ların üzerinde ve yeni verilecek lisanslarla beraber, önümüzdeki 3 yıl içersinde çok ciddi bir aktivite kazanacağına inanıyorum".

 

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek; "Amacımız rekabetçi bir piyasa yapısına ulaşmak"

Biz Türkiye'de elektrik üretim ve dağıtımında rekabetçi bir piyasa yapısına ulaşmayı amaçlıyoruz diyen Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de toplantıda yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Rekabetçi bir piyasa oluşturulması yönünde 2000'li yılların başında bu yana bir çok düzenleme yapıldı, bir çok adım atıldı. Kurumsal altyapısı oluşturuldu. Amacımız hem dağıtımda hem üretimde verimli bir yapıya geçmek, kamunun mümkün olduğunca bir piyasa aktörü olarak rolünü azaltmak ve tam aksine piyasayı daha çok düzenleyici, belirleyici bir yapıya kavuşmasını sağlamaktır. Elektrik dağıtım şirketlerinin özel sektöre devrini geçen sene itibariyle tamamladık. Gerçi henüz devirleri tam olarak gerçekleşmeyen bölgeler var ama sonuç itibariyle elektrik dağıtımında önemli bir mesafe kat ettik. Aslında üretime de irili ufaklı başladık. Hatırlarsanız Ankara Doğal Elektrik Üretim A.Ş. santrallerini (140 bin MW) 2008 yılında özelleştirdik. Yine geçenlerde benzer kapasiteye sahip 50 akarsu üzerindeki küçük hidroelektrik santrallerinin özelleştirilmesini de tamamladık. Dolayısıyla bugün daha çok büyük termik santrallerin ve hidroelektrik santrallerinin özeleştirilme sürecinin başındayız. Türkiye'nin uzun dönem potansiyeli hakikaten büyük...

Şu anda elektrik tüketim talebinde % 7'lik bir artış var, bu da yıllık 300-4000 MW civarında bir ekstra kurulu kapasiteyi gerektiriyor. Bundan sonra artık tamamen özel sektör eliyle yapmak istiyoruz. Kamunun kaynaklarını da ülkenin rekabet gücünü artıracak başka alanlara kaydırmak istiyoruz. Özel sektörün dinamizminden yararlanmak istiyoruz. Türkiye olarak gerçekten önümüzdeki 30-40 yıllık sürece baktığınız zaman hakikaten bunu ben söylemiyorum, büyüme potansiyeli çok yüksek bir ülke. Biz bunu ilk defa 8-9 yıldır teorik olmaktan öte gerçekleştirilebileceğini ortaya koyduk. Türkiye'nin bir potansiyeli hep vardı, 90'lı yıllarda ben Türkiye'de makro ekonomik analizler yaparken de bu potansiyeli vardı, ama performansı son derece zayıftı. Biz bu performansın gerçekleştirilebileceğini ortaya koyduk. Bugün genel anlamda bir makro ekonomik istikrar var. Tabi ifade edildiği gibi bunun temelinde siyasi istikrar var. Ama siyasi istikrar da doğru politika çerçevesinde olur. Bu da çok önemlidir. Türkiye olarak örneğin fiyat istikrarı sağlamada çok önemli bir mesafe katettik. En son enflasyon rakamları açıklandı % 4.9. Dünyada yine enflasyonist baskıların arttığı bir döneme giriyoruz ama Türkiye'nin geldiği nokta önemli".

Elektrik üretim şirketlerinin özel sektöre devrinin ne kadar süreceğinin sorulması üzerine Şimşek, "Bizim baz senaryomuza göre 2-3 yılda bitirmeyi ümit ediyoruz. Ama tabi ki bu kısmen piyasa şartlarıyla da ilişkilidir. Ama bizim baz senaryomuza göre 2-3 yılda biz bu elektrik üretim şirketlerinin özel sektöre devrini tamamlarız diye düşünüyoruz" yanıtını verdi.


Etiketler