2011 yılında HES’ler, Doğalgaz Santrallerini Yakaladı…

03 Ekim 2012 Dergi: Eylül-Ekim 2012

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK); elektrik, doğal gaz, petrol ve LPG piyasalarına yönelik geride kalan yıl içerisinde gerçekleştirdiği düzenleme ve denetleme çalışmalarını ve bu piyasaların 2011 yılı sonu itibarıyla genel görünümlerini “2011 Yılı Faaliyet Raporu” ile kamuoyunun bilgisine sundu.
EPDK Başkanı Hasan Köktaş, raporun önsözündeki değerlendirmesinde “Avrupa'nın altıncı, dünyanın on altıncı büyük ekonomisine sahip olan Türkiye’nin büyümesinde enerji sektörünün en önemli dinamiklerden biri olarak öne çıktığını” vurgulayarak, “böylesine önemli bir sektörü hem yatırımcıyı cezbedecek hem de tüketiciyi memnun edecek şekilde düzenlemeye çalıştıklarını” belirtti. Geçmiş yıllarda ülke kalkınmasında tekstil, turizm, inşaat ve otomotiv gibi sektörler ön saflarda yer alırken, sanayi üretimindeki büyüme oranına koşut olarak en yüksek payı enerji sektörünün almaya başladığını ifade eden Köktaş, “Türkiye ekonomisinin gelişiminde enerji sektörünün başat bir faktör olmasıyla birlikte bu sektöre olan yerli ve yabancı yatırımcı ilgisi hızla artmaktadır. Dünyanın önde gelen enerji şirketleri hızla büyüyen Türkiye enerji sektöründe pastadan pay almak için adeta yatırım yarışına girmektedirler” diyerek şöyle sürdürdü: “Özel sektörün enerji piyasasındaki etkinliğinin bu derece önem kazanması, bu sektörün ve bu sektörde yapılan her türlü düzenlemenin önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Ülkemiz için son derece önemli olan enerji sektöründe rekabete dayalı bir ortamın sağlanması ve bu ortamda faaliyet gösterecek mali açıdan güçlü, şeffaf ve istikrarlı enerji piyasalarının oluşturulması ve bu piyasaların düzenlenmesi ile denetlenmesi faaliyetlerinin layıkıyla yerine getirilmesi önem arz etmektedir. Güçlü siyasi iradenin ekonomi ve enerji konularındaki kararlılığı, piyasanın gelecek öngörüsünü güçlendirmekte ve düzenleme kabiliyetini artırmaktadır. Bu bağlamda, enerji sektörünün düzenlenmesi ve denetlenmesi ile görevli olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na merkezi bir rol düşmektedir. EPDK olarak düzenlediğimiz piyasalara katkı sağlayacak, sektörü mevcut durumundan bir adım daha öteye götürebilecek uygulamaları yapma hususunda azami özen göstermekteyiz. Kurumumuzun öncelikli hedefi; tüketicilere enerjinin daha verimli, güvenli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu olarak sunulmasını sağlayacak ortamı oluşturmaktır. Diğer taraftan çevre-ekonomi-piyasa odaklı, yatırımcılar açısından öngörülebilirliği yüksek, şeffaf ve eşitlikçi bir piyasa yapısının oluşturulması ve sektörün tüm katılımcılarının, faaliyetlerini daha sağlıklı ve ekonomik olarak gerçekleştirebilmeleri de, Kurumumuzun faaliyetlerini gerçekleştirirken öteden beri dikkate aldığı önemli hususlardandır.”

2011 Yılında Elektrik Enerjisi Sektörü  

EPDK 2011 Yılı Faaliyet Raporu’nda verilen bilgilere göre; elektrik piyasasında 2011 yılında 3716,5 MW'lık yeni üretim kapasitesi işletmeye alındı. Bunlar arasında hidroelektrik tesisler ile doğal gaz  santrallerinin at başı gittiği, yeni HES’lerin 1293.70 MW, yeni doğal gaz santrallerinin ise 1299 MW’lık bir toplam oluşturduğu görülüyor. 2011’de işletmeye giren yeni tesisler arasında ithal kömüre dayalı olanlar 625 MW, rüzgar santralleri ise 418,5 MW’lık bir toplam oluşturuyor. 2011 yılında üretim ve otoprodüktör faaliyetinde bulunmak üzere EPDK’ya başvuruda bulunan tüzel kişilere verilen lisansların dağılımı incelendiğinde ise; yıl boyunca en fazla hidroelektrik santrallere lisans verildiği, bunu rüzgar santrallerinin izlediği görülüyor.

Üretim ve Tüketimin Genel Görünümü  

EPDK’nın elektrik üretim-tüketim durumuyla ilgili fiili değerlere göre derlediği tablo ise, 2011 yılında Türkiye toplam elektrik enerjisi üretiminin 228,4 milyar kWsaat olarak gerçekleştiğini gösteriyor. Yurtiçi toplam elektrik enerjisi talebi (brüt talep) ise 229,3 milyar kWsaat olarak gerçekleşmiş… 2011 yılı elektrik enerjisi talebinin 2010 yılına göre % 9 oranında arttığı görülüyor. Elektrik enerjisi ithalatı ise önceki yıla göre % 315’lik artış göstermiş… İhracatta da % 99,8’lik bir artış gözleniyor. Elektrik enerjisi ihracatının, elektrik enerjisi üretimine oranı % 1,67; elektrik enerjisi ithalatının brüt talebe oranı ise % 2… Elektrik enerjisinde 2011 yılı genel görünümüyle ilgili olarak Rapor’da daha sonra şu bilgilere yer veriliyor: “Tüketim verileri aylık ve 12 aylık hareketli ortalamalar bazında incelendiğinde, brüt elektrik enerjisi talebindeki daralmanın 2010 yılı itibariyle tamamen bittiği ve 2011 yılının özellikle ilk ve son çeyreklerinde bir önceki yıla göre tüketim artışının çok yüksek gerçekleştiği görülmektedir. Öte yandan en yüksek tüketim sırasıyla Aralık, Temmuz ve Ağustos aylarında gerçekleşmiştir. 1990'lı yıllarda yıllık ortalama % 8,5 olan yıllık brüt elektrik enerjisi talebi artış hızı, yaşanan ekonomik krizlerin etkisi ile 2000'li yıllarda % 5,7'ye düşmüştür. Yaşanan krizlerin etkisinin en fazla görüldüğü 2001 ve 2009 yılları hariç tutulduğunda, 2000'li yıllara ilişkin ortalama brüt elektrik enerjisi talebi artış hızı % 7,18 olarak hesaplanmaktadır. (2011 yılında) Brüt elektrik enerjisi talebi % 9,5 oranında artarken, puant talep de % 8,18 oranında artmıştır. 2011 yılının en yüksek puant talebi 36.122 MW olarak 28 Temmuz Perşembe günü saat 14.30'da; en düşük yük talebi ise 20.241 MW olarak 6 Kasım Salı günü (Ramazan Bayramının 1'inci günü) saat 18.30'da kaydedilmiştir. Bu bağlamda, Türkiye elektrik enerjisi tüketiminin en yüksek olduğu 28 Ağustos 2011 tarihinde toplam 705,5 milyon kWsaat; en düşük tüketimin olduğu 16 Kasım 2010 tarihinde ise toplam 379,1 milyon kWh elektrik enerjisi tüketilmiştir. Bu değerler bir önceki yıla göre sırasıyla % 4,4'lük ve % 12,2'lik artışa karşılık gelmektedir. 2011 yılında Türkiye toplam elektrik enerjisi üretiminin % 26'sı mevcut sözleşmesi bulunan üretim tesislerinden, % 38'i kamu üretim tesislerinden sağlanmıştır. Özel sektör tarafından işletilen üretim tesislerinin 2011 yılında üretime katkıları büyüklüğüne göre;

-       Özel sektör üretim şirketi santralleri (% 27),

-       Yap-işlet modeli kapsamındaki santraller (% 20),

-       Otoprodüktör santralleri (% 5),

-       Yap-işlet-devret modeli kapsamındaki santraller (% 6),

-       İşletme hakkı devri modeli kapsamındaki santraller (% 2)
olarak sıralanmaktadır.


2004-2011 yılları istatistikleri incelendiğinde, mevsimsel değişimlere bağlı olarak üretici grupların Türkiye elektrik enerjisi üretimine katkılarının farklılaştığı; mevcut sözleşmeleri kapsamında faaliyet gösteren santrallerin toplam üretim içindeki paylarında % 12,7'lik bir azalma olduğu; buna karşın, özel sektör üretim şirketleri ile otoprodüktörlerin paylarında % 16,5'lık artış kaydedildiği; dolayısıyla kamu
santrallerinin üretime katkısındaki payların % 3,7'lik bir düşüş gösterdiği görülmektedir.

Elektriğin % 45’i Doğalgazdan

(…) 2011 yılında elektrik enerjisi üretiminin % 44,7'si doğal gazdan; % 22,8'i hidrolik kaynaklardan; % 16,9'u linyitten; % 10'u ithal kömürden; % 1,5'i fuel-oil'den; % 2,1'i rüzgardan ve % 1,97'si ise diğer kaynaklardan üretilmiştir. 2004-2011 yılları arasında doğalgaz ve kömüre dayalı elektrik enerjisi üretiminin payı artarken, yenilenebilir ve petrol türevi kaynaklara dayalı elektrik enerjisi üretiminin payı azalmıştır. (…) 2011 yılında elektrik enerjisi üretiminin % 56,5'lik kısmı ithal kaynaklardan sağlanmıştır. 2010 yılındaki yerli kaynak kullanımındaki artış, hidroelektrik üretimindeki artıştan ve doğalgaza dayalı elektrik üretimindeki azalmadan kaynaklanmaktadır. 2010 yılında elektrik enerjisi üretiminde ithal kaynakların oranı % 55,3 olarak kaydedilmiş olup, bu oranda, 2011 yılı ile karşılaştırıldığında, bir miktar artış gözlenmiştir. İthal kaynakların kullanımındaki bu artışta ithal kömürün payının artması etkili olmuştur”.

 


Etiketler


Slider Altına