Slider Altına

Enerji dönüşümü, sektörlerin ekonomik anlamda riske girmesine mi sebep olacak?

25 Eylül 2018 Dergi: Eylül-Ekim 2018

Global pazarlarda enerji dönüşümü devam ederken, gelişmekte olan ekonomiler de temiz enerjinin peşinden gitmeye başladı. Bu da fosil yakıtların gün geçtikçe kullanım oranlarının azalmasına neden oluyor. Bu dönüşüm aynı zamanda ekonomik anlamda da riske yol açıyor.

Carbon Tracker ‘ın yayınladığı “2020 Vizyonu: Fosil Yakıtların Düşüşü” adlı rapor, enerji talebi düşerken güneş ve rüzgâr enerjisinin yaygınlaşmasının, fosil yakıtların büyüme payının tamamına el koyacağını ortaya koyuyor. Aynı zamanda bu dönüşümün ekonomileri petrole dayalı olan ülkelerde büyük soruna yol açacağının altını çiziyor.

Rapor’a göre, enerji dönüşümünün büyük ölçekli etkileri şöyle açıklanıyor:

  • Fosil yakıt sektörü tahminen 25 trilyon dolarlık altyapı yatırımı gerçekleştirdi ve finans sektörü büyük miktarda atıl varlığı sindirmeye çalışırken sistemsel risklerle karşı karşıya kalacak.
  • Enerji dönüşümü bankacılık sektörü, sermaye varlıkları, ulaşım ve otomotiv sektörlerini geniş çapta etkileyerek, özkaynak endeksleri ve borç piyasalarının yaklaşık dörtte birini teşkil eden şirketleri doğrudan etkileyecek.
  • Fosil yakıt ihracatı yapan ülkeler zarara uğrayacak. Rusya, fosil yakıt rantlarının GSYİH’nın en az yüzde 10’unu teşkil ettiği 12 ülkeden biri.

Rapor enerji dönüşümü için üç itici faktörü ise şöyle tanımlıyor:
 1.Fotovoltaik güneş (PV), rüzgâr enerjisi ve depolama maliyetleri hızla düşüyor ve teşvik olmadan fosil yakıtlarla rekabet edebiliyor. Maliyetler her iki kat kapasite artışı için yaklaşık yüzde 20 düştü ve bunun devamı öngörülüyor. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı IRENA’ya göre, yenilenebilir enerji kaynakları 2020 yılına kadar dünyanın birçok bölgesinde fosil yakıtlardan daha ucuz olacak.

  1. Enerji talebinin büyümesindeki itici güç olan gelişmekte olan piyasalar, fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerji kaynaklarını tercih ediyor. Bu piyasalar daha az sayıda kurulu fosil yakıt altyapısına sahip, enerji bağımlılıkları ve hava kirliliği artıyor ve yenilenebilir enerji kaynaklarının sunduğu fırsatlardan faydalanmaya hevesliler. Çin ve Hindistan şimdiden güneş ve rüzgâr enerjisini fosil yakıtlara tercih ediyor. Çin 2012’de güneş ve rüzgâr enerjisi kurulu gücünde ve 2016’da elektrikli araçlarda Amerika Birleşik Devletleri’ni geçti. IEA önümüzdeki 25 yıl içinde enerji talebindeki artışın yüzde 27’sinin Hindistan ve yüzde 19’unun Çin’den kaynaklanacağını öngörüyor.
     3. Hükümet politikaları bu eğilimleri destekliyor. Rapor’un yazarı  Kingsmill Bond’a göre: “Karbon emisyonlarını sınırlama ihtiyacı, temiz hava soluma arzusu ve enerji bağımsızlığı konusundaki azim, küresel ölçekte fosil yakıt endüstrisi üzerindeki düzenleyici baskıların artacağı anlamına geliyor.”

Önümüzdeki sayıda görüşmek üzere…

 

 

Didem TAŞBAŞI