Bütün kapılar aynı yere açılıyor: Yenilenebilir enerji

13 Ocak 2017 Dergi: Ocak-Şubat 2017

Paris’te düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 21. Taraflar Konferansı’nın (COP21) devam filmi 7-18 Kasım 2016 tarihleri arasında Fas’ın Marakeş şehrinde yapıldı. COP22 olarak kayıtlara geçen bu toplantının Paris’in ardından biraz daha sönük geçmesi beklenirken hiç de öyle olmadı; önemli kararlar alındı, sözler verildi.

COP 22 ile ilgili hazırladığımız dosyamızda da yer verdik, buraya da aynen not düşelim: “Paris'te, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 192 ülke tarafından imzalanan Paris Anlaşması'nın yürürlüğe girmesi için, küresel sera gazı salımlarının toplamda en az yüzde 55'inden sorumlu 55 ülkenin anlaşmayı onaylaması gerekiyordu. Bu, beklenenden daha kısa bir sürede gerçekleşti. Küresel sera gazı salımlarının yüzde 66'sından sorumlu 94 ülke anlaşmayı onayladı ve Paris Anlaşması 04.11.2016 itibarıyla yürürlüğe girdi. Onaylayanların arasında AB ülkeleri, ABD, Çin ve Suudi Arabistan gibi ülkeler de var. Unutmadan söyleyelim, COP22 sonrasında onaylayan ülke sayısı 111’e çıktı. Yine toplantının sonucunda iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkelerden 47’si, ‘en kısa zamanda tamamen yenilenebilir enerjiye geçme’ sözü vererek, fosil yakıtları da en kısa zamanda terk edeceklerini vadetmiş oldular. Toplantıyı Fas’ta takip eden Greenpeace Uluslararası Yönetici Direktörü Jennifer Morgan, bu gelişmeyi şöyle değerlendirdi: ‘Geride bıraktığımız iki haftada Paris Anlaşması sonrasında yola devam etme kararlılığını gördük. İhtiyacımız olan büyük değişiklikleri yaratmak için Birleşmiş Milletler bünyesindeki ülkeler birlikte küçük adımlar attılar. İklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkelerden 47 tanesi öncülük edip yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçme sözü vererek, herkesten beklediğimiz liderlik ve vizyonu sergilediler’.”

COP 22’den bir 1 ay kadar sonra İstanbul’da “World Energy Outlook 2016” Türkiye tanıtım toplantısı yapıldı. Raporun tanıtımını yapan Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörü Dr. Fatih Birol, şunları söyledi: “Son yirmi beş yılda enerjide en büyük katkı kömürdeydi. Önümüzdeki yirmi beş yıl içinde kömür tüketimi ciddi şekilde azalacak. En ciddi büyüme yenilenebilir enerjide gerçekleşecek. Kömür hâlâ önemli. Çin dünya kömür tüketiminin yarısını yapıyor. Son iki yılda kömür tüketiminde düşüş var. Bunun esas nedeni iklim değişikliği değil şehirlerdeki hava kirliliği, insanların sağlık problemleridir. Bu arada Hindistan ve Güneydoğu Asya’da kömür tüketimi artıyor. En ucuz elektrik üretimi kaynağı hala kömür.

Yenilenebilir enerji artık kar getiren bir iş alanı oldu. Hemen hemen her ülkede yenilenebilir enerjide hızlı bir artış olduğunu görüyoruz. Özellikle rüzgâr ve güneş enerjisinde. Avantajları; öncelikle ülke olarak kendi kaynaklarını kullanıyorsun. Çevreye negatif etkisi yok ama maliyetli oluşu olumsuz bir faktör, fakat bu maliyet son yıllarda azaldı. Son beş yılda güneş enerjisinin maliyeti yüzde seksen, rüzgâr enerjisinin maliyeti ise üçte bir oranında azaldı. Şu anda Çin yenilenebilir enerjide en önde. Yenilenebilir enerjideki büyümenin temel sebebi Çin ve ABD’de politikalarının hayata geçirilmesi oldu”.

Uzun lafın kısası yenilenebilir enerjiye geçmek artık neredeyse bir zorunluluk hâline geldi. Tabi temiz ve yaşanabilir bir dünya istiyorsak…