GÜNDER, lisanssız elektrik üretiminde yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini paylaştı

07 Nisan 2016 Dergi: Mart-Nisan 2016

GÜNDER’in düzenlediği Türkiye’de Güneş Enerjisi Yatırım Fırsatları ve Lisanssız Üretim Yönetmeliği Değerlendirme Projesi Kapanış Çalıştayı 26 Şubat’ta Nippon Otel’de gerçekleştirildi. GÜNDER tarafından yayımlanan Güneş Enerjisinde Finansman Modelleri kitabının da ilk kez tanıtıldığı etkinlikte lisanssız elektrik üretiminde yaşanan engeller ve çözüm önerileri katılımcılarla paylaşıldı.

Çalıştayın açılış konuşmasını yapan GÜNDER Genel Sekreteri Faruk Telemcioğlu, GÜNDER hakkında verdiği kısa bilgilerden sonra yürütülen ulusal ve uluslararası projeleri katılımcılarla paylaştı. Telemcioğlu, Döğerlioğlu Hukuk ve GÜNDER işbirliğiyle hayata geçirilen Lisanssız Üretim Yönetmeliği Değerlendirme Projesi’ni de sonuçlandırdıklarını da ifade etti.

Çalışmanın paydaşlarından olan WWF Türkiye’den Mustafa Özgür Berke, güneş enerjisi sektörünün dalgalı bir denizde yol aldığını ancak pusulanın doğru yönde olduğunu ve bunun da umut verdiğini ifade ederek şöyle konuştu: “Çünkü hem çevresel hem de ekonomik açıdan sürdürülebilir, arz güvenliğini sağlayan, aynı zamanda her kesimin düşük maliyette erişimine imkan verecek bir sistem var. Demokratik bir enerji sisteminin ana unsuru güneş enerjisi olacak. Dünyadaki enerji sistemi değiştikçe Türkiye’de güneş enerjisi üreticisi haline gelecek. Ama bunu ne zaman yapacağımız, ne zaman harekete geçeceğimiz hem ekonomik hem de çevresel açıdan Türkiye’nin kaderini değiştirecek unsurlardan bir tanesi. Bu dönüşümü bir an önce gerçekleştirmek için de hepimize görev düşüyor”.

Lisanssız elektrik üretiminde karşılaşılan en büyük engel ‘mevzuat yoğunluğu’

Çalışmanın sonuçlarını açıklayan Avukat Özlem Döğerlioğlu ise; raporu oluşturmak için farklı perspektiflerden görüş aldıklarını ve sektördeki sorunları bu şekilde belirlediklerini söyleyerek lisanssız elektrik üretiminde karşılaşılan engelleri şöyle sıraladı:

  •          Mevzuat yoğunluğu
  •          Mevzuatların dilinin anlaşılır olmaması
  •          Mevzuatlar arası bağlantı yetersizliği
  •          Bağlantılı mevzuatların süresi içinde tamamlanamaması
  •          Mevzuat içerisinde sözü edilen ve atıf yapılan “ilgili mevzuat”ın hangi mevzuat olduğunun açıkça belirtilmemesi ve bu durumun uygulanacak mevzuat açısından belirsizliğe sebebiyet vermesi
  •          Mevzuatlardaki güncellemelerin zamanında mevzuatlara işlenmemesi
  •          Mevzuat ile uygulamanın farklılığı
  •          Lisanssız elektrik üretim tesisinin hukuki niteliğinin açıkça belirlenmemiş olması / İmar problemleri
  •          Hak ve itirazlara ilişkin hukuki süreçlerin açık ve net tanımlanmaması
  •          Arazi tipi ya da çatı tipi farklı GES uygulamalarının aynı prosedürlere tabi olması ve Mesken/Sanayi/Ticari gibi farklı hacimlerdeki abone gruplarının aynı teşvik sistemine ve aynı uygulama prosedürlerine tabi olması
  •          Teşvik mekanizmalarının değişen piyasa koşullarına göre güncellenmemesi
  •          “Lisanssız üretim’’ konusunda sorumlu tek bir kurum-tek bir otorite yerine çok sayıda sorumlu kurumun bulunması (EPDK-YEGM-TEDAŞ)
  •          Kurumların rol ve görevlerinin tam olarak belirlenmemiş olması
  •          Kurumlar arası koordinasyon eksikliği
  •          Lisanssız üretim ve başvurularıyla ilgili iş ve işlemleri yürüten kurumlar için denetim ve yaptırım mekanizmalarının yetersizliği
  •          Lisanssız GES sürecinde yer alan ilgili kurum ve kuruluşların yaptığı iş ve işlemlerin şeffaf ve izlenebilir olmaması
  •          Farklı dağıtım bölgelerinde farklı uygulamaların olması ve dağıtım şirketlerinin kendi kuralları ile süreci yönetmeye çalışması
  •          Bürokrasinin yoğunluğu ve standart prosedürlerin/işlem adımlarının açık ve net şekilde belirlenmemesi
  •          Sektörel (güneş/rüzgar vs) bazlı yol haritalarının eksikliği, Lisanssız GES’in geleceğinin belirsizliği
  •          Sektörel bilgi kirliliği
  •          Toplumsal farkındalığın olmaması
  •          Finansman sorununa yönelik hukuki altyapının eksikliği
  •          Güneş enerjisi eğitim altyapısının ve kaliteli işgücünün yetersizliği

Döğerlioğlu konuya ilişkin çözüm önerilerini ise şöyle açıkladı:

  •          Maddeler arası koordinasyon sağlanmalı. Hangi maddelerin birbiriyle bağlantılı olduğunun çalışması yapılmalı
  •          Uygulama önekleri ve sektörel yol haritaları hazırlanmalı. Kurumların görevleri ve sorumlulukları net olarak belirlenmeli
  •          Kurumlar arası ilişkilerin artırılmalı
  •          Bürokraside engeller azaltılmalı
  •          Teknik dilde sadeleştirme yapılmalı
  •          Mevzuat/Uygulama standart prosedüre sahip olmalı. Herkes ne yapacağını sürecin başında bilmeli ve sürprizle karşılaşmamalı
  •          Değişen piyasa koşulları takip edilmeli ve revizyonlar zamanında yapılmalı
  •          Yetkili kurumlar için denetim ve yaptırım mekanizmaları güçlendirilmeli
  •          Arazi kökenli sorunlar giderilmeli
  •          Finansmanla ilgili hukuki altyapı hazırlanmalı, daha güvenli bir yatırım ortamı oluşturulmalı
  •          Şebeke kaynaklı teknik kısıtlar giderilmeli
  •          Toplumsal farkındalık yaratılmalı
  •          İşleyiş ve işlemler şeffaf ve izlenebilir olmalı
  •          Teşvikler çeşitlendirilmeli ve gruplandırılmalı. Mesken ve sanayi tipi aynı kategoride değerlendirilmemeli
  •          Güneş enerjisi uzmanlığının eğitim altyapısı güçlendirilmeli
  •          Kaliteli iş gücü sağlanmalı
  •          Sektörel işbirlikleri sağlanmalı
  •          Bilgi, doküman ve veri bankaları yaratılmalı
  •          Dağıtım bölgesinde arasındaki farklılıklar giderilmeli ve bununla ilgili yeni düzenlemeler getirilmeli
  •          Ha ve itirazlara ilişkin hukuki süreç doğru tanımlanmalı
  •          Mevzuat değişiklikleri kapsamlı ve uzun soluklu yapılmalı
  •          Mevzuattaki revizyonlar mevzuata zamanında işlenmeli.

Yatırımcılar tarife garantisi olmadan yatırım yapılamayacağı görüşünde

Çalıştayda ayrıca GÜNDER’in yaptığı Güneş Enerjisi Yatırımlarında Tarife Garantisi’nin (FiT) Etkisi konulu anket çalışmasının sonuçları da paylaşıldı. GÜNDER’den Gonca Fide’nin sunumunu yaptığı anket çalışması şöyle özetlendi: “GÜNDER Avrupa İklim Vakfı’nın destekleriyle “Türkiye’de Güneş Enerjisinin Farkındalığını Artırma” projesi kapsamında Türkiye’deki güneş enerjisinden elektrik üretiminde tarife garantisi(FiT)nin etkisini araştırmak için 16 Kasım – 16 Aralık 2015 tarihlerinde veri toplama yöntemleriyle anket çalışması yapılmıştır. İnternet anketi (CASI) olarak düzenlenen araştırma sorularına 245 kişi ve kurum tarafından yanıt alınmıştır.

Katılımcı portföyü, yüzde 24 EPC firması, yüzde 19 yatırımcı, yüzde 12 proje hazırlayanlar, yüzde 11 üniversite üyeleri, yüzde 10 kamu personeli,  yüzde 2 STK üyeleri, yüzde 2 finans kuruluşlarından oluşmaktadır.

Katılımcılar arasında, 4 kişiden 3’ü tarife garantisinin yatırımcılarını teşvik ettiğini düşünüyor. Cevap verenlerin yarısından biraz fazlası 13,3 cent/dolarlık tarife garantisini GES yatırımını artırmak için yetersiz görürken, yine yüksek bir oran için bu miktar yeterlidir. 10 yıllık garanti alımını ise yeterli bulmayanların oranı yükselmiş ve yüzde 62’ye çıkmıştır.

Tarife garantisinin bütün GES yatırımları için aynı olmasının yararlı olmadığını konusunda oran daha da yükselmiş ve yüzde 74’e çıkmıştır. Bu sonuç ve başka bir soru bize, katılımcıların yüzde 83 oranında sanayi, ticari, kamu ve konut yatırımları arasında farklı tarife garantisi olması gerektiğini söylemektedir. Yakın bir oranda katılımcı, FiT olmadan GES yatırımı yapılamayacağını ve FiT’in GES yatırımları için en önemli neden olduğunu düşünmektedir.

Tarife garantisi olmadığı takdirde, yatırımcılar ya büyük miktarda üretim yapmayı ya da çok düşük miktarda üretim yapmayı tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Tarife garantisi olmadan yatırım yapma nedeni olarak öztüketim yüzde 23 ile ilk sıradadır. FiT, yatırım teşvikleri ve vergi indirimi/muafiyeti ve diğer ilk ve devam niteliğinde finansal talepler takip eden sonuçlardır. 

Türkiye’de GES yatırımlarının ilgi çekici olmasının ana nedenleri sırasıyla coğrafi konum, çevreci nedenler, yüksek IRR oranı ve finansal çekiciliktir. GES yatırımlarının yaygınlaştırılması için gerekenler alım garantisi, yatırım teşvikleri, finansal görüşler ve finansal konular kadar bürokratik yapı da değişmelidir. Yerli ürün tüketimi ve öztüketim yatırım teşvikleri de diğer önemli yapılması gerekenler listenin ögeleridir.

Özetle, yatırım teşviklerinin, tarife garantisinin arttırılması ve çeşitlendirilmesinin ve alım süresinin uzatılmasının GES yatırımları üzerinde ana etkenler olduğu ve açık ara öne çıktığı görülmektedir. Bu finansal destekler olmadan GES yatırımlarının bodur kalacağı ve pozitif etkisi olan coğrafi konum, çevreci nedenlere rağmen gelişme göstermeyeceği sonucu çıkmaktadır”. 


Etiketler